SON DAKİKA
reklam
reklam

Kafkas Cephesi (Bölüm II)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 30 Kasım 2019, Cumartesi - 09:48   Okunma Sayısı:

 

İbretlik konular

Bölüm I’deki yazımda Kafkas cephesindeki gelişmeleri ve çatışmaya varan tırmanışı yazmıştım. Konuya kaldığı yerden devam edersek;

    3’üncü Ordu Komutanlığının Van Jandarma Tümen Komutanlığına verdiği taarruz emrinde “… Aşiretlerin kuvveti ve nerde bulundukları bilinmemektedir…” denilmektedir. 5 Kasım 1914’te başlayan Köprüköy Muharebeleri süratle gelişmiş ve 8 Kasım akşamına kadar devam etmiştir.

… 12 Kasım 1914 günü Aras Nehri kuzeyindeki muharebeler için Muş yöresinden Hacı Musa Bey emrinde Erzurum’a gelen 640 süvari ve 260 gönüllü, kıyafet ve teçhizatları tamamlandıktan sonra küçük çaplı silahlarla donatılarak Hasankale’ye gönderilmişlerdir. Bu kuvvet muharebeye girer girmez dağılmış, kendilerine verilen silah, teçhizat ve elbiseler ziyan olmuştur…

… Velibaba üzerinden Rus kuvvetlerinin gerilerine yürüme görevi almış olan 2’nci İhtiyat Süvari Tümeni’nin erleri bir neden olmaksızın sabaha kadar havaya ateş etmiş ve dağılmışlardır. Askerler 8 Kasım sabahı zorlukla toplanabilmiş; ama yine asli görevlerini yapamamışlardır…

…  Bölgedeki köylere büyük hasar ve zarar veren bu unsurların şahsına ve karargâhına da zarar verebileceği düşüncesiyle İhtiyat Kolordusu Komutanı Mehmet Fazıl Paşa, Köprüköy Muharebesi’nin son günleri 3’üncü Ordu Komutanlığına başvurarak güvenliği için 50 nizamiye eri verilmesini istemiştir…

… İhtiyat Süvari Kolordusu’nun er ve hayvanlarının beslenmesi ve cephane ihtiyaçlarının sağlanması orduya yük oluyordu. Harbin başında 18.000 atlıyı bulan süvari kıtaları, hiçbir olumlu hareket gösteremeyince mevcutları 2.800 atlıya indirilmişti. Bu kıtalarla sonuç alınamayacağı anlaşılınca 23 Kasım 1914 günü lâğvedildi…

… 33’üncü Tümen erleri seferberlik sırasında bölgeden seferber edilmiş ve toplanmışlardı. Daha Köprüköy Muharebelerine girmeden firar eden Ermeni asıllı askerlerin bir kısmı silahlarıyla birlikte Rusya’ya kaçarken bir kısmı da eşkıyalığa başlamıştı. Bu azalma tümenin muharebe gücünün kırılmasına yol açmıştı…

… Başkomutanlık Vekâleti 3’üncü Ordu’nun durumunu açık ve kesin olarak bilmiyordu. Ordu komutanı kısa ve kaçamak ifadeli raporlarla ordunun durumunu iyimser gösteriyordu…

 

Köprüköy ve Azap muharebelerinin sonuçları

…İki hafta süren bu muharebelerde yorgun ve bitkin düşen askerin morali sarsılmış, komuta kademeleri arasında itimatsızlık yaşanmıştı. İnsan kayıplarımıza gelince; 69 subay 1914 er şehit, 158 subay 6012 er yaralı, 1 subay 3069 er esir, 2 Ermeni subay ve 2792 er firardır…

 

SARIKAMIŞ KUŞATMA HAREKÂTI

 

3’üncü Ordu, Köprüköy ve Azap Muharebeleri’nde yaptığı cephe taarruzlarıyla güçlükle de olsa Rusları biraz geri atarak yerel bir başarı sağlamış bulunuyordu. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, Başkomutanlıka sormaya gerek görmeden orduyu 8-10 km kadar geriye çekmişti.

Komutanlar arasındaki sürtüşmeler sonucunda 9’uncu Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi Paşa emekli edilmişti. Erzurum Valisi Tahsin Bey ve Teşkilât-ı Mahsusa Reisi Bahattin Şakir Bey ordu komutanıyla anlaşamıyorlardı. Bu kez 3’üncü Ordu Komutanlığına Hafız Hakkı Paşa atanmıştı. Ordu Kurmay Başkanı Alman subayı Guze idi.

