Ekonomi hayatımızdan bir konuya değineceğim bugün. Ticari hayatta ödeme yöntemlerinden biri olan çek , hem ticarette önemli bir yere sahiptir, hem de hukuki anlamda da kanunda sınırlı sayıda sayılmış olan kıymetli evraklar arasında yer alır. Para niteliğine sahip olan çek, her yerde hukuksal olarak geçerlidir. Bu sebeple ticari hayattaki yeri ve önemi büyüktür. Çek; Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilmiş gerekliliklere göre düzenlenen, bir bankaya hitap edilerek yazılan ve ödeme araçlarından biri olan kıymetli evraktır. Eğer kıymetli evrakın çek olarak kabul edilmesi gerekiyorsa, üzerinde mutlaka ‘çek’ ibaresinin olması gereklidir. Böylelikle çek olarak kabul edilebilecek ve ticarette bir ödeme yöntemi olarak kullanılabilecektir. Çek hazırlanırken üç taraf bulunur. Bunlar keşideci, muhatap ve hamildir. Keşideci; çeki düzenleyen kişiye denir. Yani çeki veren ve parayı ödeyecek olan kişidir. Muhatap ise çekin ödenmesi için kullanılan kurum yani bankadır. Hamil ise düzenlenmiş çeki elinde bulunduran kişidir. Yani ödemenin yapılacağı kişi, alacaklı taraftır. Çekler gününde ve zamanında ödendiğinde bir sorun oluşturmaz. Yalnız; ödemeler aksar veya hiç ödenmezse problem büyür. Sonuçta çekin karşılıksız olması gibi durumla karşı karşıya kalınır. Sonrasında ise hukuk devreye girer. İşte bu yüzden; avukat kardeşim ve gazetemizi beğeniyle takip eden sevgili Mustafa Zorbozan konunun hukuki boyutuyla ilgili bir yazı (https://zenginzengin.av.tr/tr/blog/ticari-hayattaki-konumu-itibari-ile-turkiyede-cek-kavrami-ve-5941-sayili-kanun-kapsaminda-karsiliksiz-cek-duzenleme-sucu/ )hazırladı. Kendisinden de özel izin aldım ve yazının bazı bölümlerini sizleri bilgilendirmek amacıyla kullanmaya karar verdim. Zorbozan yazısında “Çekin Karşılıksız Kalması Durumu İle İlgili Yasal Düzenlemeler Nelerdir?” başlıklı bölümünde şu bilgilere yer veriyor: “Çekin üzerinde yazılı olan ödeme tarihi geldiğinde bankada yapılan sorgulamada borçlunun banka hesabında çekin üzerinde yazılı miktar kadar mevcudu olmadığı anlaşıldığında ilgili çek karşılıksızdır işlemine tabi tutulur ve bu da borçlunun ticari siciline olumsuz şerhler düşülmesine sebebiyet vermektedir. Bu sebeple karşılıksız işlemine tabi tutulan çekin ait olduğu çek hesabının sahibi borçlu hakkında ağır ticari yaptırımlar uygulanması çek ile yapılan alışverişlerde güvenli bir ortam sağlanması ve ödeme alınabilmesi açısından bir güvence niteliğindedir. Yine çek ile yapılan alışverişlerde ödeme güvencesi sağlanması bakımından bir diğer yaptırım gücü ise 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. Maddesinde yer alan düzenlemelerdir. Çek kanununun 5. Maddesinin 1. fıkrası çekin karşılıksız çıkması durumunda alacaklı tarafından icra mahkemelerine yapılacak başvuru neticesinde, çekin karşılıksız kalan kısmından aşağı olmamak üzere borçlu hakkında binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmedilebileceğini düzenlemiştir. Kişinin bu şikâyet hakkının süresi de İcra ve İflas Kanunu madde 347’e göre şikâyet hakkına sahip alacaklının karşılıksız çek düzenleme suçunu öğrendiği tarihten başlayarak 3 ay ve her durumda 1 yılı geçemeyecektir.
(Devamı yarın)