SON DAKİKA
reklam
reklam

Tatilde gezi ve tespitlerim

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 5 Ekim 2019, Cumartesi - 08:23   Okunma Sayısı:

 

Tatilden döndük. Giderken yaptığımız hazırlıkları yeniden yaptık. Hanım bir yandan kıyafetleri ve valiz işlerini hazırlarken ben tenis malzemelerimi, kameramı, sualtı tüfeğimi, gözlük, palet vs’yi, haritamı, pusulamı, birkaç kitabımı ve gitarımı hazırlıyordum.  Aracımızın bakımını yaptırdım.

Ege medeniyetleriyle ilgili gezilip görülecek yerler broşürlerimi el altında olacak şekilde aracımıza yerleştirdik. Daha önce gidip gördüğüm yerlerle ilgili notlarımı ve fotoğrafları bilgisayarıma aktardım. Yol üzerinde duracağım yerlerin de 15 yıl öncesine kadar resimlerini çıkartmıştım, dün ve bugün arasındaki farkları görmek için... 

 

Batı Anadolu’da yerleşim

Bütün bunlar karmaşık gibi gelse de görmek isteyenin kısa zamanda çok şey göreceği kesindir. Yazmaya da gerek yok, gördüğünüzü sözlü kayda alırsınız, bu da çok kısa zamana mal olur.

Antik kentler kitabını inceliyorum. M.Ö yıllarda bile Batı Anadolu topraklarının az sayıdaki nüfusuna rağmen yerleşim yeri sayısının çokluğu dikkat çekicidir.

Tıpkı bugün dağların başında mezra ve komlar gibi birbirine yakın yerlerde küçük in ve mağaralardan faydalanılmış, kaya mezarları ve taş anıtlar yapılmış. Günümüzde ise bu tip yerlerde define ve altın arayıcıları, cesetlerin yanında değerli eşya ve mücevher olabileceği düşüncesiyle soyguncular kaçak kazılar yaparak tarihi eserleri zarara uğratmakta ve yurt dışına kaçırmaktadırlar.

 

Neleri gördüm?

Kesilen ağaçların yerlerinde yeller estiğini, Manisa Ovası ve verimli ovalardaki yapılaşmaları, ekilecek alanların giderek azaldığını ve tüm bunların bölgenin üretime katkısında olumlu veya olumsuz yöndeki gelişmeleri gördüm, mukayeseler yaptım.

Milâs’ı gezdim, Beçin Kalesi (Kale içinde yaşayan çok yaşlı hanım yaşıyorsa eğer ziyaret edeceğim)’nde bolca resim çektim. Baltalı kapı, Hisarbaşı Tepesi’ndeki Helenistik döneme ait tapınak ve mezarlar, Roma mezarları, İasos (Kıyıkışlacık), Labraunda (Türbe), Barglia ve Halikarnassos (Bodrum)  gibi antik yerleşim yerlerini gezdim, gördüm.

Bodrum güneyindeki Myndos (Gümüşlük beldesinde) ve Bodrum Kalesi’ni tekrar tekrar görmüş oldum. Kaleye giriş ücreti 48.00 TL olarak alınıyor. Bu rakam Türk insanı için fazla değil mi? İlgililerin konuyu bir kez daha görüşmelerini öneririm.

Dönüşümüze üç gün kala kuvvetli bit yağış oldu. Bodrum’a indim, her yer batmış, rögarlar taşmıştı. Liman içi çamurla ve pis sularla kaplanmıştı. Sezon sonu olması, Bodrum’un çirkinliklerini az göstermesine neden oldu. Bir milyonu aşkın bir insan gelmiş olsa manzara herhalde daha da kötü olurdu.

 

Bafa Gölü

Geçmişi 2000 yıl öncesine kadar uzanan Bafa yöresi, antik felsefenin öncülerinden ünlü filozof Heraklit’in memleketi olarak biliniyor. Ege Bölgesi’nin en büyük gölü Bafa Gölü, Bodrum ve Kuşadası gibi büyük turizm merkezlerine yakın olmasına rağmen, kitle turizminden etkilenmemiş doğa harikası bir yer.

Aydın ve Muğla il topraklarında yer alan Bafa Gölü, Geç Antik Dönemden itibaren Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar ile dolarak, Latmos Körfezi’nin denizle bağlantısını kesmiş ve Ortaçağ sonlarına doğru bir iç göle dönüşmüş.

Büyük Menderes Nehri deltasının güneydoğusunda yer alan Bafa Gölü, 1989’da Bafa Gölü Tabiat Park alanı olarak ilan edilmiş.

Bu özelliklerine rağmen büyük insan kitlelerinin ziyaretleri henüz olmuyor. Bence de olmasın. İnsanın girdiği yerde tahribat ve kirlilik oluyor. Gölün rakımı nereyse deniz seviyesine eşittir.

Dağların arasından,  yeşil denizinden (Ormanlık alanlar) geçtik… Dereler eşlik etti, çeşmeler uğurladı…

Yol boyunca birçok yerde “tilki geçişi” uyarı levhaları vardı. Demek ki, tepeleri iskân edinmiş tilkiler, gölden su içmek amacıyla sık sık karayolunu geçiyorlar…

Bana sonraki yıllarımda daha çok lâzım olacak bilgiyi depolamış, resimleri çekmiş oldum. Şiirlerime kaynak teşkil edecek olaylar da var. Şimdilik onlarla baş başa kalayım. Hazırladıkça sizlerle paylaşırım.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam