Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Oscar ödülleri, Hollywood'daki Dolby Tiyatrosu'nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.Tabi;yanlış anons skandalının gölgesinde geçti.
Biz de 89’cu Oscar Ödül Töreni için bazı tespitlerde bulanalım dedik kıymetli okuyucularım.
1. Gecenin sonunda "En İyi Film" ödülünün anonsunu yapmak için sahneye çıkan Warren Beatty ve Faye Dunaway ki ;Bonny Ve Clade’nin 50.Gösterim Yılı vesilesiyle sahneye çıktılar, önce "La La Land"in adını anons ettiler. Film ekibi, konuşmalarını yaparken ödülün asıl sahibinin “Moonlight (Ay Işığı)" olduğu ortaya çıktı. Bu skandal olay profesyonelliğe önem verdiğini söyleyen Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’ne hiç yakışmadı. Eğer bu yaşananlar bir mizansense de eşek şakası kabilinden olduğunu belirtmek gerekiyor.
2. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nin her sene politik bir içeriğe sahip olan filmlere ödül vermesi bilinen ve tartışılan bir olaydır. Bu sene; "En İyi Film" ödülüne layık görülen “Moonlight/Ay Işığı” hem Barry Jenkins’in ustalık eseri sayıldı;hem de Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2016'nın en iyi 10 filminden biri olarak seçildi.Bu yüzden ödül alması beni şaşırtmadı.Flim; üç farklı zamanda geçen ve bir çocuğun büyüme ve kendini keşfetme hikâyesini konu alıyor.
3.İyi de Moonlight’da politika işin neresinde derseniz ;”45.A.B.D Başkanı Donald Trump’a son dönemde uygulamaya geçirdiği 7 ülkeye yönelik seyahat yasağı , 44.A.B.D Başkanı Barack Obama’ya da siyahilere yönelik artan ayrımcılık ve siyahilere yönelik şiddet olayları üzerinden bir gönderme” var diye değerlendirme yapmaktayım.
Donald Trump’un 7 ülkeye yönelik seyahat yasağının haklığı/haksızlığı ile siyahi asılı Barack Obama’nın siyahilere yönelik artan ayrımcılıkta yeterli olup/olmaması biraz da A.B.D toplumunu ilgilendirdiği için bir yorum yapamam bu konuya çok da vakıf olmadığım için pek de doğru olmaz. Ancak ayrımcılık konusunun dünyamızda git gide vahim bir hal aldığını;öteki-beriki kavramının insanlar arasındaki ilişkiyi kötü bir şekilde etkilediği bir ortamda benim cevabım da Yunus Emre’den gelsin kıymetli okuyucularım ; “ Sevelim sevilelim,Dünya kimseye kalmaz.”
4. Gecenin ilk ödülü "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu", "Moonlight"taki performansıyla Mahershala Ali'nindi.Ancak bazıları Mahershala Ali'nin “Müslüman” kimliği üzerinden ödül kazandıklarını ifade etseler de ben katılmıyorum. Filmi izleyen birsi olarak şunu söyleyeyim Mahershala Ali'“Müslüman” kimliği üzerinden değil; “Oyuncu” kimliği üzerinden ödül kazandı.Güçlü bir oyunculuk kimliği sergileyen Mahershala Ali'ye ben “Maşallah.” Diyorum. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını bir siyahi aile dramı olan Fences’deki rolüyle alan Viola Davis’de ödülü hak eden diğer bir isim oldu.
5. Oscar’larda siyaset tartışmaları sadece Moonlight’dan ibaret değildi. The White Helmets (Beyaz Baretliler) Suriye'de yüzlerce kişinin hayatını kurtaran Beyaz Baretliler'i konu alan bir kısa belgeseldi. Rusya’nın El Kaide ve bağlantılı örgütlerle ile işbirliği yapmakla ile suçladığı,bu yüzden de aldığı ödüle Twiter’de tepki gösterdiği White Helmets üyeleri de ;kendilerini insanlara yardım götürdükleri için suçlandıklarını söyleyerek savunuyor.Aslında;Suriye’deki paylaşım savasının bir boyutunu da insani yardım kuruluşları oluşturuyor.Bölgede A.B.D İngiltere A.B. Rusya ve Çin fonuyla hareket eden bir çok insani yardım kuruluşları var. The White Helmets’in daha çok A.B.D ve İngiltere tarafından fonlandığı biliniyor. Bu yüzden; A.B.D’nin kendisine yakın duranı destekleme alışkanlığının bir insani yardım kuruluşu dahi olsa Oscar’a bile bir şekilde yansıdığını söyleyebiliriz.
6. Casey Affleck, "Manchester by the Sea (Yaşamın Kıyısında)" filmindeki performansıyla "En İyi Erkek Oyuncu" ödülüne layık görüldü. Yalnız; Affleck’in aslında Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikastı’deki rolüyle hak ettiği Oscar’ı 10 Yıl sonra aldığını düşünelerdenim.Tabi; Denzel Washington’da Fences’deki rolüyle alsa ona da memnun olurdum.
7.Hakedilme demişken 21. adaylığında Oscar heykelciğini kucaklayan "Hacksaw Ridge" filminin ses mikseri Kevin O'Connel’ı ve Yahudilerle ilgili olarak polis memuruna sarhoşken söylediği sözlerden ötürü ki; kendisini sarhoştum diye savunmuş ancak uzunca bir "Yahudi düşmanı" olarak anılmış olan ve dolaysıyla da Hollywood'tan da bir süre ayrı kalan Mel Gibson'ı da es geçmeden olmaz tabi.
