Emperyalist ülkeler, dünyanın tükenmekte olan kaynaklarına göz dikmiş ve bunları kendi egemenlikleri altına almayı düşünmeye başlamışlardı. Bunun için planlar yapıyorlardı. Amaç, petrol yataklarının kontrol altına alınmasıydı…
Dünya Savaşları
Bu amacın ilk ayağı I. Dünya Savaşı ile gerçekleştirildi. Osmanlı Devleti Romanya, Kafkasya ve Musul petrol yataklarından uzaklaştırıldı. II. Dünya Savaşı’nda bu kez Nazi orduları Kafkaslara uzanmak istedi, başaramadı. Romanya ve Kafkasya petrol yatakları başka güçlerin eline geçti.
Orta Doğu’da ise çalkantılar devam ediyor, kanlı iktidarlar sürekli el değiştiriyordu. Bu topraklarda demokrasinin olması, iktidarların el değiştirmesi veya halkın yoksulluğa düşmesi Batı’nın umurunda olamazdı.
Onlar dünyanın giderek azalan nimet ve kaynaklarının derdine düşmüşlerdi. Bu zengin kaynaklar başkalarının elindeydi. Zaten enerji açığı hisseden Batı, bir de enerji kaynaklarının güvensiz ellerde olmasına rıza gösteremezdi. Yeni planlar yapmaya başladılar.
Orta Doğu’nun yumuşatılması
1980-1988 yıllarında bölgenin en güçlü iki ülkesi birbiriyle kapıştırıldı. Binlerce insan kör dövüşünün içine itildi. Operasyonlara verilen garip garip isimler, liderlere verilen ara gazları ve etnik yapının sürekli kurcalanması iki ülkeyi karşı karşıya getirdi.
İki ülkenin de ekonomik gücü büyük ölçüde petrole dayanıyordu. Irak, boru hatlarından petrol ihraç ederken İran, ihracatını Basra Körfezi’nden yapıyordu. Irak, petrol taşıyan İran gemilerine saldırılar düzenlemeye İran da Irak petrol tesislerine saldırmaya başladı. Dünya petrol ticaretinin zarar görmesi ABD’nin savaşa aktif olarak katılmasına sebep oldu. ABD, petrol yolunu açık tutmak için bölgeye bir filo gönderdi.
Sekiz yıl savaşları
Sekiz yıl süren savaş 1988 Ağustos ayında yapılan ateşkesle sona erdi. Daha sonra BM gözetiminde yapılan barış görüşmelerinden de sonuç alınamadı. İran, ön koşul olarak topraklarındaki Irak askerlerinin çekilmesini isterken, Irak, Şatt-ül-Arap suyolu üzerinde ortak denetim kurulmasında ısrar ediyordu. Barış, Irak’ın Kuveyt’i 1990 Ağustos ayında işgalinden sonra ABD ile savaşa tutuşma korkusuyla İran’dan aldığı toprakları geri vermesi üzerine gerçekleşti.
Savaşın sonuçları bir “hiç”ten ibaretti. Yaklaşık bir milyon insanın hayatını kaybetmiş, taraflar küçük kazançlar uğruna ekonomik kaynaklarını tüketmişti. Sınırlar değişmemiş, petrol üretimi düştüğü için petrol fiyatları artmıştı. Çıkarcı Batı dünyası, borç karşılığı silah satışlarıyla Irak’ı desteklemişti.
Borçları ödemekte zorlanan Irak, 1990 yılında Kuveyt’e saldırarak oradaki petrol kuyularını ele geçirmeye çalışmıştı. Orta Doğu topraklarına yapılan bu ilk müdahale, belki gelecekte uygulanacak bir planın, BOP’un ilk ayağıydı, belki de bir yumuşatmaydı.
Körfez Savaşları
Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi, 1990 yılından itibaren yeni gerginliğe neden olmuştu. ABD’nin başını çektiği ve sadece Irak’a karşı 37 ülkenin katıldığı koalisyon güçleri 17 Ocak 1991 günü yeni bir savaş başlatmıştı. Dün Irak’ın karşısına çıkardıkları İran yetmemiş, bu kez diğer Müslüman ülkeleri, Birleşik Krallık, Suudi Arabistan, Suriye ve Mısır’ı da sekiz yıl savaşmış olan yorgun Irak ordusunun karşısına çıkarmışlardı.
(Devam edecek)