SON DAKİKA
reklam
reklam

İran sınırında olaylar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Ekim 2019, Cumartesi - 09:58   Okunma Sayısı:

18 Ekim günü haberlerde Van’ın Çaldıran ilçesinde Uzunyol Hudut karakolu ile Soğuksu karakolu bölgesinde devriye görevi yapan askeri araca, PKK’lı teröristlerce İran sınırından açılan ateş sonucu bir uzman çavuş şehit olduğu, iki askerin de yaralandığı bilgisi veriliyordu.

 

Bu bilginin devamında ise, yaralı askerlerin helikopterle Van’daki Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldığı ve bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldığı ifade ediliyordu.

 

Şam-Moskova İşbirliği

Rusya, 2015 yılının Eylül ayında Suriye meselesine doğrudan müdahil olmuş ve pay edinmeye başlamıştır. Başlangıçta Putin’in asıl hedefinin Suriye’de kalıcı üsler ve ekonomik çıkarlar elde etmek olduğu düşünülmüş, ancak Esad’ı ayakta tutmak gibi bir mesele içinde olduğu da görülmüştür.

Bu davranışa, “Rusya’nın Esad rejimiyle yaptığı stratejik işbirliği sayesinde Tartus’taki deniz üssüne ilaveten Lazkiye’de de yeni bir hava üssü elde etmek”  şeklinde bir gerekçe gösteriliyordu.

 

Rusya’nın Suriye’ye sunduğu güvenlik ve işbirliği fırsatlarının İran’ınkinden fazla olduğu bir gerçektir. Tahran, Esad’ın iktidarda kalması konusunda Moskova’dan daha kararlı bir duruş sergilemiş olsa da Rusya’nın, Suriye konusunda kazandığı avantajları ve “oyun kurucu” pozisyonunu İran’a kaptırmayacağı da göz ardı edilemez.

 

Savaşın sonuna yaklaşıldıkça ekonomik açıdan en avantajlı konuma yükselmek adına yürütülen diplomasi mücadelesi, Tahran-Moskova hattındaki stratejik işbirliğinin sonunu getirebilir.

 

İran’ın umduğu

İran’ın stratejisi, Esad’ın sonuna kadar desteklenmesi değil, bölgedeki Şii milis unsurlar ve rejime entegre edilmiş belirli bir politik nüfuza sahip İran güdümündeki yapılanmalar aracılığıyla bu ülkedeki temsiliyetini sürdürebilmektir. İran’ın Suriye’deki ve bölgedeki geleceği, Suriye’de ortaya çıkacak nihai duruma göre değişebilir.

 

Moskova-Washington-Şam-Tel Aviv hattında birtakım pazarlıklar yapıldığı malumdur. Bu durum, en çok Tahran’ı tedirgin etmektedir. İran şu anda bile, Suriye’deki çatışmaların başlamasından itibaren Esad’ın tek söz sahibi olarak kalmaya devam etmesini savunan en güçlü aktördür. 

 

İran, özel kuvvetleri aracılığıyla Suriye ordusuna askeri eğitim vermiş ve istihbarat toplamaya yönelik yardımlar yapmıştır. İran, bu eğitim ve yardımlarla Irak, Lübnan hatta Mısır ile olan ilişkilerini güçlendireceğini ve İsrail’e karşı üstünlük sağlayabileceğini dikkate almaktadır.

 

Nereye kadar?

Suriye rejimini ayakta tutmak için uzun süredir hem siyasi hem de ekonomik anlamda çok büyük külfetlere katlanan İran, bu yükün kendisine ağır gelmeye başladığını hissedince ne yapacak? Galiba biraz da buna zorunlu olarak katlanıyor.

 

Sonuçta İran, Suriye iç savaşını kendisine karşı yapılmak istenen saldırının bir parçası ve bahanesi olarak kabul etmektedir.

Doğu Guta ve Şam kırsallarının ele geçirilmesinde ve en son güney bölgelerde Suriye Ordusu’nun ilerlemesinde Rusya’nın sunduğu destek, Esad rejimin siyasi, mali ve askeri açıdan Moskova’ya daha da boyun eğer hale getirmiştir.

 

Rusya, Türkiye’nin ABD ile yeniden yakınlaşmasını hazmedememektedir. Özellikle Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un ve Başkan Putin’in Türk-ABD antlaşmasının açıklanmasını istemişlerdir. Bunun yanında Suriye resmi kuvvetleriyle yakın teması muhafaza etmekte, İran hududundaki terör faaliyetlerine de destek verdiği sanılmaktadır.

 

İran hududundaki askerlerimize saldırı, dikkat edilirse Suriye’deki faaliyetlerimize son verildiği gün ortaya çıkarılmıştır. Cephe değişikliği de diyebilirsiniz, Suriye’de YPG üzerindeki baskıyı hafifletmek ve dikkatleri başka yöne çekmek de diyebilirsiniz.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam