SON DAKİKA
reklam
reklam

Mihri Müşrik (III)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 4 Ekim 2019, Cuma - 10:30   Okunma Sayısı:

Bir yıl İtalya’da kalan Mihri Hanım, 1920 yılında yurda döner. İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ders vermeye devam eder. 2 yıl ders verdikten ve Yunan Ordusu Türk orduları tarafından hezimete uğratıldıktan sonra  Mustafa Kemal’i mareşal üniformasıyla ayakta canlandıran yaklaşık 3m yüksekliğinde bir portresini yapar ve Çankaya Köşkü’ne götürerek kendisine sunar. Celal Bayar anılarında, bu portrenin Mustafa Kemal’in en beğendiği portre olduğunu söyler. Aynı zamanda bu portre Cumhuriyetin ilanından sonra bir Türk ressam tarafından yapılan ilk Atatürk portesidir.  Mustafa Kemal Atatürk Mihri Müşrik hakkında şu övgü dolu cümleleri kuracaktır. "Mihri hanım’ı beğenmem sadece sırf benim yağlıboya portremi ilk ve en güzel bir şekilde yaptığından değil aynı zamanda benim gibi inkılapçı olduğu içindir. hatta benden önce inkılaplara başlamıştır” Daha sonra Yugoslav Kralı Alexander hatırasına Yugoslavya’ya hediye edilen bu tablo II. Dünya Savaşı sırasında Belgrad Sarayı’nın tahrip olması sonucu kaybolur, 1990’larda bulunur. 2 yıl süren İstanbul günleri, çevre ve aile baskısı dolayıyla eşinden boşanması ve bir daha dönmemek üzere Avrupa’ya gitmesiyle noktalanır. 1922 yıllarında tekrardan İtalya’ya giden Mihri Hanım, yaşamını ünlü portreleri yaparak sürdürür. Ayrıca bir kilisenin fresklerinin onarımında da çalışır. Aynı zamanda bu yıllarda İtalyan ünlü edebiyatçı  Gabriele d’Annunzio ile dostluk kurar ve onun aracılığıyla Papa’nın portresini yapar. Bu sebeple kendisi Papa’nın resmini yapan ilk Müslüman kadın ressam olarak bilinir. Gençliğinde olduğu gibi, yine, Roma’nın sanat çevresinden hoşlanmaz ve Paris’e gider. Paris’te de portre yapmakla meşgul olan Mihri Hanım’ın Çingene adlı tablosu Louvre Müzesi’ne kabul edilir. Bu güzel olaya  kız kardeşi Enise Salih Hanım ve yeğeni Hale Asaf’ın ölüm haberi eşlik eder. Değer verdiği bu iki kişiyi kaybetmesi sebebiyle daha fazla Paris’te yaşamak istemez fakat kendisine karşı devam eden baskıcı tutum nedeniyle ülkesine de dönemez, artık rotada yeni bir kıta vardır: Amerika Birleşik Devletleri. ABD’de bir süre  New York, Washington, Chicago’da üniversitelerde konuk resim profesörlüğü ve zengin Amerikan ailelerinin çocuklarına öğretmenlik yapan Mihri Hanım, 1928 yılında New York’un George de Mazinoff Galerisi’nde bir de kişisel sergi düzenler.Bu sergi sonrasında sanatı takdir görmeye başlayan Mihri Hanım, Edison’un, Roosevelt’in, Edvin Markham’ın, Muhtar Kent' in  babası Amerika Büyükelçisi Ahmet Muhtar’ın portrelerini yapar. Patlak veren İkinci Dünya Savaşı yıllarında portre çizmesinin yanında o yıllarda yayınlanan Amerikan Savaş Dergisi’nin birçoğunun kapak resimlerine fırçasıyla hayat verir. İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği bu yıllarda, Amerika’nın zengin eyaletlerinden olan Maine’de yaşayan varlıklı bir Amerikalı ile evlenir ve son senelerini New York ile Maine arasında geçirir. Paraya ihtiyacı olmamasına rağmen hayatının en büyük sevdalarından biri olan portre yapımına da ara vermez. 1954 senesinde Maine’de vefat eder. Işte Mihri Müşrik'in yaşam öyküsü. Dilerim ki; kız ressamlarımiz da güzel ve ustalarını takip eden işler ürettirler. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam