SON DAKİKA
reklam
reklam

36. İstanbul Film Festivali’nde 36+4 Film Önerisi

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 7 Nisan 2017, Cuma - 11:00   Okunma Sayısı:

Kıymetli okuyucularım Nisan ayı demek İstanbullu Sinemaseverler için ;  ”İstanbul Film Festivali” demektir. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 5-15 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 36. İstanbul Film Festivali yine sinema severler için sinema dolu günleri vadediyor. Festival kapsamında, 11 gün boyunca, 21 bölümde 61 ülkeden 207 yönetmenin toplam 203 filminin gösteriminin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetlerden konserlere ve özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşanacak.

Festivalin bu yıl öğrencilere de bir hediyesi var. Festivalde bu yıl, hamilerin desteğiyle, hafta içi  günleri 11.00, 13.30 ve 16.00 seanslarındaki öğrenci biletleri 1 TL üzerinden satışa sunulacak.  İ.F.F’nin Genel Direktörü Kerem Ayan başta olmak üzere  tüm yetkililere 36. İstanbul Film Festivali boyunca bol şans ve başarı dileklerimi gönderiyorum.

Şimdi; aşağıda önerdiğim 36 filimden bazıları için bilet bulamayabilir ve hatta sinemada izleyemedim diye üzülebilirsiniz .Onun için en başta ben olmak üzere tüm okuyucularımıza bol şans diliyorum. Bu arada öneri listem epey uzun olduğu için iki yazıya ayırdım.

36: Komşu Sesler / O Som ao Redor / Neighboring Sounds / Kleber Mendonça Filho

Kleber Mendonca Filho’nun Komşu Sesler filminde, başlığından da anlaşılabileceği gibi, sesler anlatıda önemli bir rol oynuyor. Filmde, yeni bir güvenlik şirketinin gelişiyle birlikte, bir sitede yaşayan farklı sınıftan insanların değişen yaşamı, kısmen ses değişimleriyle, komşularının nasıl farkına vardıkları anlatılıyor.

35 . Atış Serbest /Free Fire *

Brie Larson, Sam Riley, Armie Hammer, Cillian Murphy ve Jack Reynor’ın da dahil olduğu müthiş bir oyuncu kadrosu bulunan Free Fire, dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı; İngiltere ve ABD’de gösterime Nisan ayında girecek. İngiltere’nin en özgün yönetmenlerinden Ben Wheatley’nin geçen yıl festivalde de gösterilen Ballard uyarlaması High-Rise / Gökdelen’den sonra çektiği Free Fire, yönetmenin sözleriyle “modern bir 70’ler filmi”. Filmde 12 adam ve bir kadın, korsan bir silah satış anlaşması yapmak üzere Massachusetts’de bir depoda buluşuyor, ancak anlaşma sağlanamayınca silahlar konuşmaya başlıyor. Sayısız kurşunun atıldığı, yavaş çekimde son derece göz alıcı koreografilerin art arda geçtiği, tek mekânda geçen ve komedi ve absürdlüklerle dolu bu alışılmadık aksiyon filminin esin kaynağı ise  ünlü ve sert polisiye filmler.

(Bu filmde şiddet içeren sahneler  olduğu için yaşı küçük izleyiciler için uygun olmayabilir.)

34: Bu Ülke Bizim/Chez Nous/This Is Our Land

Çalışkan, saygın, bekâr anne Pauline hem işçi ailesinin hem de yaşadığı madenci kasabasının sakinlerinin tüm beklentilerinin aksine bir şey yapacak: Tanındığı ve inandığı liberal görüşün tam zıddını savunan bir partiye aday olarak kendini onlara teslim edecektir. Yalnız; parti yetkililerinin tek bir  amacı vardır.O da dürüstçe yola çıkan Pauline’in saygınlığından faydalanıp secimi kazanmak. Siyasetin kirli yüzünü anlatma gailesiyle yola çıkan “Bu Ülke Bizim” ülkesindeki aşırı sağcı kesimden tepki toplamış ve Fransa’da beklenenin üstünde bir gişe başarısı elde de etmişti.

33.Özgürlüğe  Doğru / Le Voyage De Fanny/Fanny’s Journey

12 yaşındaki afacan Fanny bir yandan iki küçük kız kardeşine göz kulak olmakta bir yandan da ailelerinden uzakta, kendileri gibi çocukların bulunduğu bir yuvada hayata devam etmeye çalışmaktadır. Ancak şartlar değişince Fanny, sekiz çocuğun önderliğini üstlenip İsviçre sınırına varmak üzere yola çıkar. Nazi işgali altındaki Fransa’yı boydan boya geçen dokuz çocuk, ilginç insanlarla karşılaşacak, birçok tehlikeyi atlatacaktır.Fanny Ben-Ami’nin çocukluk anılarını anlattığı otobiyografik romandan uyarlanan Özgürlüğe Doğru kahkahalar, korku ve sürprizlerle dolu bir dayanışma, dostluk ve büyüme hikâyesini işliyor.

