SON DAKİKA
reklam
reklam

Sinemamızda Adaletin Temsili

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 9 Mart 2017, Perşembe - 10:00   Okunma Sayısı:

Geçtiğimiz günlerde gelen bir ölüm haberi bize Yeşilçam’ı Yeşilçam yapmış insanımıza sinemayı sevdirmiş bir figürün daha aramızdan ayırıldığını haber vermekteydi. Bu isim Melih Gülgen’den başkası değildi. 1946 yılında İstanbul'da doğan Gülgen, Rami de ilkokul ve ortaokulu okumuş ve  Atatürk Erkek Lisesini bitirip ekmek parası kazanmanın derdine düşmüştü. Onun sinemacı olma gibi bir derdi yoktu ve hasbelkader girdiği sinemayı zamanla çok sevip ve rejisör asistanlığından rejisörlüğe kadar gelerek  zamanla 1975 sonrasının toplumcu yönetmenler furyasına katıldı ve önemli filmler çekti. Gülgen verdiği bir röportajda bu durumu söyle  anlatmaktaydı. “İlk yönetmenlik deneyimim hiç aklımda olmadığı bir zamanda gerçekleşti. Askerden yeni dönmüştüm, Yücel Uçanoğlu'na asistanlık yapıyordum. Yeni bir filme başlayacaktık. Feridun Kete (aynı zamanda kameraman) ve ortağı Yücel Uçanoğlu ile birlikte sabah erkenden toplanıp işe çıkacaktık. Ekip hazırdı, Feridun Bey ve Yücel Bey yoktu. Bir müddet bekledik Feridun Bey geldi, ama rejisör yoktu. Feridun Bey asistanı olan Erhan Canan ile beni kenara çekti? "Bizim Yücel Bey ile ortaklığımız dün gece bitti." Bana, "filmi sen çekiyorsun" dedi. Asistanı Erhan'a da "kameraman sensin. Hadi siz işe çıkın ben sonra gelirim" diyerek bizi gönderdi. Biz de o güne kadar ne öğrendiysek becerebildiğimiz kadarıyla filmi çektik. Film çıktı, sinemalarda oynadı. Ama bir problem vardı! Film iş yapmıyordu. Ben, film İstanbul'da nerede oynuyorsa oraya gidiyordum. Hatamı aradığım için gidiyordum. Mutlaka benim bir hatam vardı, ama neydi bilmiyordum? Sonunda buldum. Benim montaj bilgim çok zayıftı. Film çok ağır ve yavaş olmuştu, bu şartlarda rejisörlük yapmam zordu. Hemen Yılmaz Atadeniz'e koştum, daha önce Yılmaz Güney'in oynadığı "Çirkin Kral" filminde ona asistanlık yapmıştım. Tekrar çalışmak istediğimi ve bana montajı iyice öğretmesini istediğimi söyledim. Kabul etti. Çalıştığımız filmlerin montajını bana bırakıyor, sonra gelip hatalarımı düzeltiyor, tashihleri yapıyordu. Bana çok iyi bir şekilde montajı öğretti. Siyah beyaz döneminde senede 12-13 film, renkli dönemde 4-6 arası film çekiyordum. 1970 yılında kendi şirketimi kurdum. Gülgen Film o zamandan beri hem kendi firmama, hem de başka firmalara film çektim. Aşağı yukarı 150 film çektim.” 
Evet; Yılmaz Atadeniz’in sinemaya  kazandırdığı Yılmaz Güney gibi toplumcu içeriğe sahip filmler çekti. Bunlar; Tıpkı Yılmaz Güney’de de olduğu gibi verilen mesajların çarpıcı bir şekilde sunulmasıydı. Bu filmlerde ise adalet ‘e verilen değer ve adaletin olmazsa hiçbir şeyin olamayacağına dair vurgu çok önemlidir.
İşte;1975 ve 1977’de çekilen Cemil ve Cemil Dönüyor filmlerinde Cüneyt Arkın’ın hayat verdiği Cemil Komiser  bir bakıma 70’lerin Behzat Ç’sidir. Hatta bana sorarsanız Emrah Serbes Cemil’den etkilemiştir. Çünkü; haksızlığa dayanamayan ve görevini bağımsızca yapmak isteyen Cemil Komiser hem de yine 1977’de çekilen Adalet Filmindeki Kemal Komiser  ,Atatürk’ün  söylediği “Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.” Sözünü kendisine ilke edinmiş; kötülüğe, zalimliğe ve yer değirmenlerine karşı savaşan Don Kişot’ların  bir  tezahürdür. Bir halk kahramanıdır. Tabi; usta senarist Erdoğan Tünaş‘ı da es geçmeyelim . Cemil karakteri ise dönemin 2. Şube Müdürü olan Cemil Gülmen’den esinlenmiştir. 
1978’e geldiğimizde hayatın en kötü yanlarıyla yüzleşmek zorunda kalan, büyük olmanın verdiği yalnızlık ve sorumlulukla başkaları için yaşamak zorunda kalmış Halil’in hikayesini ele alan ;hayatına yeni bir sayfa açmaya karar veren  Halil’i ve verdiği mücadeleyi en önemlisi de İnsanları Sevmenin gerekliğini kötüyü ve kötülüğü ret eden “İnsanları Seveceksin “yine Arkın/Gülgen ikilisinin o dönemde ne kadar kayda değer işler çıkarttığını gözler önüne sermektedir.   Tabi o yıllarda 80’lerde de yer vereceği  kabadayı temalı filmlerde de ( Evlatlık/1976 Başrol; Serdar Gökhan)  ve (Baba Ocağı/1978 Başrol; Cüneyt Arkın)  kabadayılar üzerinden adaletin sağlanması perspektifinden ele alınması gerekiyor. Tabi; Yeşilcam’ın bu dönemi ve adı gecen filmler ayrı bir yazı konusudur. 
Ancak;12 Eylül 1980 Darbesi öncesi ve sonrasına derin bir krize giren Yeşilcam’daki furyalardan (Erotik/Şarkıcılı Filmler/Video Filmler ) etkilenen isimlerden birisi de Gülgen oldu. Bu dönemde Arabesk furyasının önemli isimleriyle de film çekti.( Ferdi Tayfur, Yıldıray Çınar vb) Ancak; çizgisini muhafaza edip derinlikli filmler de çekmeyi ihmal etmedi. Bu filmlerden adaleti işleyen öyle bir filmi vardı ki; Steven Spielberg’in en çok sevdiği 10 film arasına girdi. Merak ediyorsanız bir sonraki yazımı İstanbul’da düzenlenen 30. Uluslararası Boğaziçi Karate 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam