SON DAKİKA
reklam
reklam

Rusya’nın talebi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Şubat 2020, Cumartesi - 08:17   Okunma Sayısı:

İdlib konusunda çıkış arayan Türkiye’ye Rusya’nın bir talebi olmuştur. Bu talep gerçekleşir mi, bilinmez ama Rusya’nın müdahil olduğu bir yerde İngiltere ve Fransa’nın o konuya karışmaması düşünülemez. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. Şimdi Rusya’nın talebini daha iyi anlamak için 1951 tarihli “Mülteciler Hukuki Durumuna İlişkin Sözleşme”sine bir göz atmamız yerinde olacaktır. Bu sözleşmeye göre,

Mülteciliğin tanımı
“Irkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen; yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu nedenle dönmek istemeyen kişiye ‘mülteci’ denir.”

Mülteci, Arapça bir kelimedir, sıfattır ve “sığınan” anlamına gelir. İltica eder sığınır. Aradan bir süre geçtikten sonra, iltica ettiği yani sığındığı yere, uygun koşullar oluştuğunda, göçmen konumuna gelerek yerleşebilir.
İltica, Arapça bir kelimedir, isimdir ve “koşup birine sığınma” dır.
Muhacir, Arapça bir kelimedir ve “yerleşmek için bir başka yere giden insan, göçmen” anlamı verir. Göç ederek yerleşir.
Örnek verecek olursak: Mübadele ile Yunanistan’dan gelenler Muhacir’dir, göç etmişlerdir.
İspanya’dan kaçan Museviler, Mülteci’dir, Osmanlı’ya sığınmıştır.
Yüzyıllar boyunca iltica (sığınma) hareketlerinin temelinde yatan başlıca etkenin, dinsel ya da etnik hoşgörüsüzlük ile ( içinde zaman zaman bağımsızlık eylemleri de içeren) mevcut otoriteye başkaldırı, olduğu düşünülebilir.

Rusya’nın talebi
Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi, Türkiye’nin İdlib’e askeri araçlardan ve mühimmat yüklü TIR’lardan oluşan kilometrelerce uzunlukta bir konvoy gönderdiğini belirtmektedir.
Basın toplantısı düzenleyen Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi yetkilisi Tuğamiral Oleg Juravlev, İdlib’in kuzeyindeki karayollarının son haftalarda normal şekilde trafiğe açık olduğunu kaydederek, bu durumun Türkiye’nin İdlib’e askeri araçlardan ve mühimmat yüklü tırlardan oluşan kilometrelerce uzunlukta bir konvoy göndermesine imkân sunduğunu ifade etmiştir.
Juravlev, Suriye’nin kuzeybatısından ayrılıp Türkiye’ye gitmek isteyen yüz binlerce sığınmacı olduğuna dair bilginin gerçeği yansıtmadığını söylemiş ve konuşmasının devamını,

"İdlib'in doğusunda teröristler ile Suriye hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle Suriye-Türkiye sınırına gitmek isteyen yüz binlerce sığınmacı olduğu bilgisi gerçeği yansıtmıyor. İdlib gerilimi azaltma bölgesindeki yaklaşık bir milyon sığınmacının sınıra gideceğine dair açıklamaları doğrulayan hiçbir fotoğraf, video veya başka bir belge bulunmuyor" şeklinde ifade etmiştir.

Tuğamiral Oleg Juravlev, İdlib gerilimi azaltma bölgesindeki sivillerin tahliyesi için ek geçiş noktaları kurulduğunu açıkladıktan sonra "Sığınmacıların İdlib gerilimi azaltma bölgesinden çıkması” için Habit, Miznas, Bjarez, Maaret el Numan ilçelerinde ek geçiş noktaları kurulduğunu ifade etmiştir.

Gerçek durum
1.Yasa dışı silahlı gruplar, İdlib’de ateşkes rejimini ihlâl etmeyi sürdürmektedir.
2.Bu militanlar, gerilimi azaltma bölgesindeki İdlib, Halep, Lazkiye ve Hama yerleşim yerlerini hedef almaktadır.
3.Rus askeri polisi, Halep ve Rakka’da devriye faaliyetlerini sürdürmektedir.
4.Teröristler, sivilleri canlı kalkan olarak kullanmakta ve Halep, İdlib, ve Hama’daki geçiş noktalarına giden insani koridorlar üzerinden çıkış yapmalarını engellemektedir.

Tüm bunları göz önüne alan Rus tarafı, Türk tarafının İdlib’in doğu ve güney bölgelerinde kümelenmiş sakinlerinin açık durumdaki geçiş noktalarından gönüllü ve güvenli bir şekilde hükümetin kontrolündeki bölgelere geçmelerini sağlamak için gereken tüm önlemleri alması gerektiğini belirtmiştir.
Bu sütunlarda sıkça dile getirmeye çalıştım, Türkiye öncelikle bir NATO ülkesidir diye… Bu ittifaktan çıkmadan Rusya ile yapacağımız her görüşmenin, her ticari ve askeri sözleşmenin, siyasi yakınlaşmanın bir gün karşımıza ters etkilerle çıkacağı kaçınılmaz olacaktı ve oldu da…
Trump bir yandan dediğinin yapılmasını istiyor, Putin bir yandan kankalığın gereklerini göstermemizi istiyor. İki ucu dikenli değnek… İşimizin zor olduğu da bir gerçek…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam