SON DAKİKA
reklam
reklam

Sağlık tedbirleri ve demokrasi (Hindistan)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 13 Nisan 2020, Pazartesi - 09:30   Okunma Sayısı:

İslam öncesinde Saka, Kuşan, Akhun ve Türk Şahilerin at koşturduğu Hindistan toprakları, 11’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Gazneli Mahmut’un seferlerine sahne olmuştur. Bu tarihin bir buçuk asır sonrası Gur Sultanı Muhammet, Hindistan’da kendi yönetimini kurmuştur.

 

Osmanlı dönemi

Osmanlı dönemine Piri Reis, Murat Reis ve Seydi Ali Reis gibi seçkin Osmanlı denizcileri Hindistan’a seferler düzenlemişlerdir. 16’ncı yüzyıl sonlarına doğru Portekizlilerin Hindistan’daki sömürge faaliyeti zayıflayınca Hint Okyanusu’nda Osmanlı donanmasına üstünlük sağlayan Hadım Süleyman Paşa burada yeniden Osmanlı hükümranlığını sağlamış ve Emtini Kalesi’ni yıktırmıştır. Etki alanları daralan Portekizliler bölgenin bir kısmını İspanyollara bırakmışlardır.

Osmanlı padişahları IV. Murat ve IV. Mehmet dönemlerinde Babürlülerle kurulan diplomatik temaslar 18’inci yüzyıl ortalarına kadar gelişme kaydetmiştir. Bu yüzyıldan itibaren Hindistan, İngilizlerin sömürgesi durumuna düşmüştür.

Bu sonuç, Hint Müslümanlarını hoşnut etmemiş ve onları Osmanlılarla yakınlaşmaya itmiştir. 19’uncu yüzyılın sonlarında ortaya çıkan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 20’nci yüzyıl başlarında yaşanan Trablusgarp ve Balkan Savaşları sırasında da Hintli Müslümanlar Osmanlılar için yardım toplayıp gösteriler yapmışlardır. Birinci Dünya Savaşı’ndan Osmanlı Devleti’nin mağlup çıkması üzerine Hintli Müslümanlar, Osmanlıların hayatta kalma mücadelesini desteklemiş ve İngiltere’ye baskı yapmışlardır.

 

Türkiye Cumhuriyeti dönemi (Bu bölüm alıntıdır)

Milli Mücadele yıllarında Hindistan’dan Türkiye’ye mali destek sağlanmış, hatta Cumhuriyeti’nin kurulması İslam âleminin kurtuluşu sayılmıştır. Mart 1924’te hilâfetin kaldırılması şaşkınlığa sebep olmuş, düzgün giden Türk-Hint ilişkileri yerini kayıtsızlığa doğru terk edecekti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan iki yıl sonra Hindistan ve Pakistan adlarını taşıyan iki “Bağımsız Dominyon” kurulmuştur. 1947’de İngilizlerden özgürlüklerini alana kadar prenslerin yönettiği bir ülke olarak görülebilecek olan Hindistan, 20’nci yüzyılın ikinci yarısında Türkiye ile ilişkilerinde sıkıntılı dönemler yaşamaya başlamıştır. 26 Ocak 1950 tarihinde Hindistan Cumhuriyeti kurulmuş, Aralık 1951’de Türkiye ve Hindistan arasında bir dostluk anlaşması imzalanmıştır.

Anlaşmaya göre taraflar, diplomasi ve konsolosluk münasebetlerini sürdürmeyi; ticaret, seyrüsefain, gümrük, havacılık, suçluların iadesi gibi konuları düzenlemeyi kararlaştırmışlardı.

 

1960’lı yıllar

Sonraki dönemde Hindistan’ın “Bağlantısızlar” konusundaki yaklaşımı Türkiye-Hindistan arasında ayrışıma yol açmıştı. Aynı dönemde Pakistan’ın da dahil olduğu Bağdat Paktı’nın CENTO’ya dönüşerek komünizmi engellemeye çalışması, Hindistan ile komünizm karşıtlığında ortak bir nokta oluşturmaktaydı.

Türkiye-Pakistan ittifakı, Yeni Delhi cephesinde tereddüt yaratıyordu. 1960 baharında ise Nehru’nun Türkiye ziyareti gerçekleşecekti. 20 Mayıs 1960 tarihinde Nehru, Ankara’ya gelerek Başbakan Menderes ve Dışişleri Bakanı Zorlu ile temaslarda bulunmuştu.

Ankara’dan sonra 22 Mayıs’ta İstanbul’a geçen Nehru, 24 Mayıs’ta Türkiye’den ayrılacaktı. Bu günlerde Nehru, Türk basınının da ilgi odağı olmuştu. 1960 ve 1970’li yıllarda iki ülkenin politik ve diplomatik ilişkileri yaşanan temaslara rağmen Türk-Hint ilişkileri sınırlı çerçevede bir dönem geçirmiştir.

 

Hindistan’da demokrasi

Hint demokrasisi, bağımsızlığın kazanıldığı tarihten bugüne kadar kesintiye uğramadan gelmiştir. Demokrasi karşıtı etkenler ve eylemler olsa da Hindistan’da demokrasi yolundan sapmadan ilerlemesini sürdürmektedir.

Hindistan’ın 20’nci yüzyıl tarihi bunun kanıtıdır.. 'Tarih' konusuna bir girildi mi, olgu olguya götürür ve sözünü ettiğiniz her şeyin 'daha eski' bir kaynağını bulabilirsiniz. Hindistan için de aynı durum geçerli. Bugünkü Hint hükümetin karnesinde kırık notlar mevcuttur. Modi’nin hâlâ popüler bir siyasetçi olması, Hindistan demokrasisinin iyiye gittiği anlamına gelmez.

Modi hükümeti yanlıları baskıcı yasaları desteklemektedir.

 

Demokrasi dışı etken ve eylemler

1.Fanatik Hindu ve Milliyetçi kanadın körüklediği İslamofobia ve Müslüman karşıtlığının giderek artması,

  1. Hindistan anayasasında yeri olan Cammu ve Keşmir’in özel bölge statülerinin iptal edilmesi,
  2. Siyasi liderlerin tutuklanması, telefon ve internet bağlantıları kesilmesi
  3. Koronavirüs tedbirleri kapsamında ilan edilen 21 günlük sokağa çıkma yasağına uymayanlara karşı polisin çok acımasız davranması demokrasiyle bağdaşan

 

Sonuç

Müslüman karşıtlığı yasalarla yasaklanmalı ve halkların kardeşliği için barış zemini oluşturulmalıdır. Pakistan ile olan husumet yerine ilişkiler seviyeli iyi komşu ilişkilerine dönüştürülmelidir. Aksi takdirde bölgede oluşabilecek bir savaş nedeniyle Hindistan’ın İslam dünyasından dışlanması ihtimal dahilindedir.

Böylesi istenmeyen durumlardan toplumların etkileneceği muhakkaktır. Bundan dolayı sorunların diyalogla çözülmesi gerekmektedir. Demokrasi dışı etken ve eylemlerin yansıdığı yer sokaktır. Sokakta polisin acımasız tavrı ise ekranlarda görülmektedir. Olaylar zorla ve kanun kuvvetiyle değil, hukukun üstünlüğüyle çözülmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam