Anlamakta ve açıklamakta zorlandığımız şeyler oluyor ülkemizde. Toplu katliam, bombalı araç saldırıları ve suikastler... Öldürmeler, önceden oluklu demirden çıkan ve tek tek atılan bir mermiyle
gerçekleştiriliyordu. Bu standart şekil artık çağın icaplarına ayak uydurarak, seri ateş eden silahlarla yapılmaya ve hatta daha çok cana mal olması için canlı bomba, bombalı araç veya belirli yerlere tahrip kalıpları yerleştirilmek suretiyle ifa edilmektedir.
Rusya’nın bakışı
Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, 21 Ekim tarihinde düzenlenen basın toplantısında, ABD’nin Rusya’nın Suriye’deki saldırılarına nasıl karşı konulabileceği ile
ilgili konuyu Avrupalı ortaklarıyla görüştüğünü bildirmişti. Josh Earnest, bu bağlamda Rusya’ya karşı
yeni yaptırımların uygulanmasının de ele alındığını
belirtmişti.
Bu açıklama üzerine Rusya’nın BM temsilcisi Vitaliy
Çurkin, Rusya ve ABD arasındaki ilişkilerin,
1973 yılı Yakın Doğu savaşlarından bu yana en koÅNtü
seviyede olduğunu söylemişti. ABD ile NATO’nun
daha önce Sovyetler Birliği’ne bağlı olan Doğu Avrupa
ülkelerini NATO üyesi yaparak kendi güvenliklerini
kurduklarını, Rusya ve ABD arasında halen
Suriye meselesinde olduğu gibi “ciddi anlaşmazlıklar”
olmasına rağmen iki ülkenin birlikte çalışmaya
devam ettiğini belirtmişti.
Rus RİA Novosti haber ajansının bildirdiğine
göre; saygı temelinde oluşan eksikliğinin siyasi konuların
derin şekilde goÅNrüşülmemesinden kaynaklandığını
kaydeden Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı
Sergey Ryabkov, “ABD’nin uydurma ve birçok açıdan
anlamsız gerekçelerden dolayı yaptırım listesini genişletmesi
halinde başka bir güc dengesinin oluşmasını
sağlayacak karşılık verme yolunu bulacağız. Bu
denge ABD’nin lehine olmayacak” demiştir.
ABD’nin bakışı
IŞİD karşıtı koalisyonda görevli ABD’li Komutanı
Albay John Dorrian ise Irak topraklarında bulunan
Türk askerinin koalisyon güclerine dahil olmadığını
söyleyip “Türk ordusu izinle gelmemiştir ve illegaldir”
demişti. Dorrian daha sonra verdiği demeçte bu açıklamayı
yalanlamıştı.
Son olarak da ABD Dışişleri Bakanlığı SoÅNzcüsü
Mark Toner, “Irak’ta yapılması planlanan operasyonlar
Irak hükümeti önderliğinde olacak. Türk askerinin
bu operasyonlarda yer alıp almayacağıysa Irak yönetimine
bağlı” demişti. ABD; Türkiye’nin Musul’daki askeri
varlığı için topu Irak’a atıyor, Başika’daki durum
için “Irak’taki askeri eylemler Irak hükümetinin rızasıyla
olmalı” diyordu.
Türkiye’nin düşünceleri
Buraya kadar Batılı dostlarımızın (!) söylemlerini
anlatmaya çalıştım. Hepsinin ortak düşüncesi IŞİD’i
temizlemekten ziyade zenginlik kaynağı topraklardan
bir parsel olsun kapabilmek… “Nerede çokluk” anlayışıyla
Suriye ve Irak’ta sorunlara coÅNzüm bulunamayacağı
ortadadır.
Türk hükümeti, müşterek harekât için PYD’nin
kullanılmasına karşı… ABD’li korgeneral ise PYD’nin
kullanılması yoÅNnünde ısrarlı. Cumhurbaşkanı Erdoğan,
ABB Başkanı ile yaptığı telefon goÅNrüşmesinde
bu konuyu dile getirdiğini belirtiyor. Obama’nın ne dediğini
bilmiyoruz.
ABD, “tamam, PYD’yi katmıyoruz” der; ama yine
kullanabilir.
Büyük müttefikimiz topraklarımızın içinde gece
helikopter uçuşlarıyla Gabar Dağı’nda bile teröristlere
yardım malzemesi atmıyor muydu? Bildiğimiz halde
ne yapabildik? Kaldı ki, sınırlarımızın dışında üstelik
cephede böyle bir uygulama olursa bunu kim izleyecek,
kim denetleyecek, kim tespit edecek? Ve karşılığında
ne yapılacak?
ABD ve terör
Terör oÅNrgütü IŞİD büyük oÅNlcüde zayiat vermiştir.
Bir terör oÅNrgütü için kritik olan husus, temininde güclük
çekilen insandır. Zayiattan kurtulmak ve daha az
risk altına girmek amacıyla İnsansız hava araçları
gibi dragon ve uzaktan komutalı yer araçlarıyla da
saldırı düzenleyebilir.
Evet, şehitler veriyorduk, yaralılarımız oluyordu.
Yerel kaynaklar ve IŞİD medyası, ABD’nin oÅNncülük
ettiği IŞİD karşıtı koalisyon uçaklarının yanlışlıkla
Suriye’nin Tabka şehrindeki YPG güdümlü SDG (Suriye
Demokratik Gücleri)’nin iki ayrı mevziini vurduğu
haberini vermiştir. Hava bombardımanının akabinde
18 terörist yaşamını yitirmiştir.
Alıştığımız ve bildiğimiz bir şey var. ABD, gerek
tatbikatlarda gerekse hava bombardımanlarında yanlışlıklar
(!) yapabiliyor.
1. ABD savaş uçakları 1 ay önce de IŞİD’e
karşı savaşan muhalifleri Mare’de yanlışlıkla
vurmuştu,
2. ABD’li yetkililer, son olayın aslında harekât
sahasında bulunan dost unsurların hedef
bildirimlerinin esas alınmasıyla ortaya çıktığını
belirtmişlerdir,
3. Daha öncelere gidersek; 1992’de Ege Denizi’nde
yapılan NATO Kararlılık Gösterisi
-92 Tatbikatında Saratoga uçak gemisinden atılan
2 adet Sea Sparrow füzesiyle Muavenet gemimizi
vurmuştu.
Bütün bunlar güce sahip olan bir devletin istediği
her hususu istediği yer ve zamanda yapabileceği kanaatini
kuvvetlendirmektedir. Evet, risk faktoÅNrü her
zaman vardır ve beklenen bir şeydir.
I. Dünya Savaşı yılları bugün yaşadıklarımızın sayısız
örnekleriyle doludur. Katar bizi seviyor olabilir,
Suudi Arabistan yüzümüze gülüyor olabilir; ama sınır
komşularımız Arap ülkelerinin bizi pek de sevmedikleri
ortadadır.