Nisan ayında yapılacağı kararlaştırılmış olan fakat sonra iptal edilen seçim öncesinde İsrail Başbakanı Tel Aviv’de yaptığı toplantıda Batı Şeria’daki Ürdün Vadisi’nde ve Ölü Deniz kuzeyinde yeni yerleşim alanları açılacağı sözünü vermiş; ancak bu çıkışa Filistin, Ürdün, Suriye, Türkiye, Arap Birliği ve Suudi Arabistan tarafından tepki gösterilmişti.
Yerleşim alanları veya yerleri
Bu terim 1948 öncesinde Siyonistler ve daha sonrasında İsrail tarafından tarihi Filistin’de inşa edilen ve sadece Yahudilerin yaşadığı yapılar için kullanılmaktadır.
Siyonistler ilk Yahudi yerleşim yerlerini 20’nci yüzyıl başlarında Tel Aviv'de inşa etmiş, Avrupa’dan ülkeye Yahudi göçü arttıkça da daha fazla araziye yayılıp yeni yerleşim yerleri tesis etmeye başlamışlardır.
Siyonist güçler, 1948-50 yılları arasında ele geçirdikleri tarihi Filistin’in %78'inde yer alan Filistin köy ve kasabalarının kalıntıları üzerinde de Yahudi yerleşim alanları kurmuşlardır. 1967 Savaşı’ndan sonra İsrail, tarihi Filistin’in kalan %22'lik kısmını ele geçirmiştir.
BM, İsrail’in bu teşebbüslerini kınamış ve bunların uluslararası hukukun ihlal edildiği görüşünü tekrarlamıştır. İşgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da yaşayan yerleşimcilerin sayısı aşamalı olarak yaklaşık 600.000'e yükselmiştir.
Trump ise, İsrail’in 1981 yılında Golan Tepelerindeki ilhakını tanıdığını açıklayarak Netanyahu’ya bu konuda destek sağlamıştır. Konu ile ilgili Reuters’e konuşan üst düzey ABD’li bir yetkili, İsrail’in Filistin topraklarına yönelik politikasında bir değişiklik olmadığını belirterek, “İsrail seçimlerinin ardından da barış vizyonumuzu sürdüreceğiz. Bölgeye güvenlik, fırsat ve istikrar getirmek için en iyi yolu belirlemeye çalışacağız” ifadelerini kullanmıştır.
Kullanım şekli
Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki yerleşim yerlerinin birbirleriyle ve İsrail’le bağlantısı yan yollarla sağlanmakta, bu yollar Filistinlilerin yaşadığı bölgelerin etrafından geçmektedir. İşgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan İsrailli yerleşimciler silah taşıyabilmekte ve sık sık Filistinlilere saldırıp tarım alanlarına zarar vermektedirler.
İsrail, Filistin arazilerine el koymaya ve Yahudi yerleşim yerlerini arttırmaya devam etmekte, Filistinlilerin tarihi Filistin’in geri kalan kısmında bile sürdürülebilir bir devlet kurma imkânı bırakmamaktadır.
Bu yılın eylül ayının sonlarında Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yaptığı açıklamada, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan El-Halil’in güneyindeki Dura kentinde yaklaşık 1500 dönümlük araziye el koyduğunu ifade etmiştir.
Raporda, açıklamanın, 1987’de çıkan ve "devlet malı" olduğu gerekçesiyle Dura’da bulunan üç araziye el konulmasına hükmeden kararın yürürlüğe girmesinden sonra yapıldığı kaydedilmiştir.
Osmanlı döneminden
Raporda, yerleşim yerlerinin eski sakinleri Filistinlilerin, halen ellerinde işledikleri arazilerin Osmanlı döneminden beri kendilerine ait olduğunu belgeleyen Osmanlı tapuları bulunduğu belirtilmektedir.
Yahudi yerleşimcilerin 2017-2019 yılları arasında El-Halil kentinde geçmiş yıllarda kurulan büyük yerleşim yerlerine birkaç yüz metre uzakta 6 yerleşim yeri inşa ettikleri açıklanmıştır. İsrail’in Batı Şeria’da, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2017’de göreve gelmesinden bu yana 18, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde ise 14 yerleşim yeri inşa ettiği dile getirilmiştir.
El Halil kenti
Ofisin raporunda, İsrail'in kasıtlı olarak El-Halil kentindeki Filistinlilere uyguladığı baskının dışında ihtiyaçlarını görmezden gelerek göç etmelerini hedeflediği, ihtiyaçlarını karşılayarak kentte kalmalarını teşvik için Yahudi yerleşimcilere uygun ortam sağladığı anlatılmıştır.
El Halil kentindeki Eski Şehir bölgesinde yaşayan yaklaşık 600 Yahudi yerleşimcinin, 1500 İsrail askeri tarafından korunduğu belirtiliyor.
İsrail ile Filistin arasında 1997’de yapılan anlaşma ile El Halil kenti, H1 ve H2 olmak üzere iki kısma ayrılmıştı. Kentin yüzde 80’i tümüyle Filistin yönetiminin kontrolüne, yüzde 20’lik bölümü ise güvenlik bakımından İsrail’e, idari olarak ise Filistin’e bağlanmıştı.
İsrail ve Filistinli kaynaklar, Doğu Kudüs ile Batı Şeria'da yaklaşık 650 bin Yahudi yerleşimcinin yaşadığını kaydediyor.
Sonuç
Her ne kadar Filistin, Ürdün, Suriye, Türkiye, Arap Birliği ve Suudi Arabistan İsrail’in bu bölgede genişlemesine tepki gösteriyor ise de, bu çabaların İsrail’in Kudüs ve Batı Şeria’da, Yahudi yerleşim birimlerini genişletmek için daha fazla Filistin toprağına el koyma hırsı devam edecektir.
İsrail’in hedeflediği yeni yerleşim projelerini ABD’nin de desteğiyle gerçekleştirmeye devam edeceği muhakkak görünmektedir.