I.Bölüm’deki yazımda başlangıçtan 2 Haziran 2017 gecesi icra edilen ABD+YPG müşterek operasyonuna kadar olan gelişmeleri ele almıştım. ABD’li yetkililer, Amerikan kuvvetlerinin SDG (Suriye Demokratik Gücleri) ile işbirliği içinde olduklarını da belirterek YPG’ye verdikleri silahların envanterini tuttuklarını, bu silahların hiçbir zaman Türkiye’ye karşı kullanılmayacağını ve operasyon sonrasında da toplanacağı garantisin verdiler. Rakka’nın IŞİD’den geri alınmasında sadece SDG güclerinin kullanılacağını, operasyonun adının “Fırat'ın Öfkesi” olduğunu vurguladılar. Bu arada Rakka’daki sivillere seslenen SDG, IŞİD üyelerinin yoğunlukta olduğu alanlardan uzaklaşmalarını ve “özgürleştirilmiş alanlara” doğru kaçmalarını tavsiye etti.
Açıklamalar
ABD’li yetkililer açıklamalara başladılar. “Irak'ta DAEŞ'le mücadele sürerken koalisyon olarak Rakka'nın çevreyle bağlantısının kesilmesi ve sonunda özgürleşmesi için askeri planı geliştirmek üzere ortaklarımız, müttefiklerimiz ve koalisyon üyeleriyle birlikte çalışmaya devam ediyoruz. Suriye, birçok bölgesel güvenlik endişesinin üst üste geldiği karmaşık bir savaş alanı. Bizim Rakka'yla başa çıkma yaklaşımımız değişik partner ve müttefiklerin de katılımıyla planlı, aşamalar halinde yürütülecek bir yaklaşım olacak. DAEŞ'e güvenli bölgeler ve dünyaya karşı terörist planlar geliştirme fırsatları yaratmamak üzere, koalisyon ve ortakları hızlı hareket etmek istiyor. İlk aşama da Rakka'nın bağlantı yollarının kesilmesi olacak. SDG, Rakka'nın dışarıyla bağlantısının kesilmesi için hızlı davranabilecek en etkili ortağımız olan güctür. Bağlantı yolları kesilirken sonraki aşamaları Türkiye dâhil müttefiklerimiz ve ortaklarımızla planlamaya devam edeceğiz.” Oysa Türkiye, PKK’nın Suriye kolu PYD’nin silahlı kanadı olan YPG’yi de “terör oÅNrgütü” olarak görmekte, ABD ise PKK'yı “terör örgütü” kabul ederken PYD’yi aynı gözle görmemektedir.
Operasyona katılan unsurlar
Operasyon, bir Amerikalı generalin komutasında yaklaşık 10 bin civarında kuvvetle icra edilmekte Koalisyon güclerinin hava bombardımanıyla desteklenmektedir. DSG (içinde YPG’nin de bulunduğu Demokratik Suriye Gücleri)’nin ağır silahlarla Rakka kuzeyindeki IŞİD mevzilerini bombalamasının ardından üc koldan saldırı başlatılmıştır. Demokratik Suriye Gücleri Sözcüsü Tackır Kobani, muharip unsurların Eyn İssa kasabası çevresinden Rakka istikametinde saldırıya geçtiğini ifade etmiştir. Ayrıca sözcü, operasyonda koordinasyonu sağlamak ve ağır silah eğitimi vermek amacıyla 250 ABD askerinin Kobani’ye geldiğini de sözlerine eklemiştir.
Rakka’nın stratejik önemi
Rakka, tarıma elverişli Fırat Havzası üzerindedir. Rakka civarındaki Tabka Barajı, Rakka ve Halep’in elektrik ve su ihtiyacını karşılamaktadır. Irak sınırına yakın oluşu IŞİD’e çeşitli avantajlar sağlar. Rakka’nın 90 km kadar kuzeybatısında bulunan ve Amerikalıların genişlettiği havaalanı nedeniyle kesişme yolu üzerinde olup IŞİD militanlarına karşılıklı geçiş imkânı sağlar. 2011’de Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Rakka 4 Mart 2013’te Muhaliflerin eline geçmişti. IŞİD bu kentte kamu otoritesi olarak ortaya çıkmış ve kamu yönetimini yeniden dizayn etmişti… IŞİD’in bu kenti başkent ilan ettiği, yönetici kadrosunu genel olarak bu kentte barındırdığı hatta hilâfeti ilân ettikten sonra, dünyanın dört bir tarafındaki sempatizanlarını bu bölgede yaşamaya çağırdığını biliyoruz.
Operasyonun sonucundan ne beklenebilir?
Her hava saldırısından kaçanlar göçenler olduğu gibi bu hava saldırısından da kaçanlar hatta bir fırsatını bulup Türkiye’ye göçenler olacaktır. Bunların arasında sızma yoluyla sınırlarımızı geçmeye çalışan IŞİD’li aileler de bulunacaktır. ABD, Irak’tan sonra Suriye’de de yayılmasını sağlamış olacaktır. Rakka kuzeyindeki havaalanını genişleten ABD, İncirlik havaalanına mukabil yedekte tutabileceği bir havaalanına sahip olmuştur. Irak sınırını daha yakından kontrol edebileceği gibi Rusların Irak sınırına yaklaşmalarını da engelleyebilecektir. ABD yönetimi, Türkiye’nin uyarılarını birtakım vaatler ve güvencelerle susturmuştur. Bu güvenceler arasında YPG’ye verilen silahların envanterinin tutulduğu ve operasyon sonrasında toplanacağı da belirtilmiştir. En azından operasyon sonrasında YPG elinde avucunda silah kalmayacağını ve ABD desteğinin kesileceğini hesaba katıyor mu? İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demelidir.