SON DAKİKA
reklam
reklam

Dünya Çevre Günü

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Haziran 2017, Çarşamba - 09:00   Okunma Sayısı:

Bir iki gün geçsin de tespit ettiklerime, duyduklarıma ve izlediklerime göre bir yazı yazmayı düşündüm.

Yurdumuzun batısında İstanbul Boğazı, yurdumuzun doğusunda Van Gölü en çok dikkatimi çeken iki husus oldu. Boğaz’ın çocuğu olmak beni Boğaz’ın güzelliklerinin hayranı yapmakla kalmıyor, onu yabancılara tanıtmakla gururlandırıyor, doğanın en güzel nimetine karşı da sorumlu kılıyor.

Van Gölü ise, mesleğe atılışımda ilk tayin olduğum Erciş’e gitmiş olmakla beni ilgilendiriyor ve hatıralarım arasında tazeliğini koruyor.  Bu tayin bana her zaman ayrı bir mutluluk vermiş ve benim için ayrı bir onur kaynağı olmuştur. 

İstanbul’da çevre günü

Önce Maltepe’de yani kendi semtimdeki bir parktan söz edeyim: Çenebaz hatunların akşama kadar oturup çekirdek çitlettikleri… Her yer çekirdek kabuğu içindedir. Hemen yanındaki marketten alınan bisküvi, çikolata ve çerez paketleri rastgele atılır. Her sabah erkenden çıktığım yürüyüşte bu çirkin manzarayı görüyorum. Hatta resim çekerek gazetede yayımladığımız konular da olmuştur.

Diğer yandan apartman ve bahçe duvarlarına yazılan yazılar, rastgele park eden araçlar görüntü kirliliğine; havalı kornalar, modifikationa tabi tutulmuş araç motorlarının çıkardığı sesler, patinaj sesleri, âni kalkış ve duruşlar, camları açık müziği dışarı taşan araçlar gürültü kirliliğine yol açmaktadır.  

Bostancı’dan Pendik’e kadar sahil yolunun kara tarafı ağaçlıktır. Deniz tarafı ise palmiye türü sıra ağaçlarla bir güzellik oluşturur. Akşam saatleri ve hafta sonu günlerde bu sahil mangalda et yapanlarla dolar taşar. Buraya kadar sorun yok gibi gözükse de mangal dumanının ağaçların alt dallarından yukarıya doğru yaprakları kuruttuğunu görmek mümkündür.

El ayak çekildikten sonra kâğıdın her türünü, sigara izmaritlerini, yemek artıklarını, top oynayan ve salıncakta sallanan çocukların kırdığı çiçek ve dalları, boş bira kutu ve şişelerini, dallara asılı unutulmuş fanilâ, şapka, forma ve çorapları görebilirsiniz. 

Bu yol üzerinde bisikletle gezi veya yaya yürüyüş yaparken yüzlerce resim çekmişimdir. Haliç’te dalış yapanlar da çeşit çeşit kullanım eşyası, kamyon lâstiği, arızalı mutfak eşyası, araç parçası vb çıkarıyorlar.

Van Gölü kıyıları

Her yıl binlerce turistin gelip gezdiği Van yöresi ve özellikle üzerindeki kiliseyle Akdamar Adası, Türkiye’nin dünyada tanınmasına hizmet etmektedir. 10’uncu yüzyılda yapılmış bu kiliseyi 1977 yılında gezerken heyecan duymuştum. 

O yıllarda şimdiki kadar gezen de yoktu. Kilisenin dış cephesi, Eski ve Yeni Ahit’ten kutsal sahnelerle süslenmiştir. İnşaatta kullanılmış olan andezit taşları güneşin durumuna göre farklı renklere dönüşebilir.

O yıllarda Edremit’teki çimento fabrikası da gölün kirletilmesinde önemli bir faktördü. Şimdiki durumu bilmiyorum. Pazartesi akşamı bir televizyon kanalında gördüm. Gevaş Belediyesi, ilçenin çöplerini göl kıyısına döküyor. Tam karşısında Akdamar Adası… Gerekçe yok, zaruret var deniyor. Çöp işleme ünitesi yokmuş… Görüntü fecaat… Türkiye’nin tanıtımına güzel bir katkı sunduğu için bu belediyeyi tebrik ederim (!).

 

Çevre gününden farklı algılara

Trump, iklim değişikliğine yol açan etkenleri ortadan kaldıracak olan edimleri kabul etmiyor ve Paris Antlaşması’na imza koymuyor. Atılan bombaların havaya, toprağa ve yer altı su kaynaklarına verdiği zararlar, bitkilerin kurutulması, yangınlara, ölümlere ve hastalıklara yol açması, sera gazları, uçakların ve gemilerin havaya saldığı karbondioksit gazlarının çevreye ve yaratıklara verdiği zararlar fiziksel bir yaklaşımdır. 

Ramazan ayı münasebetiyle İslam âlemindeki kirliliği de ele almamız gerekir. İslam âlemi, bırakın çevreyi insanca yaşamayı bile beceremiyor. Bireyden ele alırsak; ağız kirliliği (küfür, dedikodu, çekiştirme), ilişkilerde kabalık (nezaket dışı davranışlar), tahrik (alttan almayıp karşıdakinin üstüne çıkmaya çalışmak) gibi kirliliklerden uzak kalamıyor.

Aşiretler, mezhepler, ülkeler barışı kendileri tahrip ediyor, ramazan ayında nice günahsız insan basit basit çıkarlar, çekişmeler yüzünden hayatını kaybediyor, sonra da utanmadan kendilerine İslam etiketini yapıştırıyor.

Suudî liderler, silaha inanılmaz bütçeler ayırarak Hristiyan ülkenin gelişmesine katkı sunuyor, sınırdaşı ülkeye ambargo koyuyor. Yemen’de katli sürdürüyor. Bu Müslüman yöneticiler, her türlü imkânın içinde yüzerken Kızıldeniz’in karşı kıyısında yüzbinlerce insanın açlık ya da darlık içinde yaşamasına kayıtsız kalıyor. Biraz da çevre kirliliğini böyle algılasak?   

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam