SON DAKİKA
reklam
reklam

Berat Kandili duaları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Nisan 2020, Çarşamba - 10:31   Okunma Sayısı:

    Dua inananın kendini korumasında en büyük silahıdır. Çoğumuz dua ederiz; kendimiz için, aile bireylerimiz için, sevdiklerimiz için, şirketimiz için, ülkemiz için… Bu toprakları bizlere sunan şehitlerimiz için kahraman komutan ve yöneticilerimiz için…

    Kandil geceleri dinimizin ve yüce kitabımızın belirttiği gerekler arasında olmamasına rağmen inananların büyük çoğunluğu tarafından ölmüşlerini, büyüklerini hatırlamak ve ulvi duygularla biraraya gelmek amacıyla adet haline getirilmiş gelenekler hanesine katılmıştır.

    Kandil gecesi tüm kanalları sık sık izlemeye aldım. Bazı kanallarda yine Cumhuriyetimizin kurucusunun adının zikredilmediğini üzülerek gördüm. Bu duruma başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere kimse haklı bir gerekçe gösteremez, göstermemelidir.

 

Tartışmadan çatışmaya

Bazı kesimler Atatürk konusunda çokbilmişlikten bilgiçliğe, görgüsüzlükten ukalalığa, bilgisizlikten kültürsüzlüğe ve tartışmadan çatışmaya varan bir kısır döngü içindeler... Bu döngü her alanda görülebiliyor. Özellikle internet ortamında çatışma yaratan her görüşe rastlamak mümkündür...

Hakaretin ötesinde küfürler dahi görülebiliyor. Bu ortam “sepetinde pamuğu olmayan’ nice insana ev sahipliği yapıyor.  Kontrolsüzlük ise bazı fanatikleri daha da azdırıyor, karşı görüşte olanın canını acıtıyor.

 

Atatürk’e karşı tavır alanlar

Atatürk hakkında söylenen sözler, edilen hakaretler sonunda saldırı boyutuna varabiliyor... Bir konuyu bilmemek, yanlış bilmek, şartlandırılmak heykellerin kırılmasına,  Atatürk’ün isminin cadde ve sokaklardan silinmesine, ders kitaplarından çıkarılmasına ve resmi ağızlarda o dönemlerden enkaz olarak söz edilmesine kadar gidebilmiştir bu ülkede...

Atatürk’ün soy kütüğünü görmezden gelerek onun anne ve babasına küçük düşürücü sözler sarf edilmiştir. MEB’lığı, daha gerçekçi bilimsel konu ve verileri kitaplara geçireceğini planladığını söyleyerek okullarda uygulanan müfredatı sık sık değiştirmiş; ama değişen bir şey olmamıştır.

Osmanlı hayranlığı ve din temelli düşüncelerle Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı yaratmak kimseye bir şey kazandırmaz; ama Türkiye’nin düşmanlarının ve fanatiklerinin ellerini ovuşturmalarına sebep olur.

 

İnançlar konusunda

    Her ülkenin vatandaşlarının elbette inançları vardır. Buna kimsenin bir diyeceği olamaz. Hiçbirimiz de bir başka inancın mensubunu zorlayamayız. İnançsız kabul ettiğimiz insanı da küçük göremeyiz. Belki o kişinin insanlık için katma değeri fazla olabilir. Her şeyin en doğrusunu yüce Yaradan bilir.

    Üç dinin kutsal kitaplarını birbirleriyle karşılaştırarak otuz yaşımdan beri okur, doğruları çıkarmaya çalışırım. Hiçbir kutsal kitapta ölmüş insana hakaret edilmesine, cesede eza cefa edilmesine,  mezarına saygısızlık yapılmasına yer verilmediğini söylemek mümkündür.

    İslamiyetin ise bu konularda daha duyarlı olduğu kesindir. Tüm bunlara rağmen önemli dini günlerde, kandil gecelerinde bir kısım yayın organlarında bazı fanatiklerin Atatürk için duaya yer vermediğini yine gördüm. Oysa Musevi vatandaşlarımız ibadetlerinde Cumhuriyetimizin kurucusuna özel yer vererek dua ederler.

 

M. Kemal’in kime ne borcu vardı?

    Mustafa Kemal, I. Dünya Harbi sırasında Çanakkale cephesinde yapılan Anafartalar muharebelerinde göğsüne çarpan şarapnel sonucu ölümden dönmüştür. Dünya harp tarihinde general olmadığı halde tümeniyle bir milletin mâkus talihini çeviren başka komutana rastlanmamıştır. Gösterdiği kahramanlıklar, yerinde müdahaleler ve öngörüsüyle Genel Harp’te öne çıkmıştır.

    Üç yıl süren Kurtuluş Savaşı’nı da Mustafa Kemal yönetmiş, Sakarya muharebeleri evresinde attan düşmesi sonucu kaburgalarında kırıklar oluşmuş, bu mücadele onun mareşal rütbesine ulaşmasını sağlamıştır.

    Cumhuriyet kurulduktan sonra suikastler atlatmış, önceden alınan tedbirlerle Allah onu bu millete bağışlamıştır. Bu kadar badire atlatan, ülkesi ve milletinden başka bir şey düşünmeyen Mustafa Kemal’in kime ne borcu vardı?

 

Siyasetin aymazlığı

    Tarihi kendimize göre yorumlayabiliriz. Bu yorumlamayı dar kalıplar içinde yaparsak sağlıklı sonuca varamayız. Mustafa Kemal, yedi düvele karşı bayrak açmış olan bu ülkenin bir gerçeğidir.

    Büyük Atatürk, politikacılar seni istismar ederler. Önemli değil, politika yapıyorlar, geçecektir modası. Seni tahkir etmek isteyenler de çıkabiliyor. Bu da önemli değil, kötü söz sahibini bulacaktır. Sen bunlara alınma…

    Senin zamanında da vardı, bu çekememezlikler. Hatta suikastlere yönelenler bile oldu. Eserlerini görmek ve seni tanımak istemeyenler ancak böyle davranırlar. Daha dünkü çocuklar da ekranlara çıkıp sert bakışlarla seni küçük düşürmeye çalışmışlardır.

    Son olarak Konya’da böyle bir olay olmuş; seni, Mevlâna’yı ve Konyalı vatandaşlarımızı aşağılayıcı şekilde konuşan Emre G. isimli stand-up’çı bozuntusu Konya Cumhuriyet Başsavcılığının yakalama kararına takılmıştır. Bizler böyle meczupları çok gördük. Bunlar yakalanınca da “nasıl oldu anlayamadım” gibi safsatalar söylerler.

    Sevgili Atatürk’üm, senin ilerideki dönemlerde daha iyi anlaşılacağına inanıyorum. Sana ve silah arkadaşlarına, tüm şehitlerimize, gazi olup sonradan sonsuzluğa göçenlere rahmetler diliyorum. Senin için dua edenler çok daha fazladır, inan bana… Ulusça minnet ve şükran borçluyuz hepinize.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam