SON DAKİKA
reklam
reklam

Judy Garland’ın Yaşam Öyküsü

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 31 Ocak 2020, Cuma - 10:20   Okunma Sayısı:

Ropert Goold’un yönettiği ve Renee Zellweger, Rufus Sewell, Jessie Buckley ile Finn Wittrock’un başrollerini oynadığı, Peter Quilter ‘in tiyatro oyunundan uyarlama olan, şu dönemde de sinemalarda oynayan Judy, gösteri sanatlarının en başarılı isimlerinden olan Judy Garland’ın Londra’ya yerleştikten sonraki günlerine odaklanıyor.  Zorlu ve çok zorlayıcı bir dönem yaşayan Judy Garland’ın yaşadığı sorunlara eğilen film, şöhretin bedeli üzerine de özel bir sorgulama yapıyor.

Henüz, çocuk yaşta ünlü olan, Oz Büyücüsü’yle yıldızı parlayan Judy Garland, Hollywood’un eğlence ve müzikalite yönünün ön plana çıktığı 1940’larda büyük patlama yapmış bir isim. Annesi gibi ünlü  aktris Liza Minelli'nin annesi de olan Garland, şöhretin yıpratıcılığını fazlasıyla yaşamış. Üstelik; Judy Garland bir şekilde baskı altında kalmış, sektörün şekilci anlayışını hissetmiş. Film bir yönüyle de popüler kültür eleştirisinde bulunuyor. Dahası ;ailevi ilişkileri de çökmüş. Film bu durumu seyirciye aktarırken,  Judy Garland’ın yaşamının öteki yüzüne eğiliyor. Onun mutsuz ve huzursuz yaşamını anlamaya çalışıyoruz.

Bir süreden beri gözlerden uzak olan Judy Garland yeni nişanlısı ile Londra’ya gelir ve Ritz Otele yerleşir. Garland, 1968 Noelinde 6 hafta boyunca en popüler mekanlardan biri olan  “The Talk of The Town” adlı ünlü müzikholde sahneye çıkacaktır. 46 yaşındaki Judy son nişanlısı ve menajerliğini de üstlenen Mickey Deans ile Londra’ya gelir. Judy’nin mali sıkıntıları nedeniyle bu konser serisini tamamlaması gerekmektedir. İşte film de bu noktadan sonra başlar ve defalarca intihar girişiminde bulunan sanatçının intiharına kadar gider. (1969)

Sinemaseverlerin Bridget Jones'un Günlüğü filmleriyle tanıdığı Renee Zellweger’in estetiklerle geçirdiği değişimden dolayı tanımakta güçlük çeksek de, çok etkin ve yaşayan bir oyun ortaya koyması, doğrusu bizlerin de takdirini kazanıyor.  Zellweger’in bu seneki Oscarlarda(92.Akademi Ödülleri)  iki de güçlü rakibi var. Marriage Story’deki oyunuyla Scarlett Johansson ve yakın tarihte de vizyonda oynayan Skandal – Bombshell filmindeki oyunuyla  Charlize Theron.

Bir starın hüzünlü öyküsünü izleyeceğiniz Judy, çarpıcı bir çalışma. Ne var ki; filmin de iki önemli eksiği var. Birincisi; Liza Minelli ile annesi Judy Garland ile olan anne-kız ilişkisi kısa bir sahneyle geçiştirilmiş. Buna daha fazla yer verilebilirdi. İkincisi; sanatçının ilk eşi ve yönetmen Vincent Minnell’le olan problemlere de fazla yer verilmemiş.  Filmin bir diğer problemi de zaman zaman temponun düşmesi. Bu da sarsıcılığı da  etkiliyor.   Her şeye karşın; film Hollywood endüstrisinin problemli tarafını ortaya koyuyor.

Yakın bir tarafta aramızdan ayrılan Rahşan Ecevit, Recep Aktuğ ve Hayrettin Karaca’ya Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve baş sağlığı dilerim.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam