Aristoteles için sanat, bir maddeye biçim vermektir. Ona göre doğa en büyük sanatçı ve en büyük şairdir. Doğa bir ağacı yaratır, ormana dönüştürür; insan bir ağacı tahtaya dönüştürür ve ancak ev yapar.
Yahya Kemal şiiri tanımlarken “Darası alınmış söz” diye ifade eder. Bu şekildeki bir anlatım bile herkesin ulaşamayacağı bir seviyeyi gözler önüne seriyor. Çoğumuz telefonda en kısa tümcelerle en doğru şekilde derdimizi anlatamazken bizlerden bir de şiir yazmamız istenirse varın siz düşünün içine düşeceğimiz halleri…
Bana göre de şiir, kontrol altına alınan duyguların güzel sözcüklerle inşa edilmiş harmonisidir. (Benim sözüm) Seslendirmeyle renklenir. Ritim de katılabilir. Dikkat edilecek önemli konu, duyguların her zaman kontrol altına alınamadığıdır.
Bir şimşeğin çakışı kadar kısa zamanda akla gelen duygu veya hazları yakalamaktır esas olan… Yakalanabilirse ne âlâ! Yoksa geçmiş ola! Sonrasında insan hatırlamakta bile güçlük çekiyor. Sabır işidir vesselâm…
Gece uykumda dahi aklıma gelen sözcükleri defterime yazardım. Bazen bir mısradaki ahengi yakalamak için günlerce söz dizimi üzerinde çalıştığım olurdu. Hâlâ da bu konuda iddialı olduğumu söyleyemem.
Düş Ülke
I
İzleyerek yalnız kötü meleklerle dolu
Karanlık ve ıssız bir yolu
GECE adlı bir hayaletin, kapkara
Bir tahtta dikilip hükmettiği bu diyara
Kuzeyin en ucundaki
Müphem bölgeden geldim yeni
Vahşi tuhaf bir iklimden, heybetle uzayan
ZAMAN’ın dışında, dışında UZAY’ın.
II
Dipsiz vadiler ve sonsuz tufanlar
Uçurumlar, mağaralar ve dev ormanlar
Ki, çiğ düştüğünden hep üstlerine
Keşfedemiyor onları hiç kimse
Dağlar ki devriliyorlar mütemadiyen
İçine hudutsuz denizlerin
Denizler ki yerlerinde duramıyorlar
Kabararak ateşten göklere can atıyorlar
Yayıyorlar o göller ki sonsuz
Yalnız sularını, yalnız ve cansız
Durgun sularını, durgun ve serin
Karlarıyla sarkan zambağın
III
O göller ki, yayıyorlar böyle
Yalnız sularını, yalnız ve ölü
Üzgün sularını, üzgün ve serin
Karlarıyla sarkan zambağın
Dağlar, bir nehrin yanındaki
Ki, hafifçe mırıldanır sürekli
Gri ormanlar, bataklıklar,
Kurbağa
Ve semenderin kamp kurduğu o saha
Civarı netameli dağ gölleri
Mesken edindiği o kötü hayaletlerin
Her bir yer ki yerlerin en lanetlisi
her bir kuytu ki kuytuların en kasvetlisi
Orada dehşet içinde karşılaşır gezgin
Örtülü hatıralarıyla geçmişin
Kefenli suretler o gezinenden ürkerler
Ve geçerken yanından iç çekerler
Çok önceden acı içinde, içinde beyazların
Toprağa ve göğe verilmiş suretleri dostların
(Edgar Alan Poe, Şiirler ve Anılar, s: 161)