Dünden bugüne kalanlar
Avrupa’da bugün açık müze olarak ziyarete açık tutulan ve halen Almanca yazılarla var olduğunu gördüğümüz Auschwitz kampı gibi kamplar Türkiye’de hiçbir zaman olmamıştır. Bunun yerine Almanya’dan kaçıp Türkiye’ye gelen Yahudiler vardır. Yahudi toplumuna dünyayı dar getiren Hitler ve onlara kucak açan Atatürk…
- 24 Haziran 1934’te Doğu Trakya’da Yahudi aleyhtarı gösteriler başlatılmış, Türk hükümetinin aldığı tedbirlerle karışıklıklar temmuz ortasında bastırılmıştır.
- Aleviler için Atatürk’ün böyle bir girişimi var mıdır? (Bazıları Dersim’i işaret ederek Alevilere karşı acımasız davranıldığını öne sürebilir. Bugün Türk devleti Kürtlere değil Kürt teröristlere karşı mücadele veriyorsa 1937 yılında da Alevi terörist, yağmacı ve gaspçılara karşı mücadele vermiştir. Olayların tamamını Alevi vatandaşlarımıza mal edemeyiz. Etkisiz hale getirilenlerin sayısı abartılıdır.) Oysa Türkiye’nin batı bölgelerinde de ayaklanmalar olmasına rağmen ARD kanalı tarafından bunlar dile getirilmemiştir.
- 9 Kasım 1938… Almanya’da “Kristal Gece” … Tüm Yahudi organizasyonları ve sinagogları yakılmıştır.
1923-1938 arasında siyaset arenasında bulunan Atatürk ile 1933’te siyasete giren Hitler’in çizgileri Atatürk’ün ölümüne kadar beş yıllığına kesişmiştir. Atatürk kendi milletini dünya milletleri arasına sokmaya başarırken, Hitler insanlığın mahvına sebep olmuştur.
Diplomatik raporlar
Okurlarıma II. Dünya Savaşı’ndan önce Türkiye’deki Yahudilerin Durumu hakkında Amerikan Raporlarını okumalarını, yine II. Dünya Savaşı’ndan önce Türkiye’deki Nazi Aktiviteleri hakkında Amerikan Diplomatik Raporlarını okumalarını öneriyorum.
Yıl 1941… II. Dünya Savaşı’nın buhranlı günleri… Siyasal Bilgiler Okulu’nda iktisat ve zirai iktisat konusunda konferans verilecektir. Şevket Raşit Hatiboğlu ile aynı okulda zehirli gaz ve pasif korunma konusunda konferans verilmesi de istenerek ders ücretlerinin ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.[i]
Günümüzün gözüyle
2017 yılında yazdığım bir yazımda 78 yıl önce meydana gelen bir olayın, iktidar ve ana muhalefet partileri arasında çekişmeye yol açtığını yazmıştım. Basında, siyaset adamlarının ağızlarında ve sağlam kaynaklara dayanmayan kitaplarda yer alan Dersim olayları, özellikle Kürt siyasetçiler tarafından Kürtlere karşı yürütülen “etnik katliam” söylemleriyle zikredilmeye başlanmıştı.
Partilerin çok sesli koroları, repertuar dışına taşarak her kafadan seslerin çıktığı bir ortama dönüşmüş, kontrolsüz demeçlerle konu bambaşka mecralara kaymıştı. Bazı televizyon kanallarına çıkan konuşmacılar devleti suçlu ilan ediyorlardı.
Çıkarsamalar
Aslında her yönden tahkik ve tahlil edilmesi gereken Dersim olayı, ibretlik sahnelerle doluydu. O gün devleti tenkit ve itham niteliğinde söylenenlerle bugün Güneydoğu Anadolu bölgemizde icra edilen operasyonlara karşı söylenenler arasında bir fark yoktur. Hatta devletin zehirli gaz kullandığı iddiası da bir HDP milletvekili tarafından ortaya atılmıştı.
Aynı milletvekili havada ve suda renk, tat ve koku farklılığı tespit edildiğine bir rapor sunamıyor, hastanelere intikal etmiş cilt ve solunum yolu rahatsızlıklarından söz edemiyordu. Dünya bizi izliyor. NATO envanterinde diye bize tank kullandırmayan Batı, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için kimyasal silah kullanılmış olsa bize aman verir mi?
Önlemler
Kimyasal silah veya gaz kullanılan yere birliklerimizin girebilmesi için gaz maskesi takması gerekir. Dersim operasyonu sırasında başında gaz maskesi olan asker veya polis resmi var mıdır? Bugün PKK ile en sert mücadele yapılıyor. Kimyasal silah kullanılıyor mu? Kullanılan nedir derseniz, sis kutuları derim… İlerleyen askerlerimiz teröristlerin gözlerinden gizlemek, helikoptere inilecek yeri göstermek amacıyla atılır veya yakılır.
Hiçbir komutanın böyle bir riske girmesi, yasal dayanağı olmayan bir işe yönelmesi mümkün değildir. Kaldı ki, harp hukukunu sizden iyi bildiklerine de asla şüphe yoktur. Ele geçirilen teröristlerin ifadeleri basın ve yayın organlarına servis ediliyor. Vali Cemal Bey, Dersim hakkında “… Alevi ve Halis Türk olan Türkmenler…”[ii] diye başlayan bir rapor yazmıştı.
(Devam edecek)
[i] Cumhuriyet Arşivi, 17.03.1941, 30-18-1-2, 94, 21, 14
[ii] İzzettin Çalışlar’ın yayına hazırladığı yazarı belli olmayan “Dersim Raporu” isimli kitap, İletişim Yayınları, 2’inci Baskı, İstanbul-2010, s: 234