2020 yılı pek de iyi gelmedi. Tabiat olayları, sınır ötesi operasyonlar, arada bir de olsa depremler ve büyük tahribata yol açan Koronavirüs salgını… Gerek ülkemiz gerekse insanımız bunların üstesinden her zaman için rahatlıkla gelebilir.
Virüsten daha tehlikeli ve sosyal dokuyu tahrip eden bir olay daha var ki, bunu nasıl çözeceğiz bilemiyorum. Atatürk’e yapılan saygısızlıklar… Bazen düşmanlık derecesine de varabiliyor.
Cumhuriyet’te bireylerin görevi
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in bir bireyi, Cumhuriyet’in ordusunda askerlik yapar. Yurt içi ve yurt dışındaki terörle mücadeleye katılır. Hayatını vatan ve millet uğrunda seve seve vermekten asla kaçınmaz. Geçtiğimiz aylarda ve giderek azalan şekilde ünümüzde bunun örneklerin gördük, görüyoruz.
Biricik çocuklarını canı kadar sevdiği ordusuna vatan hizmeti için gönderen ana babalar, yemin törenlerine gider, gözleri yaşlı töreni izler, fırsat buldukça oğullarına el sallarlar. Aynı analar babalar, Cumhuriyet idaresine vergilerini öderler. Seçme haklarını kullanır, istedikleri partinin adayını seçer ve ülkesinin başına getirir…
Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı 24 Kasım 1934 tarihinde kanunla verilmiştir. Herkesin soyadı aile kök bağlarının en önemli unsurudur, bireyler için onurdur. Kimse soyadının oyuncak edilmesine, alay konusu yapılmasına müsaade etmez.
Konuya gelelim
Köklü devlet geleneğimizin parçası olarak resmi makam odalarına Atatürk resimleri asılmaktadır. Bu uygulama Padişah II. Mahmut döneminden itibaren vardır. Milli günlerde ve parti kongrelerinde halkımızın teveccühü olarak binalara Atatürk posterleri asılır.
Bütün bunlar geçerliyken 23 Nisan hazırlıkları sırasında Trabzon ilimizde Atatürk posterlerinin ters asıldığı haberleri ortaya çıkmış ve hepimizi üzmüş, yüreklerimizi yaralamıştır. Daha önce meczupları, heykel taşlayanları, büst kıran cahilleri veya ruh hastalarını görmüştük.
Bunlar savcılık ifadelerinde “Nasıl oldu anlayamadım”, “İçimden gelen ses böyle yapmamı istemişti”, “Bunlar puttur, İslami değildir” gibi aptalca şeyler söylemiş, merhamet dilenerek sığıntı pozisyonuna düşmüşlerdir.
Esasen bu tipler, silik kişilikli, zayıf karakterli, kendisine menfaat pompalayan kişilerin çomak oğlanıdırlar. Üstelik daha dün de ortaya çıkmamışlardır. Bu son 15 senede FETÖ marifetiyle üretilmiş ve türetilmişlerdir. Dolayısıyla bugün ne kadar çok Atatürk düşmanı olduğunu da görmüş oluyoruz.
Geçmişte benzer konular
Atatürk heykel, büst, pankart ve ilkelerine karşı sadece bunlar mı var sanıyorsunuz? Siyaset adamlarından bazıları, akademik ünvana sahip bir kısım okumuşlar, gazetecilik yapan insanlar da bu kervanın içindedirler. Halen güç aldıkları fikirlerin sahipleri yurt dışında olsa da din-siyaset ilişkilerini dengeleyemeyen yurt içindeki siyasilerden de güç alıyorlar.
Çıkan olayların benzerleri, geçmişte bazı illerimizde olmuş hatta tekerrür etmiştir. Bu kasıtlı veya kasıtsız nahoş hadiseler ortaya çıktığında “Ne olmuş yani, bir pankart yanlışlıkla 10 dakika ters asılı kalmışsa?” denilebilir. Böylesi bir savunma, konuyu kapatma veya savuşturma yapma gibi rahatlığımız olmamalıdır.
- Görevlendirilmiş kişiye “Pankartı ters as!” şeklinde bir görevi elbette kimse vermez.
Nahoş bir olayın ortaya çıkmaması için alınabilecek önlemler elbette vardır. Görevlendirme iki veya üç kişiye de yaptırılabilir hatta yapacak kişilerin başında bir de kontrol elemanı bulundurulabilir.
- Koronavirüs salgını nedeniyle devlet gerçekten ciddi önlemler almıştır. Bulaşmış
bireyleri polisler evinde bile olsa takip etmekte, uymayanlara cezalar yazmaktadır. Milli günlerin 3-4 gün öncesinde toplantı yapılarak –içinde bulunulan duruma göre- telefon veya görüntülü konuşmalarla kamu binalarında tören öncesi faaliyetler belirlenebilir. Önleyici zabıta hizmeti devreye girer. Eğer bunlar yapıldı ve aksaklık ortaya çıktıysa da görevli askerinden polisine, eczacısından zabıtasına, simit satıcısına ve hatta bu binaların karşısında oturan bedhahlar dahil herkes vicdan azabı çekmeli ve hesap verme zorunluluğunu hissetmelidir.
Son deyiş
Bakıp da ahlaksızlığı görmeyen körlere, görüp de kör gibi davrananlara, görmezden gelenlere, bana ne diyenlere, görüp de anlamayanlara ders olacak tedbirler mutlaka alınmalıdır. Bizler aynı milletin çocukları değil miyiz? Kim ister gazi veya şehit oğlunun resminin bir binaya ters asılmasını? Bir ana baba gazi veya şehit oğlunun ters asılmış resmini görse ne hisseder acaba?
Adli makamlar mutlaka gereğini yapacaklardır. Kişilere acımaktan vaz geçmeliyiz artık. Bu olaylar bir üç beş değil her yıl tekrarlanıp duruyor. İlde veya ilçede densiz birinin yediği nane o il veya ilçe halkına mal edilmemelidir. Konu Milli Mücadele olduğuna göre onun liderine yapılacak hareket hepimizin üzülmesine kırılmasına yol açmaktadır. Hepimizin geçmişinde gazi, şehit, savaş sırasında hastalıktan ölenler vardır. Bizleri üzecek olaylara kimse zemin hazırlayamaz.