Ahıska ve Ahıska Türkleri
Ahıska, Gürcistan’ın Acara özerk bölgesinde Meshet sıradağlarının bulunduğu bölgedir. İslam öncesi dönemde Ahıska’da Şakalar, Masagetler, Hunlar, ilk Kıpçaklar, Alanlar, Savurlar gibi Türk topluluklarının yerleştiği bazı kaynaklarda zikredilmektedir.
1573 senesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun Gürcistan’ı fethetmesinin sonra İç Anadolu bölgesinden, özellikle Konya’dan Tokat ve Yozgat’tan seçilen Türkler Ahıska ve civarına yerleştirilmiştir. Bu muhacir grup, Oğuz Türklerinden olup eskiden beri Ahıska ve civarında yaşayan çok az bir nüfusa sahip Türkmenlerle karışmıştır. Bunlara Türkik (Türkleşmiş) kişiler denilmektedir.
Ahıskalıların acılı dönemleri
Bu Türklerin Rus topraklarında yaşadığı en acı dönem Stalin dönemidir. Ekim ihtilâlinden sonra Bolşevik Rusya'nın Türkiye politikası 5 Aralık1917 günü Stalin’in Rusya ve Doğu Müslümanlarına yaptığı çağrı ile başlıyordu.
“Rusya Müslümanları, Volga kıyıları ve Kırım Tatarları, Sibirya ve Türkistan Kırgızları, Güney Kafkasya Türkleri ve Tatarları, Kafkas Çerkezleri,
Çarlar ve Rusya'nın diktatörleri tarafından camileri, ibadethaneleri tahrip edilen, itikat ve gelenekleri çiğnenen sizler, şimdi inançlarınız, adetleriniz ve milli müesseseleriniz ve kültürünüz serbesttir, dokunulmazdır."
Din ile ilgisini tamamen kesmiş bir rejimin önde gelen liderlerinden birisinin ağzından çıkan bu sözlerin belirli bir politikaya veya belirli bir art düşünceye delâlet ettiği açıktır.
Bağlantılar
1918 Mondros Mütarekesi’ne göre Ahıska ve Ahılkelek sancakları, merkezi Kars olan yerli geçici hükümete katılmışlardır. Milli Gürcistan hükümeti Haziran 1918 Trabzon Antlaşmasıyla bu iki sancağı resmen Türkiye’ye bırakmıştır.
13 Nisan 1919’da İngilizlerin Kars’ı işgal etmesi ve Milli Şura’nın dağıtılması üzerine Ahıska, Gürcistan tarafından işgal edilmiştir. 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması ile Ahıska toprağı ve insanları Anadolu sınırları dışında kalmış ve Gürcistan Sosyalist Cumhuriyeti'nin Tiflis vilayetine bağlanmıştır.
Baskılar ve asimile politikaları
1930'lu yıllarda dini ve kültürel baskıların dışında iktisadi ve siyasal baskılara da hedef olan Ahıska Türk'lerini Azeri Türkleri içerisinde eritme politikalarına yoğunluk kazandırıldı. Bu yıllarda çok sayıda Ahıska Türkü sınırı geçerek Türkiye'ye sığındı. Bu durum Sovyetler Birliği'ni hayli rahatsız etti. 1937 yılından itibaren de Ahıska Türkleri rejim düşmanı olarak görülmeye başlandı.
1944 sürgünü
II. Dünya Harbi sırasında cepheye 40.000 asker veren Ahıska’da tarımda çalışacak erkek kalmamış, gidenlerden de 25.000 kişi savaşta ölmüştü. Savaştan dönenlere gelince, bu talihsiz askerler köylerinde kimseyi bulamadılar, boş evler, kimsesiz sokaklar, başıboş dolaşan köpeklerle yabanileşmiş kedilerden başka...
Onlar bir gaye uğruna savaşırken ve kanlarını canlarını verirken vatanları, anayurtları Ahıska’da köylerinde bıraktıkları anneleri, babaları ve çocukları sürgün edilmişlerdi.
Kırım Tatarları, Karaçay-Balkarlar ve Çeçen-İnguşlar, istilâcı Alman ordularıyla işbirliği yapmakla suçlanmışlardı. Ahıska Türkleri bu nevi bir suçlamaya maruz tutulamadılar. Bulundukları bölge ile Almanların hiçbir bağlantısı yoktu.
Hal böyle olsa da Devlet Savunma Komitesinin İ. Stalin tarafından imzalanan 31 Temmuz 1944 tarih ve 6279 sayılı gizli yazısıyla Ahıska bölgesinin Müslüman nüfusu yeniden Türk diye adlandırılarak topyekün sürgüne tabi tutulmuştur. (Devam edecek)