SON DAKİKA
reklam
reklam

90 Kuşağının Bam Teline Basan Program

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 25 Mart 2017, Cumartesi - 10:00   Okunma Sayısı:

Kıymetli okuyucularım; dünyamız her gecen gün bir iz bırakan ismim dünya değiştirdiğine ve vefat tanık oluyor. Önce; ABD'li müzisyen ve rock'n'roll'un varlık nedeni ve efsanesi Chuck Berry’nin ölüm haberini aldık. Adına çekilen "Hail Hail Rock'n 'Roll"  filmini tüm sinema severlere bir kez daha öneriyorum. Sonra ise komplo teorilerinin aranan isimlerinden olan David Rockefeller’in ölüm haberini öğrendik. “Dünya İmparatorluğu ve Yeni Dünya Düzeni” gibi söylemleri dikkat çekmiş ve de  geniş tepki toplamıştı. Bu söylemleriyle pek çok komplo teorisine konu olan Rockefeller’in defalarca kalp nakli olduğuyla ilgili iddialar ortaya atılmıştı. Öyle ki; 7 kez kalp, 3 kez böbrek ve 2 kez de ciğer nakli geçirdiği iddia edilmişti. Tüm bu olanlar arasında ülkemizde çokça konuşulan bir ölüm haberi hem bizim gibi 1990 kuşağını hem de ülkemizi derinden sarstı. İzmir’de evinde geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hayatını kaybeden gazeteci-yazar Tayfun Talipoğlu oğlu Candaş Talipoğlu’nun da belirttiği üzere 1990 yılından beri fiilen gazetecilik yapan ve özellikle de 'Bam Teli' ile herkesin tanıdığı birisi olmuştu. Talipoğlu aslında yüreklerin bamteline dokunmuş, Anadolu İnsanının saf ve temiz yüzünü ekranlar yoluyla anlatmayı amaç edinmişti. 90 Kuşağı için pek çok kayda değer TV  programları olmuştur. Mesela; Barış Manço abimiz ve Coşkun Aral; ki Aral da savaş muhabirliğinden gelmedir  bizlere dünyayı tanıtmaya çabalarken, Nuray Yılmaz ablamızın  TRT’deki ünlü Gezelim Görelim ile Talipoğlu’nun Bam Teli’si Anadolu’yu tanıtmaya çabalıyordu. Tabi bir süre sonra da benzer nitelikte programlar çıkmıştır. Mesela 2000’lerde ekran karşına çıkan; Şoray Uzun Yolda  da akılda kalıcı bir programdır.
Memleketin şartlarının çetin olduğunu bize yıllarca ekrandan ileten; Tayfun Talipoğlu tıpkı Aşık Veysel gibi “Uzun İnce Bir Yolda” yıllarca Anadolu’yu tanıttı. Ben de iki sene önce Maltepe’de Talipoğlu ile karşılaşmış ,gencecik çocukların onla selfie çekmelerine şahit olmuştum. Ne yazık ki fotoğraf çektirmek kısmet olmadı. Özel Gebze Kolejinden Beden Eğitimi Öğretmenim Taner Başaran  ve  Binay Koçak  hocalarım Kocaeli/  Gebze'de Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde çok değil 3 hafta önce Tayfun Talipoğlu’yla hoş bir konser vermişler fakat buna da gidememiştim.  Samimi ve içten bir kişi olarak görmüşümdür Tayfun Talipoğlu’nu.  Tabi, son dönemde Talipoğlu’nun siyaset maceraları da olmuştu. 7 Haziran 2015 yılı seçiminden önce CHP'den Aydın ili milletvekili aday adayı olan Talipoğlu, daha önceleri de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek tarafından  Çankaya Belediyesi'nden belediye başkanı olması için teklif almıştı. 
Bu kadar  nev-i sahsına münasır bir kimseyi anlatmak ve onun anısına bir şeyler ifade etmek kolay değil.Dile kolay 1990 Kuşağı için önemli bir ekran figürüydü Tayfun Talipoğlu. Ben oğlu Candaş Talipoğlu başta olmak üzere tüm ailesine ve sevenlerine sabır diyorum. Tayfun Talipoğlu 1998’’de kaleme aldığı “Bam Teli”  adlı uzun şiirinde programın çıkış hikayesini söyle anlatıyor….

“Bir eksik vardı televizyonlarda.
hep İstanbul.. hep Ankara.. çok az da Anadolu. Anadolu da bir dakikalık haberlerde, gariplikleriyle, üç kollu çocuk ya da cinayetlerle... haber olabilmek için illa da olağandışı bir şeyler olmalıydı oralarda.
oysa Anadolu insanının olağan yaşantısı "haberin ta kendisiydi" sorunlarının sorun olduğunun farkında olmayan bu insanlar, gidişatı kader bellemişlerdi güzel şeyler yapıyorlardı çoğu zaman kimse ilgilenmiyorlardı "meşhur" olmadıklarından. çıkarmıyordu sesini. hep tercüman arıyordu. çünkü bu zamana kadar onlar adına hep birileri, konuşanlar vardı.
oysa bir gidilse, yüreklerini ayaklarına sereceklerdi. onlardan hep "seyirci olmaları istenmişti. ve sahanın etrafı tel örgülerle çevrilmişti..
Onlar adına "seyirlik" diye onlara sunulanlar, ya bedenlerini, ya duygularını sömürmeye yönelikti. seçtiklerine köle oluyor; hesap soracaklarına hesap veriyorlardı. hızla değişken dünya, kul gibi yaşamayı "yazgı" diye kabulleniyorlardı. ve Mehmet Ali Birand’ın deyimiyle, beni "aileden biri" görüyorlardı. ailenin biraz okumuş oğlu olarak, yaşamalıydım onları ve yansıtmalıydım güzelliklerini, sorunlarını...
Dediğimi yaptım. şöhretlerin olmadığı, Anadolu’yu yaşayanların ve yaşatanların bir programı olmalıydı. ama kolay olmadı. olamazdı da. Doğru zaman ve doğru yerdeydim bu kez. kendiyle barışık, kompleksiz yöneticileri bir arada yakalamak kolay değildi. Cipe atlayıp çıkacaktım yollara. ama bir muhabirin program yapması kolay mı?
Yavuz Onursal ve Yüksel Onural'ın "Hadi" demesiyle, Beki Şehiroğlu'ndan başlayarak, sırasıyla Ayşenur Aslan, Ali Kırca, Ekrem Çatay, Fatih Ediboğlu ve patronum Önay Bilgin’e açtım durumu. Zaman alsa da yola çıkışım, kişilerden değil, teknik imkansızlıklardandı. Sponsor firma Nissan’dan bir cip aldım. kısmete bakın! Stardaki ilk deneyimimdeki arabanın aynıydı. ekip kurulması gerekti. Adı konacaktı programın. anonslarım geldi aklına eşimin Filiz’in: "bam tellerine basıyorsun son anonslarda. 'bam teli' diyelim adına" dedi. "yol hikayesi" eklendi ikinci programda. olduk "yol hikayesi- bam teli..."

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam