2011 yılından beri Suriye halkının yarısı evlerinden edildi. Evlerinden edilmek ne demek, şöyle gözlerinizi kapatıp bir düşünür müsünüz?
Doğduğunuz evden uzaklaşmak, çocukluk arkadaşlarınızdan kopmak, hatıralarınızı ve aile kültürünüzü kaybetmek… Sonrasında ise başka kültürlerin içine düşmek, çevreye yabancılaşmak, kabul edilmeyi beklemek… daha da acısı hor ve hakir görülmek, sürülmek tehlikesiyle karşı karşıya kalmak, sövülmek, dövülmek ve belki de hapse düşmek…
Bunların hepsi Suriye’de yaşanmakta, sığınmacı olarak gittikleri ülkelerde birçok Suriyelinin başına gelmektedir.
Peki, Suriye’ye barış ve huzur yeniden gelir mi? Suriye insanı bu olumsuzluklardan uzaklaşır mı? Asla hayır! İki süper gücün bir işi bulaşmış olması söz konusuysa bir kez daha söyleyeyim, asla hayır! Bakın son günlerdeki gelişmelere:
Suriye sınırındaki İran Devrim Muhafızları
Deyrizor, Suriye'nin doğusunda Irak sınırına yakın yerde bulunur. Sünni Arapların, İran, Irak, Lübnan, Afganistan ve Pakistan kökenli grupların yaşadığı, İran Devrim Muhafızlarının konuşlandığı bir kent…
Deyrizor, İran’dan Lübnan’a kadar kara bağlantısını sağlayan kent konumunda olup Irak ve Ürdün’den gelen boru hatlarıyla ticaret yollarının da üzerindedir. İran destekli gruplar, Deyrizor’da el koydukları mülklerde mezhep temelli eğitim vermekte ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlemektedir. Ayrıca Şii inancına ait ibadethaneler tesis ederek devrim ihracına yönelik faaliyetler icra etmektedir.
Esad rejimi, İran destekli grupların ve Rusya’nın desteğiyle Kasım 2017’de Deyrizor’un batısındaki DEAŞ işgaline son vererek kentin bu kısmını ele geçirmişti. Suriye’deki iç savaşta rejimin kara gücü haline gelen İran destekli yabancı terörist gruplar, en yoğun şekilde Irak sınırındaki Deyrizor’da varlık göstermeye başlamıştır.
Deyrizor iline bağlı Ebulkemal ilçesinde bulunan İran Devrim Muhafızlarına ait askeri noktaya hava saldırısı düzenlenmiştir. Uçağın aidiyeti başlangıçta tespit edilmemiş olmakla birlikte daha sonraki basın haberleri arasında İsrail’in vurduğu açıklanmıştır.
ABD’nin bu bölgeye bakışı
Ankara ile Washington arasında 'güvenli bölge' çalışmaları sürerken Amerikalı askerler arasında Fırat’ın doğusunu tamamen kapsamayan, Tel Abyad ile Raselayn arasında kalan bölge konuşulmaktadır.
Bölgede görev yapan ABD’li Tuğgeneraller Christian Wortman ve Tuğgeneral Scott Naumann, Suriye’deki 'güvenlik mekanizması' faaliyetlerini açıklarken “Tel Abyad ve Raselayn arasına odaklanıyoruz, buradan ağır silahlar çıkarılacak” demişler; ancak YPG’lilerin çekilip çekilmeyeceği konusunda bilgi vermemişlerdir.
ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’ndan, Türkiye ile yürütülmekte olan "güvenli bölge" çalışmalarında görev alan Tuğgeneral Christian Wortman ve Tuğgeneral Scott Naumann, bölgede yaklaşık bin ABD askerinin görev yaptığını açıklamışlardır. Ortak devriyelerin bu mekanizmanın yanı sıra "IŞİD'in yeniden ortaya çıkmaması için kuzeydoğu Suriye'deki güvenliği sağlama amaçlı olarak da yapıldığını" söylemişlerdir. ABD’li General Wortman,
"Washington Türkiye ile aynı amaçla mı görüşmeleri sürdürüyor? Eğer hedefler farklıysa, Türkiye'nin olası bir askeri operasyonu için şartlar da görüşmelerde gündeme geliyor mu?" sorusuna,
"Tel Abyad ve Raselayn (Akçakale) ile Ceylanpınar’ın karşısında yer alan Suriye sınır bölgesinde odaklanıyoruz. Bölgenin derinliği ise sivil nüfusun yoğunluğuna büyük önem verilerek sahadaki durumu yansıtacak şekilde dikkatle hesaplanıyor." demiştir.
Bölge değerlendirmesi
Oysa bu bölgelerde Resulayn doğusundan güneye inen Gümüş Çay ile Tel Abyad üzerinden güneye inen Karakoyun ve Güllâpsuyu Çayları, parçalı yükseltilere sahip araziyi geçerek Fırat Nehri’ne kavuşur. Çaylar, adeta güneye inen ilerleme istikametlerini oluşturur. Yollar kaliteli olmamakla birlikte güneye yapılacak sevkiyatta önem arz ediyor.
Tuğgeneral Naumann bu önemin bilincinde olarak, sınırdaki tahkimatın azaltılmasının Türkiye’nin güvenlik endişelerini gidermesi için başladığını belirttikten sonra ABD’nin, "IŞİD’le mücadele için SDG’ye silah ve mühimmat göndermeye devam edeceğini ve danışmanlık yapmayı da sürdüreceklerini" açıklamıştır.
Naumann, diyalog ve koordinasyonun "IŞİD'le mücadelenin aralıksız devam etmesi ve buna engel olacak planlanmamış herhangi bir askeri operasyonu sınırlaması için" sürdürüldüğünü söylemiştir.
Ankara, Fırat’ın doğusu olarak adlandırdığı bölgede, yani Kobani ile Kamışlı’yı da kapsayacak şekilde, 35 kilometre derinliğinde bir "güvenli bölge" talep ederken, Washington, Türkiye’nin YPG’ye yönelik olası operasyonunu engellemek üzere bir "güvenlik mekanizması" için çalışıyor. ABD, 2014 yılından beri IŞİD’le yaptığı mücadelede sahadaki müttefiki Halk Savunma Birliklerini (YPG) desteklemektedir.
Arazi onların lehine, ittifak tamam, tahkimat tamam, sevkiyat tamam… Hadi iyi bayramlar (!).