Hacksaw Ridge köşemizde belirtiğimiz üzere özenli bir iş ve Mel Gibson'ın Braveheart,The Passion Of The Christ, ve Apocalypto’su kadar iyi çektiği bit film olarak yazmıştım.Aynı zamanda savaş karşıtı bir duruşu var. Bunun yanında filmin Amerikan Milliyetçiliği duruşu olması yüzünden Oscarları aldığı ifade ediliyor. Bence öyle olsa idi ;yakın dönem örneklerini de değerlendiğimde Hacksaw Ridge’in Oscar’da daha fazla ödül kazanması lazımdı.
8. En İyi Kadın Aktris kategorisi beklediğimden de çetin geçti. Zira ;adaylardan ilk izlediğim film Florence Foster Jenkins’in hayattaki son iki senesini ele alan ve Carnegie Hall’daki ünlü konserine kadarki süreci en ince detaylarına kadar işleyen “Florence” olmuştu. Sonra;Elle/ Isabelle Huppert harici tüm adayları izlemiştim. Oyuncu olabilme hayaliyle yanıp tutuşan Mia (Emma Stone) ile 20. yüzyılın en çarpıcı, en etkileyici ve en medyatik “First Lady”si Jackie Kennedy(Natalie Portman) kendi kariyerlerinin en iyi performanslarını sergileyince kimin alacağını merak ettiğimiz bir kategoriye dönüştü. Doğrusu;hepsininden birsinin almasına memnun olur, ancak Portman’ın ve Stone’nin de Oscar almasından daha da memnun olurdum. Nitekim; En İyi Kadın Oyuncu ödülünü de Stone aldı.
9.La La Land’a gelirsek; Evet filmin ilk yarısı tam bir görsel sölen.Müzikal öğeler o kadar iyi yerleşmiş ki;bu türle alakası olmayan bir kimse müzikali eminim ki; çok sevecektir. Sevgi var .Tutkulu bir aşk hikayesi var. Bu aşk hikayesi şefkatli bir hikaye aynı zamanda kıymetli okuyucularım. Geldik ikinci yarıya; müzikal olarak devam eden film bir ayrılık hikayesine dönüşüyor ve bir melodrama eviriliyor. Tabi ümitvar bir gelecek dünyasını işleyerek.
La La Land’ın bu kadar adaylık elde edip az Oscar almasını biraz da rakiplerine biraz da teknik dallarda(yapım tasarımı hariç) iyi rakiplerine bağlıyorum. Tabi En İyi Film Müziği ve En İyi Orijinal Şarkı dallarında hakkedilmiş Oscarları aldılar.
10. Teknik dallarda beni en çok şaşırtan ödül de Harry Potter'ın onun kitabını okumasından 70 yıl önce kitabı yazmış olan Newt Scamander'ın New York'ta yaşadığı maceraları konu alan kitap genç kaşifin gezi notları ve başından geçenleri ele alan Fantastic Beasts and Where to Find Them / Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar adlı serinin ilk bölümü olan "Fantastic Beast and Where to Find Them"in En İyi Kostüm Oscar’ına layık bulunmasıydı. Kimse de bu dalda Oscar alır diye beklemiyordu. Doğrusu; filimi de izleyen birsi olarak kostüm tasarımını epey beğenmiştim.
11. Zootopia’da En İyi Animasyon Filmi Dalında Oscar’ı aldı. İlginç bir fikre dayalı bir filimdi. Hayvanlar üzerinden ayrımcılığa ve kötülüğe dair çok ciddi göndermeleri olan,çocuklara yönelik çekilmiş gibi dursa da büyüklere yönelik sağlam mesajların verildiği Zootopia bu senenin en beğenilen animasyonu idi ve Oscar’da bizi şaşırtmayan işlerden oldu.
12.Keza; Asghar Farhadi ustanın Satıcı’sını( The Salesman)’nı Yabancı Dilde En İyi Film Kategorisinde favori görüyordum. Çünkü; adalet, ahlak, dürüstlük, vicdan ve ceza üzerinden derinlemesine bir sorgu içeriyor. Asghar Farhadi’nin törene Trump'ın seyahat yasağı yüzünden katılamaması çok tartışıldı.Nitekim; Farhadi adına ödülü almak için sahneye çıkan Anousheh Ansari, yönetmenin mesajını okudu. Farhadi mesajında, "Bu akşam sizinle olamadığım için üzgünüm. Yokluğum, ülkemdeki insanlara ve insanlık dışı bir kanunla ABD'ye girişleri yasaklanan diğer 6 ülkenin halkına saygısızlıktır." ifadesini kullanıyor. Açıklamanın kalan kısmını da dikkatle okuduğumda şunu çıkarttım ki kıymetli okuyucularım :” Savaş ve agresifliği doğuran bir kandırmaca oluyor. sinemacılar kameralarını ortak insani değerlere çevirebilir ve farklı ülkeler, dinlerle ilgili önyargıları yıkılabilir. empati yaratılabilir ve buna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.”Yani ;sanat birleştirir,ayrım yapmaz ve empati kurar demiştir. Kıymetli Okuyucular; Farhadi ‘nin Trump’a empati kurmaya davet ediyor olarak algılıyorsunuz durumu .Bende şöyle algılıyorum; Farhadi’nin çağrısı tüm dünyaya yönelik bir cağrı. Yani diyor ki; birbirinizle empati kurun ve birbirinizi anlamaya çalışın.