Karikatür
Karikatür, en az çizgiyle en çok şeyi anlatmaktır. Ve yine karikatür, en az malzemeyle meydana getirilen bir eserdir. Öyle olur ki, bir kitabın yerine geçer. Sermayesi üç beş kırık çizgi ve bir kaç düzensiz kavistir. Yoksulluğu, haksızlığı, çirkinliği, kınamayı, sövgüyü ve övgüyü ne kadar güzel anlatır. Açıklamaya gerek duymaz.
Naif bir çizgiyi ve güncel olaylara dair zengin bir gözlem gücünü yansıtan karikatürler, grafik sanatları açısından mizaha güç katan çizimlerdir. Karikatür hayvanı, dilsizi, körü ve sağırı söyletir. Yüzlerine eklenen çizgilerdir bu anlamı veren. Fabl, hayvanı metin şeklinde, karikatür ise çizgilerle tasvir eder ve konuşturur.
Karikatürist ve karikatür
Karikatürist, bir konuyu az sözle gereksiz süslemelerden kaçınarak bir konuyu anlatan sanatçıdır. Karikatürist, zamanını en verimli şekilde kullanan, belki biraz da bizlere göre pratik zekâlı kişidir.
Gördüğü, yaşadığı veya anlatmak istediği konuları bir flaş patlaması şeklinde kâğıdın üzerine yansıtır. Bir kitabı okumak iki üç günümüzü ayırmak yerine zamandan kazanmak için filmini veya piyesini izler, dünya kadar zamanı tasarruf ederiz. Karikatürün bu süreyi daha da kısalttığını söylesek abartmış olmayız.
Şubat 2016’da gezdiğim bir karikatür sergisinde karikatürist Oğuz Demir’in “…karikatürde bir anlatım yolu olarak tercihinin çoğunlukla izleyeni güldürmekten çok rahatsız etmek” sözünü beğenmiş ve her sergiyi gezişimde hatırlamışımdır.
Günlük tespitler
Siyaset çalkalanmakta hız tanımıyor. Namert, şerefsiz, müfteri, saygısız gibi sözcükler revaçta… Bu nasıl siyaset? Bugün birileri iktidarda olabilir yarın başkaları devleti yönetmek durumuna düşebilir. Herkes tenkit ettiği hususu tatbik etmeye başlarsa o zaman da olmaz.
Televizyon ekranlarında her akşam aynı gazeteciler, aynı simalar… Her katılımcı, parti temsilcisi gibi… Kendi partisine lâf geleceğini hissettiği anda devreye giriyor ve gereksiz tartışma ya da uzatmalara neden oluyor.
Bunların yerine biraz da oy verecek olanları çıkarsak ekranlara diyorum. Onlar konuşsun parti temsilcileri cevap versin. Aynı gazeteciler, aynı akademisyenler, aynı emekli askerler, aynı avukatlar…
Deprem oldu, yine bir şeyler öğrendik
Karikatürlere ve mizaha konu olacak konuşmalar, atışmalar… Deprem oldu, bu cıvıklık bir anda kesildi. Herkes kendine çeki düzen verdi. En kötü zamanlarda birlik olmayı sanıyorum dünyada bizden başka başaran da yoktur herhalde… Montaigne’in sözlerinden hangisi ölümle ve depremle uyuşur acaba?
* Dünyaya geldiğimiz gün bir yandan yaşamaya, bir yandan ölmeye başlarız.
* Benim mesleğim ve sanatım yaşamaktır.
* Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır.
* İnsanlığın büyük ve muhteşem eseri, bir amaçla yaşamayı bilmektir.
* Bir kapıyı itmeden açık olup olmadığını anlayamazsın.