SON DAKİKA
reklam
reklam

Türk Sineması Tarihinden İzler (II)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 10 Ekim 2019, Perşembe - 10:25   Okunma Sayısı:

1920’lerin başı sinemamız için bir emekleme dönemiydi aynı zamanda. Bu yüzden ordunun elinde şekillenmiş, ilk yıllarını askeri himaye altında geçirmiştir. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasıyla birlikte, Ordu’ya ait her türlü silah, mühimmat ve ekipmanın işgal kuvvetlerine devri zorunlu olunca, Ordu Film Merkezi elindeki tüm olanakları ‘Malul Gaziler Cemiyeti’ adıyla kurulan, bir bakıma da ‘paravan’ bir kuruluşa devretti. Dolayısıyla, Türkiye’de sinemanın ilk yıllarına ait faaliyetler bu cemiyetin çatısı altında sürdürüldü. 1922’de Kemal Film’in Seden Kardeşlerce oluşturulması yeni bir dönemin ilk adımıydı. 1922 yılı Türk Sineması için bir dönemin başlangıcı kabul edilir. Kemal Film’in kurulmasının hemen ardından ünlü tiyatro sanatçısı Muhsin Ertuğrul sinemaya adım atmış ve Türk sinemasında “Tiyatrocular Dönemi” olarak adlandırılan dönemi başlatmıştır. Sinemaya ilişkin ilk deneyimlerini Fransa ve Almanya’da edinen Muhsin Ertuğrul, 1922 yılında Kemal ve Şakir Seden Kardeşler’le anlaşarak ilk film stüdyosunu kurmaya karar verir. 1922 – 1939 yıllarını kapsayan dönemde çekilen 27 filmden 23’ü Muhsin Ertuğrul’a aittir. Sanatçı bu döneme öylesine damgasını vurmuştur ki aynı zamanda bu dönem “Muhsin Ertuğrul Dönemi” olarak da anılmaktadır. Ertuğrul yaptığı filmlerde, genellikle İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncularına rol vermiş, sahnede kullanılan dekorları film setlerinde de kullanmıştır. Tiyatroyu kamera önüne taşımıştır Muhsin Ertuğrul’un ilk çektiği film ‘İstanbul’da Bir Facia-ı Aşk’ ya da diğer adıyla ‘Şişli Güzeli Mediha Hanım’ın Facia-ı Katli’dir. Bu filmi, ‘Boğaziçi Esrarı’, ‘Ateşten Gömlek’, ‘Kız Kulesi’nde Bir Facia’, ‘Leblebici Horhor’, ‘Sözde Kızlar’ izler. 1924-28 yılları arasında çalışmalarını tiyatro üzerinde yoğunlaştıran Muhsin Ertuğrul, 1928 yılında İpek Film’le anlaşarak yeniden sinemaya döner. O dönem için hayli büyük bir rakam olan 15 bin kişi tarafından izlendiği sanılan ‘Ankara Postası’nın ardından ‘Kaçakçılar’ ve ‘İstanbul Sokaklarında’yı çeker. ‘İstanbul Sokaklarında’ aynı zamanda Türk sinemasının ilk sesli filmidir. 1931 yapımı şarkılı melodramdır. Türk sinemasında ilk sesli film olma özelliğini de taşır. Türk sinemasında dublaj devrini başlatan filmdir ve aynı zamanda Türkiye, Mısır, Yunanistan ortak yapımıdır. 1932 yılına gelindiğinde, Muhsin Ertuğrul uzun süredir tasarladığı projeyi hayata geçirme fırsatı bulur: Türk sinemasında daha sonraki yıllarda çekilecek olan ve Kurtuluş Savaşı’nı konu alan filmlerin bir tür prototipi sayılan ‘Bir Millet Uyanıyor’, Muhsin Ertuğrul’un da başyapıtı olur. Filmin sonunda Kurtuluş Savaşı’na dair belge filmleri eklenmiştir. Filmin en önemli özelliği Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserini okuyarak filmde yer almasıdır. Bu filmi bir başka başyapıt daha takip edecektir: ‘Aysel, Bataklı Damın Kızı’. Bursa’nın Çalıköy sakinlerinin figüranlığını üstlendikleri film, aynı zamanda Cahide Sonku efsanesinin de başlangıcıdır. 1934 yılında çekilen Bican Efendi ise ilk Türk opereti olan aynı isimli tiyatro oyunundan uyarlanmıştır. Filmin yapımını Kemin Film üstlenmiş senaryosunu Mümtaz Osman takma adıyla Nazım Hikmet yazmıştır. Aynı yıl düzenlenen 2.Venedik Film Festivalinde onur ödülü almış olsa da, yurt içinde beklenen ilgiyi görmemiştir. Fazlasıyla pahalıya mal olan filmin başarısız olması nedeniyle yapım şirketi büyük zarara uğramıştır. Muhsin Ertuğrul’la birlikte ‘Tiyatrocular Dönemi’ olarak anılan dönem, yine Ertuğrul’un iki tiyatro uyarlaması ‘Aynaroz Kadısı’, ‘Bir Kavuk Devrildi’ ve birkaç başarısız yeni deney ile ‘Tosun Paşa’ ile sonlanmıştır. (1939) Tiyatrocular Dönemi, Türk sinemasında tiyatro kökenli sanatçıların bütünüyle egemen oldukları bir dönemdi. Bu dönem bir geçiş dönemi olduğu kadar ; henüz, sinema ile tiyatro arasındaki ayrımın tam yapılamadığı ve tiyatroya ilişkin alışkanlıklar sonraki yıllarda da etkili olacak biçimde baskın geleceği bir dönem olarak kaydedildi. Bir sonraki yazımızda geçiş döneminden de kısa kısa bahsedeceğiz. Yer aldığı her rolün hakkından ustasıyla gelerek iz bırakan, tiyatro, sinema ve televizyonun usta aktörlerinden Tarık Ünlüoğlu’na Allah’tan rahmet , ailesine ve yakınlarına sabır ve baş sağlığı dilerim.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam