Osmanlı Devleti, 1897 Türk-Yunan, 1911 Türk-İtalyan ve 1912-1913 Balkan Harbi’nin yaralarını sarmaya başlamışken yeni bir harbin ayak sesleri duyulmuş ve emperyalist güçler kapımızı tekmelemeye başlamışlardı. 16 yılda yaşanan üç büyük savaş devletin hırpalanmasına yetmiş, elindeki avucunu veren Anadolu insanı bitkin düşmüştü. Gelecek olan savaşın belirtileri kendisini hissettiriyordu
28 Haziran 1914
Sefer planlarını tamamlayan Osmanlı Devleti, 2 Ağustos’tan itibaren Çanakkale cephesinde yığınak yapmaya başlamıştır. 5 Ağustos’ta İngiltere Almanya’ya, 1 Kasım’da Rusya Osmanlı Devleti’ne, 5 Kasım 1914’te de İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmişti. Osmanlı Devleti’nin İtilaf Devletlerine savaş ilanı ise 11 Kasım 1914 günü olmuştu.
Olayların gelişimi:
Seferberlik emrini alan Anadolu’nun 18-19 yaşındaki körpe fidanları köy meydanlarında yaşlıların ve ana-babalarının ellerini öpüyor, nişanlısına ya da yavuklusuna utanarak kaçamak bakış atıyor ve davul-zurna eşliğinde uğurlanıyorlardı.
Yarbay Mustafa Kemal, yeni kurulan 19’uncu Tümen Komutanlığına atanmıştı. Osmanlı Devleti’nin İngiltere’ye sipariş ettiği ve parasını ödediği iki harp gemisi ambargo görmüştü.
Ana kucağına muhtaç Anadolu çocukları, vatan savunmasına giderken nereden bileceklerdi İngiltere ve Fransa ve Almanya’nın Boğazları ele geçirmek ve Karadeniz’de sıkışıp kalmış 140 bin tonilato taşıma kapasitesindeki gemilerini kurtarmak istediklerini…
Nereden bileceklerdi bu ülkelerin Çarlık Rusya’sına yardım etmek istediklerini ve dünya Müslümanlarına hükmedebilmek için hilâfet merkezine sahip olmak hayaline kapıldıklarını…
Seferber oldular
O yiğitlerin içinde Balkan Harbi’ne katılanlar vardı ve oluklu demirle tanışmışlardı. Oysa bu savaş daha acımasız olacaktı. Dedelerinden ve babalarından çok anı dinlemişler, “vatan sağ olsun” dediklerini duymuşlardı. Bizlerin de övünerek yaşayacağımız günleri armağan etmek için sabırsızlanıyorlardı. “Aynalı Çarşı”ya gitmişlerdi, aynasızlara hadlerini bildirmek için...
İngiltere ve Fransa, resmen savaş ilan etmeden 3 Kasım 1914 günü Çanakkale Boğazı’na denizden ilk saldırılarını yapmışlardı. Artık sıcak çatışmanın içindeydi Osmanlı Devleti… Düvel-i Muazzama’nın dev armadası, Boğaz’ın dış tabyalarını dövmeye başlamıştı.
Senegal, Cezayir, Nepal, Hindistan ve Avustralya’dan getirilen askerler Mısır’da toplanıyor, yüzlerce mil yolu katettikten sonra Çanakkale Boğazı açığındaki “Muhteşem Armada”ya teslim ediliyordu.
18 Mart 1915 günü bu güçlü donanma Boğaz’ı zorluyor ancak geçemiyordu. “Harp Ceridesi”ne böylesine şanlı, böylesine acılarla dolu bir sayfa yazılmamıştı. Bu sayfayı harp tarihimize kazandıran tüm şehit ve gazilerimize, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ve silah arkadaşlarına rahmetler diliyoruz. Nur içinde yatsınlar.