32. 76 Minutes and 15 Seconds with Abbas Kiarostami

Usta Yönetmen Abbas Kiarostami, geçen yıl aramızdan ayrılmadan hemen önce bitirdiği kısa filmi Take Me Home’da seyirciye hayatın gidişatı ve kaçınılmaz döngüsü üzerine, İtalya'nın güneyinde çekilen, 16 dakikalık benzersiz bir görsel şiir bıraktı. Festivalde bu filmle birlikte Kiarostami’nin birlikte çalıştığı kadim dostu, ressam ve fotoğraf sanatçısı Seyfullah Samadian’ın usta sinemacının bu âlemde yaşadığı süreyi simgeleyen 76 Minutes and 15 Seconds with Abbas Kiarostami isimli şiirsel belgeseli de gösterilecek.

31. Elma / Sib / The Apple / Samira Makhmalbaf

Samira Makhmalbaf, Elma’da işsiz babaları, görme engelli anneleriyle birlikte, evde hapis yaşayan iki kız kardeşin hikâyesini anlatırken belgesel ve kurmacayı iç içe geçiriyor. Bir gün komşuların durumu bildirmesi üzerine, işe bir sosyal hizmet uzmanı karışıyor. Böylece kızlar ilk defa özgürlüklerine kavuşuyor. Yönetmenin de bizzat dile getirdiği gibi, sokaktaki yaşam ve genel olarak dünya arasında bir alegoridir bu film: Hikâyenin geçtiği İran’da erkekler sokağa çıkıp oynayabilir, ama kızlar değil.

30: The Godfather / Baba

Kan, onur, intikam, aile bağları, güç, göçmenlik kavramlarının her birinin ağırlıkla işlendiği gerçek bir epik film olan Baba, sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yönetmeni Francis Ford Coppola’ya ve Al Pacino’ya dünya çapında şöhret getiren Baba’nın oyuncu kadrosunda başta Marlon Brando olmak üzere James Caan, Robert Duvall, Diane Keaton da yer alıyor.İki Oscar’lı başyapıt: bu yıl İstanbul Film Festivali Sinema Emek Ödülü verilen, Kasım 2016’da kaybettiğimiz Mithat Alam’ın en sevdiği film olarak biliniyor ve  Baba, festivalde Alam'ın anısına gösterilecek.Baba’yı sinema salonunda halen seyredemeyenler için öneriyoruz.

29: Ben Madame Bovary Değilim /Wo Bu Shı Pan Jın Lian / I’am Not Madame Bovary

Çin’in megastarı Fan Bingbing’in başrolünde yer aldığı bu filmde hem aldatılan hem de kocası tarafından suçlanınca derdini anlatmak için devasa ülkenin diğer ucuna yolculuk etmekten kaçınmayan bir  genç kadının hikayesi var. Kara mizahıyla tanınan ünlü Çinli yönetmen Feng Xiaogang bu son filminde bir köylü kadınının yıllar boyu süren hak ve adalet arayışını anlatıyor

28: Sonuncu / Akher Wahed Fina / The Last of Us

Venedik Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü’nü kazanan Sonuncu, Tunuslu sinemacı ve video sanatçısı Ala Eddine Slim’in ilk uzun metrajlı filmi. Art arda Sahra Çölü, deniz, sık bir ormandan geçen bir adamı izleyen Sonuncu, kendini bulma hakkında felsefi bir hikâyeyi hiç diyalog kullanmadan anlatıyor. Sonuncu, mülteciler ve göçmenlik konusuna alışılmadık bir yaklaşımla eğilmesiyle dikkatleri üzerine çekiyor.

27: Miss Sharon Jones

Sahne enerjisi ve yırtıcı vokaliyle "dişi James Brown" olarak anılan, soul ve funk’ı yeniden genç dinleyiciler için alevlendiren, Amy Winehouse ve Mark Ronson gibi birçok sanatçıya esin veren diva Sharon Jones, 2016’da hayatını kaybetti. Oscar ödüllü usta belgeselci Barbara Kopple, dost olduğu Jones’un hastalıkla boğuşsa da sahneden inmediği, zorlu, dirayetli, eziyetli olduğu kadar heyecan ve başarılarla dolu son üç yılını bu filmle anlatıyor. Hatırlanacağı üzere Jones; 2012’de İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul’da da bir konser vermişti.

26: Ghost in the Shell/ Kokaku Kıdtoaı

Shirow Masamune’nin çizgi romanından sinemaya uyarlanan Ghost in the Shell, ilk cyberpunk örneklerinden biri olarak anime sinemasında bir çığır açtı ve Matrix’ten Ex Machina’ya birçok çağdaş bilimkurgu filmine ilham verdi. 21. yüzyılın ortalarında distopik bir dünyada geçen bir kahramanlık, siyaset, teknoloji ve metafizik filmi olan Ghost in the Shell anime ile felsefeyi en iyi buluşturan filmlerden biri aynı zamanda. Mamoru Oshii’nin Türkiye’de sinemada daha önce hiç gösterilmemiş bu kült klasiği, tam da Scarlett Johansson’un başrolde olduğu  2017 tarihli yeniden çevriminin vizyonda olduğu günlerde İstanbul Film Festivali’nde sinema severlerin karşısına çıkyor.

25: Rocky 2 Nerede? / Where Is Rocky II?

Eternal Sunshine of the Spotless Mind / Sil Baştan’ın fikir babalarından olan Pierre Bismuth’un ilk uzun metrajlı filmi olan Where Is Rocky II?:aslında Sanatçı Ed Ruscha’nın  1979’da, reçineden yaptığı ve bunu Mojave çölünde bir yere gizlediği sahte bir kaya parçasını Bismuth’la yola çıkan    bir özel dedektif, iki de senaryo yazarının  bol sorulu, bir o kadar da cevaplı, sürprizlerle dolu, eğlenceli bir yolculuğunu işliyor.

24: Elmas Adası / Diamond Island

18 yaşındaki Bora, yetiştiği taşrayı bir inşaat işçisi olmak üzere ardında bırakır. Asıl amacı yıllardır kayıp olan kardeşiyle tekrar bir araya gelmektir. Davy Chou’nun Kamboçya sokaklarında amatör oyuncularla, dört aylık bir sürede çektiği  bu yeni filmi prömiyerini yaptığı Cannes’da  ;gösterildiği Eleştirmenler Haftası’nın büyük ödüllerinden birini de kucaklamayı başarmış oldu.

23: Paris Büyüsü /Lost in Paris

Rumba’yla kalpleri fetheden komedi ikilisi Fiona Gordon ve Dominique Abel, Lost in Paris’te sevilen tarzlarını sürdürüyor ve Fransız sinemasının efsane ismi Emmanuelle Riva ile birlikte yine Buster Keaton, Charlie Chaplin ve Jacques Tati’nin izinden gidiyorlar. Philadelphia, Mill Valley film festivallerinde izleyici ödülleri alan Lost in Paris, yaşamın mutluluk veren yönlerinin beyazperdeye yansıdığı, rengârenk bir komedi. Fransız Yeni Dalgası’nın unutulmaz filmlerinden Hiroshima mon Amour ve Michael Haneke’nin Amour / Aşk filmlerinin yıldızı Emmanuelle Riva, geçtiğimiz Ocak ayı içerisinde  hayatını kaybetmişti.

22 Sonsuz Şiir /Endless Poetry

Avangart sinemanın en tanınmış isimlerinden, 87 yaşındaki Şili asıllı Fransız yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin son filmi Endless Poetry, büyük ustanın planladığı otobiyografi beşlemesinin ikinci filmi. Serinin ilk filmi olan Gerçeğin Dansı’nın ardından çekilen melankoli, mistisizm, tarot, maskeler, grotesk fikirler ve görüntülerin bir araya geldiği Endless Poetry, “geceyarısı sineması” kavramının yaratıcısı Jodorowsky’nin sözleriyle “hayatını manevi ve sanatsal bir farkındalık yaratmaya adamış bir adamın güzellik arayışına bir övgü”. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan filmde yönetmenin gençliğini oğlu Adan Jodorowsky, babasını da diğer oğlu Brontis Jodorowsky canlandırıyor. Filmin görüntü yönetmenliğini  ise 2004’te İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü alan Christopher Doyle üstleniyor.

21. Félicité

Geceleri barda şarkı söyleyerek geçimini sağlayan Félicité’nin yaşamı, 14 yaşındaki oğlunun motosiklet kazasıyla iyice çıkmaza girer. Senegal asıllı Fransız yönetmen Alain Gomis, oğlunun ameliyatı için gereken parayı toplamaya çalışan cesur Félicité’yi şefkatle, "onca fakirliğe rağmen" klişesine düşmeden, izliyor ve seyirciye anlatıyor .

20. Kamera İnsan /Cameraperdon

Citizenfour, The Invisible War, This Film Is Not Yet Rated ve 1971 gibi son yılların en önemli belgesellerinde kameranın arkasında görüntü yönetmeni olarak görev alan Kirsten Johnson’un görev aldığı Kamerainsan’da yıllar boyunca çektiği kayıtlardan bir kolaj yapıyor ve kendi deyimiyle "gösterilmesi gerekenleri" gözler önüne seriyor. Kamerainsan, hem düşünsel bir yolculuk hem de bir anlamda film yapmayı, "dert edinmeyi" konu alan, eşsiz bir "atölye çalışması" olarak görebiliriz .

19. Ana, Sevgilim /Ana Mon Amour *

Çocuk Pozu’yla 2013’te Altın Ayı kazanan Romen yönetmen Calin Peter Netzer’den bu sefer  bir kara sevda filmi. Üniversite yıllarında tanışan Ana ve Toma birbirlerine âşık olur. İlişkileri derinleştikçe, Ana’ya psikolojik sorunlarında destek olmaya çalışan Toma’nın Ana ile birlikteliği bir bağımlılığa dönüşür.

(Bu filmde cinsellik içeren sahneler olduğu  yaşı küçük izleyiciler için uygun olmayabilir.)

Diğer 18 film ve ayrıca önerdiğim listede yer almayan önerdiğim 6 film  ise bir sonraki yazımızda yer alacak …. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam