SON DAKİKA
reklam
reklam

Balkanların Tarihi (Kitap tanıtımı)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 18 Eylül 2019, Çarşamba - 09:06   Okunma Sayısı:

Balkanlar dün Avrupa’nın barut fıçısıydı. Bugün ise belirsiz bir demokrasi arayışı içinde patlamış bir milliyetçilik kaosu… Etnik kavga ve sınır anlaşmazlıklarıyla ayrılmış, yüzyıllar boyunca çatışmış ya da karışmış bir halklar mozayiğini biraraya toplamıştır.

Yunanlar, Sırplar, Bulgarlar, Rumenler, Arnavutlar, Eflâklılar, Yahudiler, Türkler vb… Orta Asya’dan gelen Türklerin Yarımada’yı fethinden sonuncu büyük işgal olan Stalin’in Kızılordusu’nun işgaline dek olan tarihi anlatan bir kitap…

 

Balkan halkları

Balkan halkları Osmanlı Sultanı’nın imparatorluğunda geçen birçok yüzyıl boyunca din ve kültürlerini koruyarak 19’uncu yüzyıl boyunca ulus devletleri kurmuşlardır. Yunanistan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk…

Avrupa’nın güçlü devletlerince iştahları sömürülüp kışkırtılan azınlıklara sahip devletler, II. Dünya Savaşı boyunca patlayıp dağılmadan önce I. Dünya Savaşı’na neden oldular. Kırk yıl boyunca NATO üyesi Yunanistan hariç Moskova’dan çıkan yeni bir düzen kuruldu.

Balkan halkları, seçme özgürlüğüne yeniden kavuştukları zaman, 500 yıllık ortak maceralarının tarihi, sahip oldukları olağanüstü insan zenginliği ortaya çıkarmıştır.

Kitabın yazarı Georges Castellan, III. Paris Üniversitesi’nin değerli bir profesörü olup Doğu Uygarlıkları ve Dilleri Ulusal Enstitüsü’nde on yıl boyunca Balkan Tarihi okutmuştur. Günümüzde “Dünyanın barut fıçısı” durumuna gelen Balkanları değerlendirebilmek için bu kitap bir müracaat eseri olarak önerilebilir.

 

Kitaptan alıntılar

…Bizans İmparatorluğu ve medeniyeti, devletin Romalı yapısı, Helen kültürü ve Hristiyan inancı arasındaki bu çok sıkı ilişkiden doğmuştur. Bu Balkanların üçüncü büyük dönüşümü olmuştu. Bu dönüşüme hemen sonra Yarımada’nın tarihinde önemli bir olay eşlik etmişti: Slavların bölgeye yerleşmesi…

 

… 1018’den itibaren Bizans İmparatorluğu içinde toplanmış olan Bulgar devletleri, Slav olmayan etnik unsurların eşliğinde dinsel ve kültürel Yunanlaştırmaya maruz bırakılmışlardı. Bu unsurlar şunlardı:

Aleksis Commene’in 1091’de kuzenleri Peçeneklere karşı oluşturduğu ve Tuna Nehri boyuna yerleşmiş göçebe Türk halkı olan Kumanlar, büyük ırmaktan itibaren Makedonya ve Teselya’ya kadar uzanan Eflâklılar, bu bölgede ve Selanik’te bulunan çok sayıda Musevi ve Ermeniler…

… Doğu kilisesine karakterini ve özelliğini veren Bizans dönemi olmuştu. İlk önce 16 Temmuz 1054’te Hristiyan kilisesi, Bizans himayesindeki Doğu ve Roma Papası’nın himayesindeki Batı kilisesi olarak ikiye ayrıldı.

B kopma, asırlardır süregelen çatışmaların sonucunda ortaya çıkmıştı. 13 ve 14’üncü yüzyıllarda verilen çabalar boşuna olmuştu. 1452’de Bizanslı yüksek bir memur, papanın elçisinin karşısında şöyle demişti: “Başkentin merkezinde Latin külâhını görmektense Türk sarığını görmek daha iyidir.”

 

Osmanlı egemenliği (I. Murat, 1361-1389)

… Orhan’ın ikinci oğlu Murat, iç bölgeleri sağlama aldıktan sonra Trakya’yı ele geçirmişti. Bunu Dimetiko ve Edirne’nin düşmesi izlemişti. Bizans İmparatoru’nun karşı koyacak gücü yoktu. Başkentin surlarının ardına gizlenmişti. Bu surlar Osmanlılar için henüz zorlu gözükmekteydi.

Bizans, gazilerin Sofya, Niş ve Belgrad’a ilerlemelerine göz yumdu. 1364’te kumandan Lala Şahin Paşa, Philipolis (Filibe) kalesini her yandan kuşatmıştı. I. Murat buraya yerleşmiş ve Lala Şahin Paşa’yı “Roma ülkesinin yöneticisi” (Rumeli Beylerbeyi) yapmıştı.

Fethi sağlamlaştırmak için yerli Yuna halkın büyük bir bölümü Anadolu’ya sürülmüş ve onların yerine Anadolu Türk halkı yerleştirilmişti. Topraklar galip gelen beylere verilmiş ve Trakya Türkleştirilmişti.

Size, çalışmadığınız ya da mesaiye gitmediğiniz günlerde okuyabileceğiniz bir kitap… Belki sizleri biraz araştırmaya, bildiğimiz Osmanlı tarihiyle biraz karşılaştırma yapmaya yöneltecek belki de yazarı tenkit etmeye itecektir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam