Sürgünün rezaletlerinden
Edebiyat Hocası Dr. Şamil Kurbanov, sürgüne sevk sırasında gördüğü olayları bir Ahıskalının ağzından anlatıyor:
"Beş hanelik aile grubu eşyalarıyla beraber otuzu aşkın kişi bir vagonda gidiyorduk. Kapıyı günde bir kez açıyorlardı. Adeta tekerlekler üzerinde bir mezardı bu vagonlar. Tuvalet yoktu. Vagonun döşemesini delmek firara teşebbüs anlamına geldiğinden suçtu ve cezalandırılacak bir işti. Tuvaletini yapamayan bir kadının idrar kesesi patlamıştı. Annem bir şeyler yemiyor ve içmiyordu, erkeklerin ve çocukların gözleri önünde rezil olmamak için... (Ş. Kurbanov, Didergünler, Bakü, 1989)
1956'da Stalin’in ölümünden az sonra yeni Komünist iktidar, Ahıska Türklerine dolaşım yasağını kaldırmış, haklarının iadesini sağlamışsa da hiçbir Türk Ahıska’ya geri dönmemiştir. Bunun başlıca sebebi Ahıska’nın Türkiye sınırında bulunması, Gürcülerin Türk köylerine yerleştirilmiş olmasıdır. Türkiye NATO’nun bir üyesi olarak düşman ülke sayıldığından sınırda Türklerin bulunması sakıncalı görülmüştür. Zaten daha önceden de sürgün kararına gerekçe olarak da sınır güvenliği ve Ahıska Türklerinin güvenilmez, rejim aleyhtarı bir halk oluşu gösterilmişti.
Perestroyka dönemi ve Fergana olayları
M. Gorbaçov’un başlattığı Perestroyka politikası neticesinde birçok yasak konular gibi Ahıska Türklerinin meseleleri de gündeme gelmiş, basında konuyla ilgili yazılar çıkmaya başlamıştır. Sovyet kamuoyu bu konuya ilk kez vakıf olmuş, cumhuriyetlerde bağımsızlık hareketleri ortaya çıkmıştır. Bağımsız bir devlet olmak için ilk mücadele veren Gürcistan olmuştur.
... 9 Nisan 1989’da Tiflis ayaklanması meydana gelmiştir. Ordu isyancılara karşı silah kullanmış ve kan dökmüştür. Gorbaçov ve reform taraftarlarına karşı Ordu, KGB ve partinin eski kadroları yeni bir strateji belirlemişlerdir:
- Gürcistan’ı zor durumda bırakmak için Ahıska Türklerini, Abhazları ve Güney
Osetyalıları kullanmak,
- Özbekistan’da artan Rus düşmanlığını kardeş Ahıskalı Türkler üzerine yöneltmek,
- Yaratılan gergin ortamda Özbekistan’da yapılan yolsuzluk dosyalarını unutturmak…
- Etnik çatışmaları gerekçe göstererek Gorbaçov yönetimini sert önlemler almaya, ordu ve KGB'ye bu yönde eskisi gibi büyük yetkiler vermeye ikna etmek.
Bu arada Ahıska Türklerini küçük düşürmek ve zor duruma sokmak için kışkırtıcı yayınlar yapılıyor, provokasyon ve düşmanlık tohumları ekiliyordu. Bu düşünceler şu şekildeydi:
- Ahıska Türkleri zaten suçlu oldukları için Özbekistan’a sürülmüşlerdir. Derhal kendi yerlerine dönmelidirler,
- Ahıska Türkleri Özbekistan’daki Ruslar ve diğer milletlerle anlaşarak Özbeklerin bağımsızlığına engel olmak istiyorlar,
- Moskova’nın desteğiyle hırsız, uyanık ve ahlaksız Ahıska Türkleri, Özbekistan’da zenginleşmiş ve servet sahibi olmuşlardır…
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da ele alınan Ahıska Türkleriyle ilgili olarak Türkiye 10 Şubat 1993 günü 30 ailelik bir kafileyi (164 kişi) Iğdır’a getirtmiş ve burada yerleştirmiştir. Daha sonraki günlerde Kazakistan’dan 70, Rusya’dan 20, Kırgızistan’dan 20, Özbekistan’dan 40 kişilik aile grubu gelmiştir.