SON DAKİKA
reklam
reklam

Frigya’da bir gezi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Aralık 2019, Cuma - 10:37   Okunma Sayısı:

 

Frigler

Ege göçleri başladığı 10’uncu yüzyılda Trakya üzerinden Anadolu’ya gelen topluluklardan ve göçebe kabilelerinden güçlü bir krallık yaratan Frigler önce Propontis (Marmara) ve Sangarios (Sakarya) kıyılarına yerleştiler. Anadolu kültür tarihinde çok önemli bir yeri bulunan Frig topluluğunun yaklaşık 500 yıllık bir tarihi vardır.

Hititler yıkılmış, Frigler 9’uncu yüzyılda Gordion’u kurmuşlardır. Devlet olarak 8’inci yüzyılda şekillenmişlerdir. Anıtsal mimarlığın ustaları olan Frigler, efsanevi Kral Midas’ın ülkesinde yaşamışlardır.

Gordios’un oğlu Kral Midas (738-696) döneminde en güçlü zamanını yaşamıştır. Asur kaynaklarında Urartu devletinin “MuşkiliMita” (Kral Midas) ile anlaşma yaptığı yazılıdır. Asur Kralı II. Sargon, Kral Midas ile bu anlaşmayı  Kimmerlere karşı yapmıştır.

 

Frigya’nın coğrafyadaki yeri

Frigya, bugünkü Kütahya’nın batısından itibaren Eskişehir; Konya, Isparta, Burdur illerinin kuzeyinde kalır. Doğuda Halys (Kızılırmak) Irmağı, güneydoğuda Tuz Gölü ve Babadağ, batıda ise Banaz (Sindros) Çayı ile sınırlanır.

7’nci yüzyılda Kimmer akınlarıyla güçten düştü. 278 de Galat akınlarıyla Galatia olarak anılmasına rağmen Frigya, 116’da Roma ve Persler arasında bölünmüştür.

Önemli kentleri; Aizanoi, Ankyra, Gordion (Polatlı), Hieropolis, Leodikia (Eskihisar), Midas (Yazılıkaya), Pesinus (Ballıhisar), Metropolis (Ayazin, Gazlıgöl), Keretapa (Kayadibi), Kibyra (Gölhisar), Synnada (Şuhut).

Frigler, Troya’da Akalara karşı savaştılar. Müzik ve dansta ileriydiler. Flütü buldular. Kadınları kapalıydı. Ağaç ve ahşap işlerinde ileriydiler. Hayvan hikâyeleri vardı. Kybele kültünü devam ettirerek Roma’da panteona soktular. En önemlisi Yazılıkaya (Çifteler, Midas’ın kenti). Tümülüsler Gordion çevresindedir. Sarp kayalıklara oyulmuş anıtları ve tapınakları ünlüdür.

 

Bölgenin önemli isimleri

Midas

Silenos, bir gün Midas’ın sarayının gül bahçesinde sızar. Midas da onu 10 gün ağırlar ve Dionysos’a ulaştırır. Dionysos, Silenos’un bir dilekte bulunmasını ister. O da “tuttuğum altın olsun” der. Dionysos, bunun gerçekleşmesi için Silenos’un Paktalos (Sard / Salihli) Çayı’nda yıkanması gerektiğini söyler.

 

Hristiyanlığın kayıp mezhebi Montanizmin izlerinin bulunduğu

Pepuza antik kenti

Montanizmin ortaya çıktığı merkez, Frigya bölgesinde bulunan "Pepouza" kenti idi. Yazılı kaynaklara göre kent bir Bizans manastırına sahipti. Manastırda, üç katta altmıştan fazla oda, yemekhane, şapel, mutfak, haç şekilli Bizans grafiti, Bizans çanak çömlekleri bulunmuştur. Ayrıca, Ulubey Kanyonu’nun doğu kısmında bulunan kaynak suyu, Clandras su kemerinin yardımıyla 2,5 km mesafeden, Roma köprüsünün batısında, kanyonun genişlediği alanda bulunan ve büyük bir yerleşim yeri olduğu düşünülen Pepouza kentine getirilirdi. 

Hareketin kurucusu olan ve kendisini Kitab-ı Mukaddes’in ilgili pasajlarına (Yuhanna, 16/5-16) dayanarak Paraklit (Yuhanna İncili’nde 14-16 de; “benden sonra birisi gelecek o kendinden bir şey söylemeyecek” olarak tanıtır.

Montanus’la kadın peygamberler Priscilla ve Maximill, Kutsal Ruh’la konuştuklarını ve insanlara son vahyi getirdiklerini iddia etmişlerdir. Böylece onlar İsa’nın çok yakın bir zamanda Pepuza kentine ineceğini ve insanların sıkı bir oruç/perhizle buna hazırlanmalarını söylemiştir (Aland, 1987).

Hareketin ortaya kısa bir süre sonra Montanus, Tymion yakınlarındaki Pepuza’yı kendisi ve takipçileri için merkez olarak seçer ve Kudüs olarak adlandırır.

 

Karun

M.Ö 6’ncı yüzyılın ortalarına tarihlenir. Bu tarihin Lidya Kralı Kroesus’un (Karun) dönemine denk düşmesi nedeniyle, bu yapıtlara “Karun Hazinesi” adı veriliyor.1965-68 yılları arasında kaçak olarak kazılan Uşak’ın Güre ilçesinde Toptepe, İkiztepe, Haylaztepe ve Aktepe ile Manisa’nın Kırkağaç ilçesi, Harta Mevkii’ndeki bir başka tümülüsten çıkan buluntuların tümüdür. Diğer önemli yerler ise, Ulubey kanyonu, Pepuza antik kenti, Aksaz hamamı, Kemikli Tepe’dir.

 

Dost muhabbetinden ortaya çıkan

Galata Mevlevihanesi Müdürü Yavuz Bey ile beş yıla dayanan bir dostluğumuz vardır. Çoğu kez biraraya gelir, Türkiye’deki arkeolojik kazı yapılan yerler, mevzuat, buluntulara yapılan işlemler ve benzeri konuları konuşuruz.

Resmi görevle gittiği Pepuza antik kentinde gördüklerini anlatır, kaydettiği görüntüleri izletirken oldukça heyecanlandım. Öncelikle 2.000 yıl önceki medeniyetlerin yerleştikleri ve su ihtiyacını karşıladıkları yerler, su ve savunma yapıları, yollar, anfiler bana her zaman çok ilginç gelmektedir.

İnsanlar 2000-2500 yıl önce eğitim ve eğlenme amacıyla tiyatrolar yapmışlar. Günümüzde bile bu kadar heybetli tiyatrolar yok… Büyük büyük su tesisleri, kemerler ve sarnıçlar ise Osmanlı döneminde maksemler ve çeşmeler şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Dün tuttuğunun altın olacağına inandırılan, ancak bunun gerçekleşmesi için Paktalos Çayı’nda yıkanmaya yöneltilen Silenos’un efsanesi bugün de sürdürülebilir. Roma Hamamı elden geçirilerek bölgeye turist ve Hristiyan hacılar çekilebilir, hatta bu bölge bir inanç merkezi haline getirilebilir.

Kültür Bakanlığımızın çalışmaları her zaman göz doldurucudur. Bakanlığın bu konuya el atacağı ümidimizi koruyoruz.    

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam