André Maurois (Asılı adı: Émile Salomon Wilhelm Herzog) (26 Temmuz 1885 Elbeuf, Fransa -9 Eylül 1967 Neuilly-sur-Seine) Fransız roman, hikâye, deneme, biyografi ve tarih yazarı.
Hayat öyküsü
Alsaslı Yahudi asıllı zengin bir tekstil sanayici ailesinden olup ailesi Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra Alsas’tan kaçıp Normandiya’da Lebeuf’de bir yünlü tekstil fabrikası sahipleridir. Maurois bu kentte doğmuş, eğitimini Rouen’de yaparken Fransa’da "Concours général" imtihanlarına girip ödül kazandı. Üniversite diplomasını da edebiyat üzerinde yaptı.
Askerlik görevinden sonra 12 yıl ailesi sahip olduğu fabrika ve şirketin idarecisi olarak görev yaptı.
- Dünya Savaşı döneminde Fransız ordusuna katıldı ve Fransa’da bulunan Britanya sefer ordusunda tercümanlık ve liyazon subaylığı yaptı. Yayınladığı ilk eseri olan "Les Silences du Colonel Bramble (Albay Bramble’ın Susması)" bu dönemdeki yaşamını alaycı olarak ama sosyal realizm öğeleri ile işlemektedir.
Yazı hayatının kalan kısmında da Maurois Britanya halkı ve konuları hakkında birçok eser hazırlamıştır. Savaştan sonra "Croix-de-feu" ve "Le Flambeau" adlı edebi dergilerin editörlüğünü yaptı.
- Dünya Savaşı başlayınca Maurois, Britanya (Ordusu) Genel Karargâhında "Resmi Fransız Gözlemcisi" görevini aldı. Bu resmi görevi ile Britanya ordusunun Belçika’ya girişinde o orduda görevini yapmaktaydı. Fransa Nazilerle ateşkes imzalamak zorunda kalınca terhis edilmiştir.
Andre Maurois Alıntıları
**Savaşın gitgide yaklaştığını biliyorduk. Almanların ilk önce Polonya’ya saldıracaklarını tahmin ediyorduk. Ama bu hiç kimsenin umurunda değildi. Yüksek tabakadan insanlar gemiyle nasıl Latin Amerika’ya yolculuğa çıkılabileceğini konuşuyorlardı.
**Siyasî partiler bu geminin yolcusudurlar; gemiyi batırmamalılar!
**Fabrikalarda oturma eylemleri, idarenin uyuşukluğu ve bürokrasinin yasakları Fransa’da üretimi sıfıra indirmişti. 1937’de Fransız fabrikalarında üretilen aylık uçak sayısı otuz sekize düşmüştü. Almanya'nın aylık üretimi ise bini geçiyordu.
**Bir devlet kendini savunmuyorsa, intihar ediyor demektir.
**Sadece koyunlar, her şeyden habersiz, otlamaya devam ediyorlardı.
**Winston Churchill ile yapmış olduğum konuşmayı anımsıyorum. Kısıtlamalar devrinde, İngiltere İtalya’nın ilerleyişine kayıtsız kalmıştı. Bunun nedenini Churchill’e sordum ve şu karşılığı aldım: "Hiç ıstakozları izlediniz mi?" Istakozlar ilgi alanıma hiç girmemişti. "Öyleyse, fırsat bulursanız onları inceleyin. Çok ilginç; gün gelir, ıstakoz koruyucu kabuğunu kaybeder. Bu dönemde, en azılı ıstakoz bile bir kayanın oyuğuna sığınır. Orada sabırla yeni kabuğunun oluşmasını bekler. Yeni zırhı güçlenince, deliğinden çıkar ve yeniden bir savaşçı olur. O yine denizlerin efendisidir. İngiltere yeteneksiz ve korkak bakanların elinde kabuğunu yitirdi. Yenisi oluşana dek oyunlarımızın içinde bekleyeceğiz. Ancak şartlar İngiltere ve Fransa’yı oyuklarından zammından önce çıkmaya zorladı. Düşmanların en amansızı karşısına, kabuksuz bir ıstakoz gibi çıktılar.
**İngiliz bankacıları Almanya’ya verdikleri borç paranın peşindeydiler. İnanılmaz bir saflıkla hiç kimseye borçlu olmadığını haykıran Almanya ile anlaşabileceklerine inanıyorlardı.
**İnsanlar gerçekleri "oldukları gibi" değil de "olması gerektiği" gibi görüyorlardı.
**Fransız gençliğinin kendi kaderi ile baş başa kaldığı bir zamanda sadece o gençliğe seslenmesini bildi. "Gençlik, nasıl bir Fransa istiyorsun?" başlığını taşıyan bir siyasi broşür hazırladı.