Daha düne kadar Libya ile ilişkilerini DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütleri nedeniyle düzenleyen ABD, Rus güvenlik şirketi Wagner Grup'a mensup 200 civarında paralı askerin Hafter saflarında mücadeleye katılması üzerine Libya'ya bakışını değiştirmiştir.
Basından haber ve değerlendirmeler
ABD basını bugüne kadar, Rus Wagner Grup aracılığıyla Libya’daki askeri faaliyetlerine ilişkin çok sayıda haber yayımlamış, ABD Dışişleri Bakanlığı da 15 Kasım’daki açıklamasında, “Libya halkının iradesinin aksine Rusya'nın çatışmadan istifade etmeye çalıştığı” suçlamasını yöneltmiştir.
Fransız Le Monde gazetesinin haberinde ise, “Libya’daki bu örtülü savaş, Akdeniz’in merkezindeki stratejik durumda bir değişime yol açabilir.” Yorumunu yaparken CNN, Rusya’nın soğuk savaştan (1945-1990) bugüne batı Akdeniz’de bir askeri üsse sahip olmak için çabaladığı ve NATO ittifakı içinde yer alan Avrupa’yı güneyden kuşatmak istediği değerlendirmesine yer vermiştir.
Washington diplomasisi
Rusya’nın Libya’ya yerleşmesi ve etkinliğini arttırması üzerine Amerikan diplomasisi, Hafter’in en yoğun destekçilerinden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile görüşmeye geçmiş, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, BAE'li mevkidaşı Abdullah bin Zayed ile 22 Kasım’da Washington’da biraraya gelmiştir.
“Libya'daki Rus varlığının azaltılması ve gerilimin bir an önce düşürülmesi, ateşkes ve siyasi çözüm konularının ele alındığı” ikili görüşmelerden sonra 24 Kasım’da ABD’li üst düzey bir heyetin, Libya’da General Halife Hafter ile görüştüğü belirtilmiştir.
Ruslar inkâr etse de
4 Nisan’da Hafter güçleri iki batı ülkesine ait İHA’ları düşürmeyi başarınca, Batılı güçlerin, Rusların savaş sahasına iyi eğitimli birlik ve silahları soktuğu iddiası güçlenmişti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise bu iddiaları, "temeli bulunmayan asılsız haberler" sözleriyle yalanlamak zorunda kalmıştı.
Hafter güçlerinin sözcüsü Ahmed el-Mismari, düzenlediği basın toplantısında, Hafter saflarında "bir ya da iki takım Rus askeri olduğu ve bunların bakım ve onarım işleriyle uğraştığı" yönünde açıklama yapınca, Kremlin Sözcüsü’nün açıklamasıyla ters düştü.
Ayrıca UMH de Hafter güçlerinin kaçarak çekildiği üslerden Rus askerlerin geride bıraktığı çok sayıda belgeyi yayımlamış, Rus askerlerinin aralarında Rusça konuştukları telsiz konuşmalarını deşifre etmişti. Ayrıca yaralıların olması da Rusların gereksiz yere inkâra saptıklarını göstermektedir.
Litvanya’dan Rusça yayın yapan Medusa haber sitesi de UMH’ye bağlı bir uçağın Hafter askerlerinin bulunduğu noktaları bombalaması sonucu yaklaşık 35 Rus savaşçının öldüğünü yazması, savaşçıların Rusya içindeki ailelerinin de tanıklıklarına yer vermesi Rusların inkârını çürütecek bir başka olgudur.
Rus varlığının etkisi
Kaddafi rejiminin yıkılmasının ardından ülkede, aktörler arasında ciddi çıkar çatışmalarının yaşandığı çok kutuplu bir iç savaş ortaya çıkmıştır. Hemen her kentin en az bir silahlı aktör tarafından kontrol edildiği, yerel aktörler arasındaki güç mücadelesinde ittifakların belirleyici olduğu bir gerçektir.
Rus paralı askerleri, çatışma bölgelerinde zaman zaman etkin olabilmekte, bu etkinliği sağlayabilmek için de sayılarını giderek arttırmaktadır. Şimdiye kadar sadece izlemekle yetinen ABD’nin bu duruma seyirci kalması düşünülemez. Uyarı ve telkinlerle etkili olamayacağını anlayan ABD, UMH’ye aleni şekilde yardım etmeye ve Rus nüfuzunu kırmaya çalışacaktır.
Her saldırı sonrasında durumun göstereceği hal ve şartların yeniden ele alınması, kuvvet ve silah yığınaklanmasının öne çekilmesi ihtimal dahilinde olacaktır.
UMH’ye bağlı birliklerin önde gelen komutanlarından Usame Cuveyli, ABD basınına bir demeç vererek, "Ruslar Libya’daki çatışmalara ağırlığını koydu. Rusların savaşa dahil olması savaş sahasını değiştirdi.
Onların araya girmesi işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Suriye’de bekle-gör politikasıyla Rus etkinliğine zemin bırakan ABD, bu sefer ağırlığını ortaya koyarak Moskova’nın Libya’da hâkimiyet kurmasını Libya’daki gelişmelerin göstereceğini belirtmiştir.
Türkiye’ye etkileri
Türkiye’nin ulusal güvenlik ve çıkarlarına yönelik tehditleri bertaraf etme girişimi olarak Libya ile imzaladığı “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” Libya iç savaşını yeniden Türkiye’nin gündemine getirdi.
Doğu Akdeniz'de Türkiye aleyhine fiili bir durumun meydana getirilmesini engellemek adına imzalanan bu muhtıraya ilave olarak iki ülke arasında "Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası" imzalandı. Söz konusu muhtıra kapsamında Türkiye’nin Libya iç savaşına askeri müdahale olasılığını ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin Libya’ya doğrudan askeri müdahalesi veya askeri yardımlarla UMH’ye bağlı birlikleri desteklemesi dengelerin değişmesi bakımından önem arz eder. Böyle bir tarafgirlik, krizin Rus ve Amerikan dinamiklerini harekete geçirmesi ve olası sonuçlarının doğru hesaplanması durumunda ne kadar başarı vaat edeceğini söylemesi şimdiden mümkün değildir.