Dil Aktiviteleri
Avrupa’daki her ülke, tarihten gelen özellikleriyle, teknolojideki üstünlükleriyle veya siyasi liderlik havasıyla kendi dilinin ayakta kalmasına özen göstermektedir. Bu nedenle tanıtım aktivitelerine, dil öğrenme kurslarına ve karşılıklı öğrenci gezilerine ağırlık vermektedirler.
Her yıl yapılmakta olan bu etkinliklerde öğrenme isteğini arttıran ve öğretme tekniklerine yeni buluşlar katan ileri yöntemlerle karşılaşmanız mümkündür.
Basit testler
Önceki yıllarda Beyoğlu Belediyesi’nin oldukça büyük olan Gençlik Merkezi binasında her ülkeye ait standlar “U” şeklinde düzenleniyor, her masada ilgili ülkenin görevlileri bulunuyordu. Sizi güler yüzle karşıladıktan sonra kısaca faaliyetlerini anlatıyorlar, falanca dile ilgi duyup duymadığınızı, teste katılıp katılmak istemediğinizi soruyorlardı.
Testler ise gayet basitti… Renkli kartonlarda yazılı bir sözcüğün (Örneğin; güzel) zıt anlamını bulmanızı istiyorlar, böyle birkaç kelimeden sonra size özel baskı t-shirt, o dilden okuma kitabı, sözlük, günlük konuşma rehberi, bez çanta gibi hediyeler dağıtıyorlardı. Biraz daha ileri seviyede olanlara ücretsiz kurs, daha ileri seviyede olanlar için yurt dışı kısa süreli gezi imkânı sağlıyorlardı.
Kazançlarınız
İlgilendiğiniz ülkenin coğrafi konumundan mimarisine sanat tarihinden sinemasına kadar bir çok özelliğini dinleyerek, görerek veya izleyerek öğrenmeye bilgilenmeye adım atmış oluyorsunuz. Kısa süreli bile olsa bu ziyaretler, yeni dostlarla tanışmanıza ve dil öğrenme hevesinizin öne çıkmasına neden oluyordu.
Balkan ülkeleri içinde Macarlar, kendi dillerinin tanıtımına, öğretilmesine ve dünya üzerinde yayılmasına çok önem veriyorlar. Tanıtım broşürleri ve Macarca konuşma kılavuzu ve kitapçıklardan çok miktarda bastırarak dağıtıyorlar. Ayrıca bu tanıtıcı eserler arasında Macaristan’da Doğu’ya Karşı Duyulan İlgi, Arabistik ve İslam Araştırmaları, Mısırbilim, Afrika Araştırmaları, Hebraistik ve Judaistik, İranistik, Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları, Türkoloji ve Osmanlı Araştırmaları, İndoloji, İç Asya Araştırmaları, Sinoloji, Güney Doğu Asya ve Okyanusya Araştırmalarına da yer veriliyordu.
Araştırmalar içinde
Bunlar arasında bize en ilginç geleni Türkoloji ve Osmanlı Araştırmaları idi. Bir dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun hükümranlığı altında kalmış olan Macarlar, en geniş kapsamlı araştırmayı bu sahada yapıyordu...
* * *
Batılı devletler ve STK’lar, gelişmekte olan ülkelere –Türkiye dahil- bir hesap sorma gerekçesi olarak gördükleri “kadına şiddet” konusunu raporlara döküyorlarmış. Buna karşılık AB Temel Haklar Ajansı (FRA) da “Kadına Yönelik Şiddet: AB Düzeyinde Araştırma” adlı bir rapor yayınlamış. Rapor, AB ülkelerinde 15 yaşından itibaren her üç kadından birinin fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını yansıtıyormuş...
* * *
Filmler, televizyon dizileri, CD’ler ahlâki değerleri erozyona uğratıyormuş. Önceki kuşak mensuplarının gece komşuluklarında yaptıkları sohbetler, kitap okuma seansları, bayram ziyaretleri silinmeye yüz tutuyormuş.
Dizilerde topluma sunulan gayrimeşru ilişki biçimleri meşruymuş gibi sunulmaya çalışılıyormuş. Bu nedenlerle boşanma sayısında artış görülmesi “partnerlik ve birliktelik” kavramlarını tetiklediği için de aile kurumu zayıflıyormuş.
* * *
Şehirlerin çehresi, kapitalist anlayışa uygun şekilde hızla değişiyormuş. Toplumlar bu nedenlerle medeniyet değerlerinden uzaklaştırılıyormuş. Rezi(L)dans ve gökdelenler komşuluk ve mahalle kültürünü yok ediyormuş. AVM’ler ise “mahalle bakkalı” sevgisini ve mahallelinin dayanışmasını silip götürüyormuş. Çarşı kültürü bitmiş neredeyse…