SON DAKİKA
reklam
reklam

Eğlenceli bir sabah toplantısı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Kasım 2019, Çarşamba - 10:12   Okunma Sayısı:

 

Çay bardağının fazileti (!)

Mimar Cem Aydın ve Metin Usta’yı sabah toplantısı yaparlarken görmüş ve müsaade isteyerek masalarına ilişmiştim. Metin Usta bir konuyu anlatırken eli çay bardağına çarpınca bardak devrildi, çay döküldü.

 

    ---Nasıl oldu bu iş Metin?

    ---Bardağın dibi yuvarlakmış. Dik duramadı… Anlayamadığım şey, bardak bu kadar kişinin içinde bula bula beni nasıl buldu?

 

Pazar sabahı…

Kahvaltı sofrasındayız. Oğlumuz kilo almış görünüyor, annesi de kilo vermesini istiyordu. Oğlum, saç traşı olduktan sonra tartıldığını ve kilo vermiş olduğunu gördüğünü söyledi.   

 

Bedava mezar

İSKİ kör bir boruyu çıkarmak için çukur kazıyordu. Çukurun derinliği kazan kişinin göğüs hizasına kadar gelmişti. Sol tarafı Parkinson hastalığı nedeniyle sürekli titremeler halinde olan bastonlu bey, dışarıya atılan toprakların üzerine basarak geçerken kazı yapan işçiye gülerek,

    ---Evladım, madem kazmayı eline aldın. Onun yanına bi’ tane de benim için kazıver, dedi. Yoldan geçen diğer yaşlı,

    ---Bedava buldun mezara gireceksin galiba, dedi

 

Peşpeşe ölümler

Öğretmenevinde oturuyorum. Yaşlı beyin telefonu çaldı.

    ---Ne oldu, yine ölen mi var?

    ---  ……………..

    ---Yapma yav, Allah rahmet eylesin!

 

Çatalhöyük

7100 yıl önce Anadolu’nun bakir köşelerinden bir yerdir Çatalhöyük… Daha insanlar yerleşmeden önce kaplumbağalar, su hayvanları, kuşlar ve yumurtaları ilk sakinleri olmuş bu sulak düzlüğün… Bereketli yağmurlar tarım yapılmasına imkân sağlayınca çekmiş insanları bu sulak alana…

O insanların yaşam kültürüne ait bulgu ve tespitleri ortaya çıkaran araştırmacı grubun katlandığı zahmetleri hissetmemek mümkün mü? Heyecanlarınız heyecanımız oldu, yaptıklarınızla gurur duymanız bizleri onurlandırdı. Kazılara duyduğunuz ilgi Anadolu topraklarına olan sevgimizi arttırdı.

İstiklâl Caddesi’ndeki serginin adı “Mala’nın ucundan sergideki masaya” idi… Taşıdığımız kültür hazinesiyle övünmüş, araştırma ve arkeolojik kazıları yapanlarla yücelmiştik. Kazılarda gösterilen titizliğin sergide özene dönüştüğünü görmüştük. Benzer sergileri ve araştırma sonuçlarını görmek istiyoruz.

Trafik cezası

1990 yılında Diyarbakır’dan Ankara’ya tayinimiz çıkmıştı.  Eşyalarımızı kamyona yüklemiş, önceden göndermiştik.  Biz de özel arabamızı itina ile hazırlamış yola koyulmuştuk.  Pozantı yakınlarında önümüzde beliren bir kamyon, vapur bacası gibi duman salıyordu üzerimize. 

Gidiş geliş şeritli yolda sollamak risk olmasına rağmen bir fırsatını bularak öne geçtim.  Tepede polis çevirdi, evrak istedi.  Yaptığımın hata olduğunu ve ceza yazacağını belirtti.  O riskli sollamadan korkmuş olacak ki, eşim hemen polise “Lütfen ceza yazın efendim, ben de söyledim dinlemedi” dedi. 

Ben, babacan görünüşlü polise cezayı ödemek için hazırlık yaparken polis de eşimi onore etmiş ve ehliyetimi geri vermişti.  Ben de espri olsun diye, “Hanım sen benden aylık harcamanı almış mıydın?” dedim. Mırıldandığı mısralar,

 

           “Her daim bulursun kesinti yapacak ahvali,

             Yeter padişahım, kalmadı zulmedecek ahali”, şeklindeydi.

 

Benim kadar kitap okumasa da okuduğu kitaplardan bana sataşma sağlayabilecek sözcük ve tümceleri bulup çıkaran eşimle ilgili bu anlatımları yazdım.  Erkekler, kurnazlık yapmaya çalışsa bile benim gibi yüzüne gözüne bulaştıranları da olabiliyor. 

Kendimi hep yasalara saygılı bir kişi olarak görürdüm.  Trafik polisinin çevirmesiyle yine eşim gibi benden bir adım ötede bulunan kişiler olduğunu öğrendim. Aslında Türk insanının hazırcevaplılığı da edebiyatımıza bir yerde katkı sağlıyor.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam