Günümüzde dünya bahriyelerinde kullanılan flandranın geçmişi üç asır öncesine dayanmaktadır. Flandra kullanım geleneğinin başlangıcı ile ilgili İngilizler tarafından ortaya atılan rivayete göre; 1652-1654 yılları arasındaki İngiliz-Hollanda deniz savaşlarında Hollandalı Amiral Maarten Tromp İngilizleri denizden süpüreceğini ima etmek için gemi direğine süpürge asmıştır.
İngiliz Amiral Robert Blake ise Hollanda donanmasını mağlup etme kararlılığını göstermek için gemi direğine iki parçalı antrenör kamçısı asmıştır. Savaşı İngiliz Amiral kazanmış ve zaferinin anısına yapılan törende, ince ve uzun formundan dolayı antrenör kamçı flandra (bayrak) olarak direğe flandra asılmıştır. Zaman içerisinde donanma gemileri için ayırt edici bir simge haline gelmiştir.
16’ncı yüzyıl sonrasında
Profesyonel devlet donanmaları, 17’nci yüzyılın sonlarına doğru oluşmaya ve şekillenmeye başlamıştır. O zamanlar bütün gemiler (savaş ve ticaret gemileri) yelkenli olduğundan hangi geminin savaş, hangi geminin ticari gemi olduğunu ayırt etmek oldukça güçtür. Bu sebeple donanmalar gemilerini ticaret gemilerinden ayırmak maksadıyla gemi direk başına toka edilen ince uzun formdaki flandraları kullanmaya başlamışlardır.
20’nci yüzyılın ilk çeyreğine kadar kullanılan flandralar o zamanlardaki kullanım amaçlarına uygun olarak günümüz flandralarından oldukça büyüktür. Savaş gemilerinin ticaret gemileri ile karıştırılmayacak ayırt edici özelliklere sahip olmaya başlamasıyla flandraların boyutları da küçülmeye başlamıştır.
Bu küçülme 20’nci yüzyılda elektronik haberleşmenin gelişmesiyle daha da artmıştır. Flandraların ve benzeri bayrakların kullanımı çok eski zamanlardan beri uluslararası bir gelenek olarak ülkeler tarafından devlete ait gemilerle sınırlandırılmıştır. Günümüzde flandralar çoğu donanma gemileri için karakteristik bir amblem halini almıştır.
Osmanlı denizciliği
Osmanlı Bahriyesinde flandraya ilişkin ilk bilgiler Kâtip Çelebi’nin 1656 Girit Harbi esnasında yazmış olduğu “Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l Bihar" isimli meşhur bahriye tarihi kitabının "Flandra ve Bayrak" maddesinde geçmektedir. Kitapta;
"Flandra ve kıç bayrakları yel bayrağına varınca, Paşa baştardasına (gemisine) ve kethüda (buyruğunda) gemisine miriden (devletten) verilir. Sair (diğer) gemilere sarılı kırmızılı birer kıç bayrağı yel bayrağına varınca miriden (devletten) verilir. Sair (diğer) bayrakları ve flandraları reisler kendi malından ederler. Bir geminin flandrası ve bayrağı harir (ipek) olursa iki yüz kuruşa ancak olur" şeklinde belirtilmekte ancak ayrıntıya girilmemektedir.
Tarihçiler, o zamanki bahriye usullerimize dair çok değerli bilgiler veren Katip Çelebi'nin ayrıntıya girmemesini o tarihte henüz bayrak ve sancaklarımız hakkında kesin kaideler olmamasına bağlamaktadırlar.
Deyim ve terimler sözlüğü
“Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri” sözlüğünde flandra; “Harp gemilerinin ve bilumum beylik (devlete ait) gemilerinin grandi direklerine çekilen ensiz ve uzun sancakların adıdır” diye tanımlanmakta ve “Pek eskiden kaptan paşalara mahsus dört köşe sancaklar altına ayrıca iki çatal flandra çekilirdi” şeklinde açıklanmaktadır.
Tarihi resimlerde, Osmanlı bahriyesinde Kaptan Paşa gemilerinde grandi direğinde sancak altında ve diğer gemilerde, özellikle kalyonlarda çatal uçlu flandraların kullanıldığı gözlemlenmektedir (Kılburun Harekâtı (1787), İstanbul Limanında Harp Gemileri (1790), Mahmudiye Kalyonu (1840), Kırım Harbi (1853) tablolarında).
1840 Yılında Mehmet Ali Paşa’nın kaptanlığı esnasında basılmış olan donanma işaret kitabının baş tarafına resmedilmiş olan Mahmudiye Kalyonu’nun sancağının altında da çatal uçlu flandra görülmektedir.
1857 Yılında tanzim edilmiş olan levhada kaptanıderyaya mahsus sancak altında çatal uçlu düz kırmızı flandra görülmektedir. Üzerinde henüz ay ve yıldız mevcut değildir.
- Abdülhamid zamanında 1904 yılında flandranın günümüz komutanlık flandraları biçimini aldığı, uçkurluk tarafında beyaz ay ve yıldız olduğu ve artık çatal uçlu olmadığı görülmektedir. Ayrıca kaptan paşalara ait forsun altında çatal uçlu flandra mevcuttur.
Bandiera-şamme-insegne adlı İtalyan eserinde 1911 yılında Osmanlı bahriyesinde kullanılan flandranın uçkurluk kısmının 50 cm boyunun ise 14 m olduğu gösterilmektedir.