Birinci yazımızda Muhsin Ertuğrul’un önderlik ettiği ve “Tiyatrocular Dönemi “ olarak da bilinen dönemi özetleyerek anlatmıştık. Şimdiyse 1939’a uzanacağız. Genç ve yurt dışında eğitim alan bir yönetmen olan Faruk Kenç bir süre asistanlık yaptıktan sonra 1939’da çektiği Taş Parçası filmiyle , Geçiş Dönemi’ni başlatan ilk isim olur. Bu filmle beğeni kazanan Kenç, tiyatro dilinden uzaklaşmış, sinema dilinin fark edilmeye başlandığı bir film çekmiştir. Baha Gelenbevi, Şadan Kamil, Turgut Demirağ, Şakir Sırmalı, Çetin Karamanbey, Aydın Arakon ve Orhon Murat Arıburnu gibi genç yönetmenler, 1950’lere kadar sinema dilinin özelliklerini yansıtan ürünler ortaya koyarak, Geçiş Dönemi’ne katkıda bulunmuşlardır. Bu dönemin yönetmenlerinin genel özelliklerini ise şöyle sıralayabiliriz. Geçiş dönemi sinemacıları eğitimlerini yurtdışında yapan, bu esnada sinema konusunda ya da yakın alanlarda (ses mühendisliği, fotoğraf vb.) çalışma fırsatı bulan isimlerdi. Geçiş Dönemi, Muhsin Ertuğrul’un yanı sıra, ondan büyük ölçüde etkilenen ancak tiyatronun egemenliğinden koparak sinema sanatına yakınlaşma arayışları içinde olan bir kuşağın Türk sinemasında öne çıkmaya çalıştığı bir dönem olarak da tarihe geçmiştir. 1939’da bir önemli gelişme daha yaşanır. O sene çıkarılan ‘Filmlerin ve Film Senaryolarının Kontrolüne Dair Nizamname’, devletin sinemaya yasal düzeyde ilk müdahalesidir; ya da başka bir ifade ile Türk sinemasının devlet kaynaklı sansür uygulaması ile ilk kez tanışması bu şekilde gerçekleşmiştir. Geçiş Dönemi’nin önde gelen isimlerine göz attığımızda ilk akla gelen isim Faruk Kenç’tir. ‘Taş Parçası’ isimli filmle, Muhsin Ertuğrul’un alternatifi olabileceğinin işaretlerini vermiştir. Adı geçen film, tiyatro havası taşıyor olmasına rağmen, yeni bir mizansen anlayışının yanı sıra ilk kez üç boyutlu dekorların kullanımı ile de dikkat çeker. Bu dönemde ‘Yılmaz Ali’, ‘Günahsızlar’ gibi filmlere de imza atan Faruk Kenç’in yanı sıra, melodram ağırlıklı çalışmalar yapan Baha Gelenbevi (‘Deniz Kızı’, ‘Yanık Kaval’, ‘Kanlı Döşek’); esas olarak ses mühendisliğinden gelen ve yaptığı filmlerin birçoğu sonraki yıllarda yeniden çekilen Şadan Kamil (’13 Kahraman’, ‘Seven Ne Yapmaz’, ‘Dudaktan Kalbe’, ‘Kınalı Yapıncak’.); yine ‘Bir Dağ Masalı’, ‘Fato-Ya İstiklal Ya Ölüm’ gibi dönemin şartlarına göre ‘büyük prodüksiyonlara’ imza atan Turgut Demirağ; sinema eğitimi görmediği halde genel kültürü ve sezgileriyle birkaç iyi film çeken ve ‘Domaniç Yolcusu’nda ilk kez flash-back tekniğini kullanan Şakir Sırmalı; yine kendini yetiştirenlerden Çetin Karamanbey, ‘Silik Çehreler’, ‘Çete’, İstanbul Canavarı’; özellikle tarihî filmler konusunda hayli iyi bir performans sergileyen Aydın Arakon (‘İstanbul’un Fethi’, ‘Vatan İçin’ ); edebiyat uyarlaması ağırlıklı filmlere yönelen ve senaryo yazımından oyunculuğa kadar her alanda faaliyet gösteren Orhon Murat Arıburnu (‘Yüzbaşı Tahsin’, ‘Sürgün’ ) gibi isimler Geçiş Dönemi’nin en önemli çalışmaları arasında yer aldı. (Devamı yarın)