SON DAKİKA
reklam
reklam

Deprem Hazırlıkları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Şubat 2020, Cumartesi - 10:51   Okunma Sayısı:

Deprem Hazırlıkları

 

Bilim adamlarımız Marmara’da deprem ihtimalini yine gündeme getirdiler. Bizi biraz olsun endişeden uzaklaştıran ise 20-30 yıl gibi bir zaman dilimi içinde olacağı yönündedir. Belki çoğumuz “önümüzde daha şu kadar yıl var” gibi bir rehavetin içine de giriyordur.

Ben de tek başıma 24 Kasım 1976 Çaldıran-Muradiye depremini yaşamıştım. Eşimle birlikte de 13 Mart 1992 Erzincan depremini yaşamıştık. Her ikisinde de resmi hizmette bulunuyordum.

Depremle ilgili yedi yazı yazmıştım. Bilim adamlarımız hatırlattıkça hâlâ da yazmak ihtiyacını hissediyorum. 1999 Yalova depremi, emeklilik dönemime isabet etmişti. İnsanımızın yaralarının kısa zamanda sarılmasında önceki tecrübelerimden yararlandım. Ve tabii ki, büyük bir deneyim daha kazanmış oldum.

 

Yalova depremi

Yalova depreminde hayatını kaybeden insanlarımızın acısını ulusça yüreklerimizde hissetmiştik. Sağ kalanların yaşadıkları travmalar, yoksulluklar ve karşılaştıkları bürokratik engeller saymakla bitmez.

Kapanmış gibi görünen bu gizli tehdidi, bazı sağduyulu uzmanlarımızın açıklamalarıyla veya ülkemizin değişik yerlerinde meydana gelen küçük ölçekli sarsıntıların ekranlarda alt yazı şeklinde verilmesiyle tekrar hatırlayabiliyoruz.

 

Doğal felâketlerin beraberinde getirdiği

Bütün depremler göstermiştir ki, ülkemizin başına doğal felâketler, kıtlık ve hastalıklar geldiği zaman fırsatçılar, karaborsacılar, soyguncular hatta organ tacirleri ortaya çıkmıştır. Yalova depreminden sonra ekranlarda çok haberler izledik. Bunların içerisinde çok etkilendiğim bir olay vardır. Orta yaştaki bir bey ile televizyon muhabiri konuşuyordu. Bey, “Düne kadar herşeyim vardı. Aile büyüklerim, eşim, evim, çocuklarım... Hepsini kaybettim. Bugün sadece elimde bu fener var” demişti.

Bir fenerimizden başka şeylerimizin olmasını istiyorsak devamlı düşünmeli ve düşündüklerimizi gerçekleştirmeliyiz. Yaraların sarılmasında herkes için geçerli olan eldeki paradır. Biriktirdiği birkaç kuruşunu bankada bulunduran bir insanın depremde hissedebileceği para ihtiyacını anlatmaya gerek var mı?

Elektrikler kesilmiş, banka görevlileri kendi dertlerine düşmüş veya bankanın bir bölümü hasara uğramış, bankamatiklerden yararlanılamıyor.  Bu durumda ilk yapılacak işler arasında bankamatiklerin emniyete alınması olmalıdır.

Normal zamanlarda test ve tatbikatlarla denenen “Banka-Emniyet” alarm hatlarının hemen kontrollerinin yapılması, aksaksız çalışacak bir para tamamlama sisteminin (ekip, araç, zamanlama) sağlanması, büyük veya en çok yaralı barındıran hastanelerde şubesi olmayan bankaların güvenlik görevlisi gözetiminde para dağıtımı yapacak mobil ekip/lerle devreye sokulması sıralanabilecek diğer konulardır. Üstelik hem insancıl hem de yaşamsaldır.

 

Okullarda tedbirler

İlköğretim sınıflarında önlemler alındığına şüphe yoktur. Ancak deprem sonrasında ağlayan, şoka girmiş, annesini arayan çocuklar için teskin etme, velilere teslim etme ekipleri oluşturulması da bir zorunluluktur (Çocuk kaçırmalara karşı).

Panik içerisinde okula gelen velileri rahatlatmak ve yönlendirmek üzere çocukların sevk edildiği hastanelerle ilgili bilgi verme veya eldeki listeye göre imza karşılığı velilere teslim etme şeklindeki görev bölümleri öğretmenlerimizi ve velilerimizi de rahatlatacaktır. Okul aile birliklerinin bu konuya katkıları sağlanabilir.

 

Hastanelerin ek plan ve çalışmaları

Bilhassa özel hastanelerin “Depremde Tahliye Planları” yapılmamış olabilir. Denetleyecek makam veya kişilerin bu incelemeleri hiç zaman kaybetmeden yapmaları yasal bir zorunluluktur.

Art arda gelen depremlerde geçici olarak dışarıya çıkarılan hastalar için büyük çadırların temin edilmiş ve çadır kurulacak yerlerin ayrılmış olması gerekir. Görev bölümü, doktorların getirilmesi ve komşu hastanelerle koordinasyon (doktor takviyesi, serum, ilâç malzeme) yapılmasının insan hayatıyla bağlantılı olduğunu belirtmeye gerek var mı?

 

Ceza ve tutukevlerinde uygulamalar

Toplu yerler arasında sayılması nedeniyle çok katlı cezaevlerimizde deprem sonrası yaşanacak bir paniğin yaralanmalara sebep olabileceği de ihtimal dahilindedir.

Yaralıların güvenlik içinde hastaneye sevkleri, kullanılamayacak derecede hasar görmüş yolların alternatiflerinin ele alınması ve yapılması herhalde düşünülmüştür. Aslında uyarı levhalarıyla açık bulundurulması belirtilmiş olan yolların her gün ve titizlikle kontrollerinin yapılması ve taviz verilmemesi de gerekir.

 

Sözün kısası

Problem olan kişilerin problem çözemeyecekleri kesindir. Halkı azarlayan, olayları umursamayan ve bilgisizliğiyle, tecrübesizliğiyle, kabalığıyla çözüm üretemeyen vasıfsız insanların torpille, aracılıkla ve kayırmayla seçkin görevlere getirilmemesi gerekir. Ehliyet ve liyakat sahibi kişilerin önemini bir kez daha vurgulamak yerinde olacaktır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam