Belki de bu yüzyılın en büyük belâsı olacak koronavirüs vakası Fransa’yı ve İtalya’yı kasıp kavuruyor. Fransa’da ölenlerin sayısı 4 bin 500’ü aşmış durumda… Her geçen gün ülkede virüs tespit edilen kişi sayısı yüzlü rakamlarla ifade ediliyor. Yazıyı hazırladığı tarih itibariye (4 Nisan) vaka sayısı 24 saatte 2 bin 136 artışla 59 bin 105’e ulaşmış gözüküyor. Son 24 saatteki rakamlarda ise vaka ve ölüm sayısında düşüş yaşandığı belirtiliyor.
Ülkeler arasında polemik
Amerika kaynaklı Huffington Post geçen hafta yayımladığı haberinde, Çin’den ithal edilen ve Almanya üzerinden İtalya’ya gönderilecek maskelere Almanya’nın el koyduğu belirtilmişti.
Salgının devam ettiği müteakip süreçte AB ülkelerinden İsveç, Fransa, İtalya ve İspanya arasında maske krizi patlak verdi.
İsveç’ten bir sağlık şirketi olan Mölnlycke, Çin’den İspanya ve İtalya’ya gönderilmek üzere internet üzerinden milyonlarca yüz maskesi ve eldiven siparişi verdiğini, Fransa üzerinden sevk edilen bu malzemelere Fransa’da el koyulduğunu bildirmiştir.
Yapılan açıklamada “Fransa, sağlık ürünleri ihracatını yasakladı. Kendi malı olmadığı halde maske ve eldivenlere el koydu. Bu son derece rahatsız edici, yakışıksız bir hareket” ifadeleri kullanılmıştır. Fransa’nın beklenmedik hareketinden sonra şirketin Çin’den ithal edeceği yeni sağlık malzemelerinin Belçika üzerinden İtalya ve İspanya’ya gönderecekleri kaydedilmiştir.
Yorumlama
Bizde kendisini seven, fırsatçı ve menfaatine düşkün bir söz vardır: “Önce can sonra canan” derler. Her ne kadar AB üyesi ise de Fransa ağır kayıplar verdiği için böyle bir tavra yönelmiştir. İşin garip tarafı mal ve malzeme üzerinde gösterdiği bu hiç de etik olmayan tavrını insanlar üzerinde de göstermeye kalkmıştır.
Paris’teki Cochin Hastanesi Acil Servisi Şefi Prof. Dr. Jean-Paul Mira, “Afrika’da bir çalışma başlatacağız” diyerek bir fikir ortaya atmış, bir başka doktor da (Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü Genel Direktörü Doktor Camille Locht) bu fikre destek vermiştir. Fransa’nın önde gelen bu iki doktoru yeni tip koronavirüse karşı geliştirilecek aşı ve ilaçların Afrika’da denenmesi gerektiğini canlı yayında masaya yatırmışlardır.
Geçtiğimiz son iki yüzyılda Afrika’nın yoksul ülkelerinin servetlerini gasp etme icraatını acımasız şekilde sürdüren Fransa, şimdi de o insanları kobay olarak görmektedir. Tam bir ırkçı ve sömürgeci anlayış…
Düşünceler
Bu ırkçı anlayışın dününden bahsetmek gerekirse söyleyeceğimiz çok şey var ama ben sözü Prof. İba Der Thiam’a bırakayım:
Senegal, Avrupa’nın sömürgecilik tarihinde geniş bir yer tutar. Senegal’in önemli tarihçilerinden biri eski Eğitim Bakanı Prof. Iba Der Thiam, gerek I. ve gerekse II. Dünya Savaşlarında yaşananlara dikkat çekerek Fransa’nın, o dönem Fransız Batı Afrikası (Afrique-Occidentale Française, AOF) adıyla sömürdüğü Afrika devletlerini bir birlik altında topladığını ve başkentini de Saint-Louis olarak belirlediğini kaydetmiştir.
Thiam, “Fransa, sömürge devletlerini tek çatı altında toplandıktan bir süre sonra I. Dünya Savaşı patlak verdi ve AOF’deki ülkeleri kendi cephesinde savaşa çağırdı." ifadesini kullanmıştır. Resmi verilere göre, 1914-1918 arasında yaklaşık 200 bin Senegalli askerin Fransız bayrağı altında savaştığını ve Fransa’nın 1. Dünya Savaşı’ndan galip çıktığını söylemenin mümkün olduğunu söyleyen Thiam, “Tarihler 1940’ı gösterdiğinde Fransa’da bugün bile adı geçtiğinde nefretle ve utançla anılan bir dönem başladı. Fransa’nın Vichy kentinde Almanya kontrolü altında Vichy hükümeti kuruldu. Vichy yönetimi yalnızca Fransa’da değil Fransız sömürgelerinde de faaliyet gösterdi. Senegal'de apartheid rejimini yaşadık. Sinemada, lokantada, otobüslerde okullarda beyazlarla siyahlar ayrılıyordu. Tüm kazanılmış haklar elimizden alındı. Sendikalaşma hakkı, Fransız meclisine temsilci yollama hakkı, il meclisi kurma hakkı gibi haklar ortadan kalktı." demiştir.
Afrikalı birliklerin II. Dünya Savaşı’ndaki rolünün Fransız tarih kitaplarında yer almadığını savunan Thiam,
“Tarih kitapları Dragoon çıkarmasında, Fransız ve Amerikan askerlerinin Marsilya ve Toulon’u aldığını yazar. Oysa asıl Marsilya ve Toulon’u Afrika birlikleri özgürleştirdi. Hatta birlikler Paris’i de almak için Strazburg’a kadar ilerlemiştir. Birlikler Strazburg'da durduruldular ve üniformaları çıkarıldı, yerine Fransız askeri üniforması giydiler ki, Fransız askeri olmadıkları anlaşılmasın. Paris’i de aldılar. Fransa'yı işgalden kurtaranlar Afrikalı askeri birliklerdir.” açıklamasını yapmıştır. (Senegal 4 Nisan 1960’da bağımsızlığını kazanmıştır.)
Dünün böylesi zihniyetini uygulamış olan Fransa 1789 İhtilâli’ni on kez yaşasa on defa da İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni yazıp insanlığa sunsa ne kadar inandırıcı olabilir?