 

 

 

Yine lojistik eksiklikler

    Sarıkamış batı sırtlarında zayıf tahkimat vardı… Engel malzemesi ve dikenli tel gelmişse de yerlerine gönderilememişti… Telefon hatlarının çekimi tamamlanmış; ancak yeterli personel ve malzeme olmayışı nedeniyle telefon görüşmeleri yapılamıyordu…

…10’uncu Kolordu Kurmay Başkanı Nasuhi Bey, üzerinde planlar olduğu halde 30’uncu Tümen’i ileri sürmek için giderken ortadan kaybolmuş, sonradan Ruslar tarafından esir alındığı anlaşılmıştır…

… 29’uncu Tümen, 25 Aralık 1914 günü Kırkkilise köyünü kuşatmıştır. Enver Paşa’nın 5-6 atlıyla kıtaların önüne geçerek Kırkkilise köyüne yalnız başına girmesi, önlenmesi imkânsız facialara yol açabilirdi… İhtiyat kuvvetine pek önem verilmemesi büyük zafiyetti…

 

Harekâtın sonuçları

Sarıkamış Kuşatma Harekâtı, şiddetli bir kışın hüküm sürdüğü geniş bir alanda yapılmıştır. Birlikler, -30, -40 dereceye varan soğukta 50-60 cm karın üzerinde sürekli hareket halinde bulunduklarından meskûn yerlerden yararlanamamışlardı. Özellikle 10’uncu Kolordu’nun Allahüekber Dağlarını geçişinde, 32’nci Tümen’in Bardız güneyinde ve 9’uncu Kolordu’nun Sarıkamış dolaylarında yaptığı muharebelerde donmalar nedeniyle ağır kayıplar verilmişti.

Harekâtın başladığı 22 Aralık 1914 günü 3’üncü Ordu’nun genel insan mevcudu 112.000 kişiyi buluyordu. Erzurum bölgesinden katılan 6.000 erle 118.000’e yükselmişti. Fransız tarih yazarı Larşer, “Büyük Harp’te Türk Harbi” adlı kitabında 3’üncü Ordu’nun Sarıkamış Harekâtı’na 150.000 kişiyle başladığını, 90.000 ölü, 40-50.000 civarında esir verdiğini ve muharebe sonunda 12.400 kişi kaldığını yazmaktadır.

Sarıkamış yenilgisi, Türk harp tarihinin pek acı bir olayıdır. Ordumuz çok ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmış ve Rus ordusuna yenilmemiştir. Onu yenen çetin arazi, şiddetli kış ve yoksulluk olmuştur. 9’uncu Kolordu sağ kalan pek az mevcuduyla Ruslara esir düşmüş, 10’uncu Kolordu mevcudunun % 80’ini kaybetmiştir.

 

Düşünceler 

Buraya kadar sunmaya çalıştığım bilgiler bir fikir vermesi bakımından önemlidir. Bu toprakların çocukları bambaşka amaçlar uğruna yakılan ateşin içine sürüklenmişlerdir. Ordunun komuta heyetindeki Almanlar, Rusların İran üzerine yapacakları harekât nedeniyle bu cepheye daha fazla kuvvet ayıracaklarını ve batıda kendi üzerlerinde yaratılan baskının hafifleyeceğini düşünmüşlerdir.

Osmanlı ordusundaki Alman hayranı komutanlar da bu oyuna gelmişlerdir. Liyakat esası göz ardı edilmiş, genç rütbede çok yüksek rütbelere ulaştırılan kişiler daha tecrübeli ve liyakatli paşaların önüne geçmiştir. Bu durum ikiliklere ve çekememezliklere neden olmuştur.

Daha önce iki kez katıldığım kutlama törenlerinde bunları düşünmüş ve yüreğim burkulmuştu. Basit sahnelerde öne çıkarak adından söz ettirmeyi kahramanlık sayan, ikbal uğruna olanı olduğundan farklı göstermeye çalışan, iklim koşullarını hesaba katmayan yöneticilerin eseridir, Sarıkamış faciası…

Vatan sevgisiyle dopdolu gencecik çocuklarımız umut ve beklentilerini de beraberlerinde götürdüler. Onlara süt veren annecikleri son nefeslerinde yanlarında olamadı. Kahramanlar, kefensiz ve törensiz defnedildiler… Onlar kar örtülerine sarıldılar, dağlarda bir meşale oldular.

Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Nur içinde yatsınlar.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam