ABD Suriye’yi vurdu
Bilmem kaç tane “tomahawk” füzesi fırlatmış. Efendim füzelerin yarısına yakını Suriye’ye ulaşmış, diğerlerinin nereye gittiği veya düştüğü bilinmiyormuş. Rusya ABD ile dalga geçmişe benziyor. Trump, Orta Doğu’ya hiç gelmiş midir acaba?
Ne kadar komuta edilse de deniz muharebe vasıtalarından fırlatılan güdümlü füzelerin teknik, meteorolojik ve balistik nedenlerle sapma yapabileceği, verilen koordinatlara ulaşamayabileceği de ihtimal dahilindedir. Nitekim basında füzelerin yarısının üsse düştüğü diğer yarısının nereye gittiğinin bilinmediği yönünde haberler de yayımlanmaktadır.
Bu durum doğru ise üzerinde durmak gerekir. Üsse düşmediyse Suriye topraklarına düşmüştür. Daha fazla can kaybı, daha fazla tesisin tahribi demektir.
Bir de ABD için kötü haber ortaya çıkıyor. Suriye’nin dövülmesinde kullanılmış olan Tomahawk füzeleri test edildiğini kabul edersek başarı yüzdelerinin düşük çıktığını, ABD’nin bunları satamayacağını söylemek de mümkündür.
ABD’nin bölgeyi bombalaması, Rusya’yı daha çok müdahil kılacak, Esad’ın yerinde kalmasına ve Rusya tarafından daha fazla savunulmasına katkı sağlayacaktır.
Fransa
Almanya da İncirlik’te konuşlandırdığı askerlerini ziyaret edemeyen parlamenterleri nedeniyle Türkiye’ye soğuk davranıyordu. Fransa da Almanya ile işbirliği yapabilir. Aslına rücu etmek budur işte... Biz ne yapabiliriz?
Bu ülkelerin liderleriyle dostluk kurarak ticari ilişkilerimizi geliştirmek değil, ticari ilişkilerin seviyesine göre yakınlaşmamızı ayarlamalıyız. Türkiye de Almanya gibi bir NATO ülkesidir. Her iki ülkeyi bağlayan taahhütler vardır.
Tekerrür eden film
Türkiye, sığınmacılara daha ne kadar bakabilir? Batı, güzel tekliflerle karşımıza çıksa da bir milyonluk mülteciye kapılarını kapatan bir Avrupa’nın 80 milyonluk Türkiye’ye kapılarını açması mümkün mü? Dün Irak’ta olduğu gibi bugün de Suriye’deki eski medeniyetlere ait eserler tahrip edilmekle işe başlanmıştır.
Almanya’dan sonra Fransa, Suriye, Rusya, Kıbrıs Rum Yönetimi gibi ülkelerin Türkiye aleyhinde kararlar almaları, BM’de kararlar aldırmaları muhtemeldir. Yunanistan’ın ise şimdilik kendi derdiyle uğraşması, bu grubun içine giremeyeceğini göstermektedir. Galiba bir asır önceki filmi izliyoruz.
İşgal ve darbeler
Bu kadar ikiyüzlü bu kadar sinsi bir yaklaşım olamaz. Darbeyi kuru bir kınamayla geçiştirmiş olan Batı, Türkiye’nin yanında olduğunu belirten başka bir duruş göstermemiştir.
ABD’nin, Almanya’nın ve Yunanistan’ın darbeciler ve yandaşlarıyla ilgili olumsuz tavırları ortadadır. İngiltere bu durumdan avantaj elde etmek istemektedir, tıpkı Osmanlı döneminde Fransa ve Rusya’nın Osmanlı devletiyle aralarının bozuk olduğu dönemlerdeki gibi…
İngiltere Büyükelçisinin Kayseri Ticaret Odası tarafından düzenlenen bir toplantıda sanki konuşacak başka bir şey yokmuş gibi sözler sarf ettiğini unutmayalım. Belli ki altında bir şeylerden “pay kapma” düşüncesi yatmaktadır. Darbeyi Gülencilerin yaptığına kanaat getirmiş (!).
Adama günaydın derler. Siz kendinizi yormayın, biz biliyoruz; Orta Doğu’daki darbe ve işgallerin arkasında İngiltere’nin de olduğunu…