Manavda alışveriş
Pazar sabahı kahvaltılık bir şeyler aşmaya çıkmıştım. Eşim elime tutuşturdu,kücük bir listeyi… Haşlamalık patates, yeşil soğan ve maydonos… Manava girdim, adamcağız hortumla manavın oÅNnünü yıkıyor. Beni karşılayan hanımı oldu. İstediklerim söyledim. Kadın tezgâhayöneldi. Seçmeye başladı. Dışarıdan bana doru seslendi;
---Hafta sonu, pek de iyi mal kalmamış… Cevap vermedim.
Seçtiklerin adama doğru uzatarak
---Şunlara bi’ su tutuver! Tekrar bana seslendi.
---Şiişşt, sana söyledim duydun mu?
---Neyi?
---Hafta sonu dolayısıyla iyi mal kalmadığını!
---Şimdi duydum.
a a a
Temel’in deneyi Tarım Konferansı’nda katılımcılar, yaptıkları çalışmaları ve sonuçta gerçekleştirdikleri verim artışını anlatıyorlarmış. Sıra Temel’e
gelmiş;
---Kuru fasulyeye gül aşıladuk, demiş.
---Peki, puni niye yaptınız?
---Yellenince gül kokayi
a a a
Temel ve köpeği
Temel, köpeği Karabaş ile trene biner.
Yolculardan biri,
---Köpeğinizi benden uzak tutun. Şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum. Temel gayet sakindir.
Köpeğine döner ve,
---Uyy Karabaş’um, dikkat edesun, bu adamda pire vardur. Sana da geçebulur.
a a a
Pazarlık bize vergi
Erkekler genellikle hanımlarla alışverişe çıkmak istemezler. Alışveriş kültürünün dışında yetiştikleri için izlenecek yolları da bilmezler.
Eşleriyle gitmek zorunda kalırlarsa ya kendileri bir yerde oturup çay kahve içmeyi ya da bir kitapçıya girmeyi tercih ederler. Bir kumaş mı bakılacak nerdeyse raflardaki tüm kumaşlar indirtilir, ruj bakılacaksa aynanın karşısında her rengin tonlarından dudağa sürülür ve silinir. Tezgâhtar, satıcı, manifaturacı ne derseniz deyin çok tahammüllü insanlardır. Gık demeden her denileni yaparlar. Ev hayatlarını merak ederim. Evde de böyle midirler acaba? Veya böylesine zengin alışveriş edebiyatı dünyanın bir başka ülkesinde var mıdır acaba? Eski yazılardan hazırlanmış çorba İsterseniz ciddi konulara girmeden acınacak halimize biraz gülelim: Olaylar karşısında kendisini kontrol edemeyen ve koşuma girmiş hayvan gibi addeden bir magandakitlesi var. Yaptıkları yasadışı işlerle oÅNvünen veya toplumun değerleriyle zıt düşen bu tiplere her yerde, her sektörde hatta her tahsil seviyesinde rastlamak mümkündür.
a a a
Gerçi menkıbedir anlatılır; ama yine de milliyetini yazmayım. … milletinden bir turist beş yıldızlı otelin restoranına iner. Yemek siparişini verir. Aradan biraz zaman geçer. Kemancı selâm vererek masaya yaklaşır ve;
---Efendim, bir serenat emreder miydiniz?
der. Aklı midesinde açlığı da başına vurmuş olan turist kızgındır:
---Ne serenatı kardeşim. Bonfile söylemiştim ben…
a a a
Anadolu sofrasında nefaset var, güzel koku var, güzel görüntü var. Sadelik esas. Yoksulla, düşkünle, komşuyla ve akrabayla bu güzellikleri paylaşmak var. Batı kültürünün etkisinin sezildiği 19’uncu yüzyıl sonlarından itibaren masalarda kandil, çiçek ve daha sonra müzik yerini almaya başlamıştır.
Osmanlı saray kasırlarının tavanları, odanın işlevini yansıtan goÅNrüntülerle (meyve odası, meyve dolusu tabaklarla) süslenmiştir. Günümüzde de yemek masalarının süslenmesi, örtülerin temizliği ve mekânın aydınlığı çok önemlidir.
Yemeğe davet edilen misafirleri geliş saatlerinde gayet candan şekilde kapıda karşılamak bir değer göstergesidir. Aynı incelikle uğurlamak örfümüzün gereğidir.