Gasp ve saldırı olayları
Hükümet, gasp ve saldırı olaylarının önüne geçmek ve Dersim Kürt eşkıyasının Ermeni ahaliye karşı giriştikleri hareketleri önlemek için yıl içinde bir dizi tedbiri içeren tamim genelge çıkarsa da çok geçmeden olaylar daha da geniş alana yayılıyor. Erzincan sancağı, Kürt eşkıyanın ve Ermeni fanatiklerinin çıkardığı fesada maruz kalınca örf-i idare (sıkıyönetim) ile tanışıyor.
Dersim Kürt eşkıyasının Divriği kazasına saldırdığı, iki Ermeni köyünden koyun gasp ettikleri, Kuruçay ve Eğin ahalisinden katılanlarla birlikte Penga karyesi (köyü) Ermenilerinden bazı eşhası (şahısları) katlettikleri, Kesme karyesine tecavüze hazırlandıkları belirtilince tecavüzlerin durdurulması ve suçluların yakalanması için kaymakamlığa talimat verilmiştir.
Yine Dersim ve Arapgir’de ayağa kalkan Kürt eşkıyası Ermeni köylerine saldırarak evleri ateşe veriyor. Mahalli idare, bölgede asker sayısının arttırılmasını talep etmiştir.
Nasihatler
Dersim civarı Kürtleri ile Ermeni ve sair Hristiyanlar arasında hadiseler daha sık meydana gelmeye başlamış. Ermeni ailelerinden Asakir-i şahaneye iltica edenler muhafaza altına alınmış, nasihat edilen Kürtlerin bir kısmı da Dersim’e geri dönmüştür.
Dersim Ekradı (Kürtleri) eşkıyasının Ermeni karyelerine saldırılarını ihbar eden Eğin Ermeni Murahhasası Agop’un gönderdiği telgraf doğrultusunda lazım gelen muamelenin icrası emredilmiştir.
Dersim Ekradı eşkıyasının saldırısına maruz kalan Keban kazası Ermeni halkının durumunu bildiren Keban Metropolit Vekili Pavoli’nin Ermeni Patrikliğine çektiği telgraf dolayısıyla lazım gelen tahkikatın icrası istenmiştir. Diğer bir saldırı da Dersim mülhakatından Pertek nahiyesi Ermeni Mahallesi’ne yapılmış. Nahiye, Dersim Kürtleri tarafından yağma, hayvanlar ise telef edilmiştir.
Bir de şunu düşünelim
Irak’a Amerikan saldırısı yapılmak istendi, gerekçe bulundu: Kimyasal silahları var, kimyasal silah depoları var. Ve sonunda Irak yerle bir edildi, kimyasal silah bulunamadı; ama Irak’a demokrasi getirdiler (!).
Irak’ta halen her gün 20-30 kişi patlayan bombalarla hayatını kaybediyor. Bu işlere aklını takmış olan kişi ve kuruluşlara karşı biz neden hep kendimizi savunma ihtiyacını hissediyoruz? Elinde nükleer silah bulunduranları tenkit etmiyor, 80 küsur yıl önceki bir olayı eveleyip geveliyoruz. Dersimli Milletvekili Diyap Ağa’yı niye öne çıkarmıyoruz? Vatanın savunulmasında söyledikleri milli hisleri kamçılayan sözler bu yiğit milletvekili söylemedi mi?
Atatürk, Milli Mücadele sürecinde ve Cumhuriyet döneminde vereceği kararları daima Meclis’e danışarak veya Meclis’te görüşüldükten sonra almıştır. Hitler’in böyle bir kararı ve uygulaması yoktur.
Mukayese
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde dün çıkan isyanların çıkış noktaları, uygulanan taktik ve bastırma yöntemleriyle bugünküler arasında hiç fark olmadığı ortadadır. Belki geçmişte geniş bir alan üzerinde noktalar halinde kalkışma ve direniş olmuş, bugün kitleler halinde kalkışmalara teşebbüs edilmiştir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında ayaklananlar, yurt dışına kaçmış, günümüzde yurt dışında yuvalanmış terör unsurları sınırlarımızdan içeri girerek vur-kaç yapmışlardır. Dün ayaklanmacılara Batı’nın bazı ajanları destek vermiş, günümüzde neredeyse Batı’nın tamamı destek vermektedir.
Devleti temsil edenler, bugün benzer bastırma yöntemlerini uygulamaktadırlar. Dersim’i tenkit devri halen devam etmektedir. Konu, Türkiye’nin zayıf taraflarını yakalamaya çalışan Batılı şer odakları ve STK’lar tarafından yakın takibe alınacaktır.
Devlet kendi hükümranlık sahasında her türlü ayaklanmaya, terör olayını bastırmaya ve otoriteyi tesis etmeye elbette yetkilidir. Bunun tartışması olamaz. Dersim’i Ağrı’yı, Sason’u tartıştığımız anda bugünkü operasyonların da hesabını vermek zorunda kalırız.
Cumhuriyet dönemi
- Cumhuriyet’in ilanını takip eden yıllarda özellikle Şeyh Sait Ayaklanmasından sonra
diğer illerle beraber Dersim’de de kesin ıslahat esaslarının tespiti için çalışmalar başlatılmıştır. Bu konuda çeşitli raporlar hazırlatılmıştır.
- Raporlara yansıdığı şekliyle Dersim’de Sünniler Alevilere Kürt, Aleviler de Sünnilere
Türk derler. Kürtlerle komşu Dersim Alevilerinde Türk’ten başka bir millet olduğu kanısı vardır. Cumhuriyet öncesinde bölgede görevli memurlar, mutaassıp hocalar ve Sünni ahali Alevilere haksız muameleleri reva görmüş ve aynı hatayı işlemişlerdir. Hatta Kürt aşiret ve teşkilâtlarını da aynı kefeye koyarak yanlış karar ve tedbirler almışlardır.
- Bütün bunların bir sonucu olarak aşiret ve kabileler arasında karşılıklı soygunculuk
devam etmekte ve düşmanlığın uzayıp gitmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla her Dersimli hayatını ve malını korumak kaygısıyla silahlı bulunmak zorunluluğunda kalmıştır. Bundan sonrası “Dersim Harekâtı” başlığı altında ele alınacaktır.