Fransız lider Macron, geçtiğimiz aylarda Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurul toplantısı sonrasında;
- İran’ın nükleer silaha sahip olmaması,
- Yemen’de krizin sonlandırılması,
- Bölgede güvenliğin sağlanması ve ekonomik yaptırımların kaldırılması gerektiğini
belirtmişti. Şimdi anlatalım:
- Nükleer santrallerin yapımı
İran’ın en önde gelen bilim adamlarından Dr. Akbar Etemad İran nükleer programının mimarıdır. Etemad, reaktör fiziği üzerine İsviçre’de aldığı eğitim almış ve ülkesine döndükten sonra birikimini ve bu alandaki tecrübelerini 1974’ten itibaren Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin nin hizmetine sunmuştur.
1974'ten itibaren 23 bin megavatlık nükleer enerji santrallerinin yapımı için projelendirme çalışmalarını yürütmüş ve Şah’ın tam desteğini almıştır. Almanlar ve Fransızlarla dört reaktörün inşası konusunda anlaşmıştır.
Amerikalılar bu programa ilgi duymaya başlamış ve İran’ın nükleer yakıtı kendilerinden almasını dayatmaya başlamışlardır. İranlı yetkililer bu önerilere hayır demek suretiyle kendi çalışmalarını yürütmeye devam etmişlerdir.
Ülkedeki iç gelişmeler (İslam Devrimi) nedeniyle santralların yapımı durmuş, bir süre sonra İranlı yetkililer Almanların yarım bıraktığı santrali Rus teknolojisiyle tamamlamaya karar vermişlerdir. Yine Etemad iş başındadır.
Macron, İran ile yarım asır önce başlattığı nükleer destek faaliyetini sürdürmek istemekte; ancak ABD’den çekinmektedir. Dolayısıyla İran’ın karşısında yerini alacaktır.
- Yemen’de krizin sonlandırılması
BAE ve Suudi Arabistan ordularındaki silahları incelesek dünyanın üçüncü büyük silah ihracatçısı Fransız kaynaklı çok sayıda silah görürüz. Bu yılın mart ve nisan aylarında bu konu dikkate gelmiş ve yürüyüşler düzenlenerek Fransa protesto edilmiştir. Dolayısıyla Yemen’de krizin sonlandırılması demeci de mugalâta veya safsatadan öteye geçemez. Fransa Suudi Arabistan’a silah satacak ve Yemen’de savaş devam edecektir.
- Bölgede güvenliğin sağlanması
Bu konu, temel unsurlar halledildikten sonra olabilir. Ekonomik yaptırımların kaldırılması ne demek? Buna ilk başlayan sadece kendisini Müslüman görüp başkasını İslam’ın dışında tutan Suudi Arabistan olmuştur. Dolayısıyla Suudi Arabistan saltanat mensuplarının sefasının devam edebilmesi için sanal hedef ve düşmanlar olması gerekir. Bu tavır da devam edeceğine göre bölgeye huzur ve barış gelmeyecek demektir.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Strazburg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) 70’inci yıl toplantısında bir konuşma yapmış ve Türkiye’ye yönelik ağır eleştirilerde bulunmuştur. Yani yazının başındaki tespit ve değerlendirmelerine bir boncuk daha eklemiştir.
Berlin Duvarı’nın yıkılmasından 30 sene sonra kıtada temel hak ve özgürlüklerin hâlâ tehdit altında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, bunun için Rusya ve Türkiye’yi örnek göstermiş, "Hukukun üstünlüğünün gerilediği Türkiye’de insan hakları savunucularına, gazetecilere ve akademisyenlere karşı açılan davaları yakından takip etmeliyiz" şeklinde konuşmuştur.
Türkiye’nin baskıları
Bir Yunan parlamenterin mülteci krizine ilişkin sorusu üzerine, "Sığınmacı konusunun Türkiye tarafından bir baskı unsuru olarak kullanıldığını söylemekte haklısınız. Bence doğru cevap bu baskılara boyun eğmek değil" şeklinde konuşmasını sürdürmüş ve “Türkiye’nin baskılarına boyun eğmemeliyiz” demiştir.
Suriye'nin kuzey doğusunda Türkiye ile açıktan bir anlaşmazlık olduğunu da hatırlatan Macron, "Hiçbir şart altında Suriye politikamız Türkiye'nin baskıları altında şekillenmemelidir." diye beyanda bulunmuştur.
İncirlik’te konuşlandırdığı askerlerini ziyaret edemeyen Alman parlamenterleri nedeniyle Fransa da Türkiye’ye soğuk davranmaya başlamıştı. Benalla skandalı ortadayken AKPM’ye baskı yaparak gazetecileri içeri aldırmayan Macron ne yapmak istiyor?
Türk toplumu, PKK liderlerinin Macron’dan önceki liderler tarafından da Fransız sarayında ağırlandığını çok iyi biliyor. Macron aslına rücu etmiştir.
Biz ne yapabiliriz?
Bu ülkelerin liderleriyle dostluk kurarak ticari ilişkilerimizi geliştirmek değil, ticari ilişkilerin seviyesine göre yakınlaşmamızı ayarlamak gerekir diye düşünüyorum.