SON DAKİKA
reklam
reklam

Ne Çok Anlamadık Seni( Mehmet Özen Anısına) (I)

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 12 Haziran 2020, Cuma - 10:17   Okunma Sayısı:

Tüm okurlarımızın  geçmiş Ramazan bayramlarını kutlayarak söze başlıyorum. Çocukluğumuzda bu bayram farklı adlarla da anılırdı. Bayramda, dinimizce de verilmesi halinde büyük sevap olarak görülen  fitre ve zekatların verilmesinden ötürü eskiler “Fıtır Bayramı” da  derlerdi. Ramazan Bayramının bir diğer adı da Şeker Bayramı olarak geçer. Bu adın verilmesinin asıl sebebiyse, oruç tutanların da kaybettiğine inanılan enerjilerini toplamaları  için bolca şeker ve tatlının dağıtımından kaynaklanmaktadır. Hangi adlarla anılırsa anılsın, dini bayramların da milli bayramlar gibi toplum içinde özel bir yeri mutlaka olmuştur ve bugünde olmaya devam etmektedir.

Fakat, salgın sebebiyle bayramı farklı bir ortamda yaşadık. Bayram ziyaretleri, bayram namazı gibi alıştığımız adetler bu sene olmadı. Haliyle de bayramlaşma bu sene telefonda, internette oldu. Diyeceksiniz ki; çoğu insan bayramları  artık tatil yörelerinde geçiriyor. Ancak bu sene o bile olmadı.  Varsın; böyle bir bayram geçmiş olsun. Sağlık olmadan hiçbir şeyin kıymeti olmuyor. Bunu bu günlerde çok daha iyi anladık.  Onun için de, sağlığımıza dikkat edelim. İçten ve samimi bir şekilde  sağlığımız için dua edelim, salgının da  hızla geçmesini dileyelim. Bu arada Covid-19 salgınında yaşamını yitiren sağlık çalışanlarımızı ve doktorlarımızı da saygı ve rahmetle anıyorum.

Biz çocuklar için  bütün bu bayramlar aynı zamanda harçlık  bayramıydı.  O dönemde aldığım paraları biriktirir, kendime giysi ve kitap almaya özen gösterirdim. Yine o günlerde çokça kitap almıştım. Resme ilgi duymamsa ilkokul yıllarında(Kartal-Cevizli İlkokulu) oldu. Resim dersleri sosyalleşmemiz için önemli bir ihtiyaçtı. Lise (Özel Gebze Lisesi) yıllarında da resim dersimiz devam etti. Resim öğretmenimiz  olan Leyla Akçan, kibar, nazik ve idealist biriydi. Bize de çok yol gösterdi. Leyla hocamıza buradan sağlık ve sıhhat dileklerimi iletiyorum.

Maltepe Üniversitesi’ne geçtiğim dönemde (2011) tanıştığımız Mehmet Özen hocamız ise bizlerde bambaşka ufuklar açtı. Hiçbir zaman meslek heyecanını kaybetmedi ve çok sevdiği mesleğini hayatının  son dönemine kadar sürdürdü. Mehmet hocam ;hem bir akademisyen hem de  çok yönlü bir sanatçıydı.  1971 –İstanbul doğumlu olan Özen,  1996’da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni tamamladıktan sonra Almanya’da Frankfurt Staatliche Hochschule für Bildende Kunst’ta Prof. Hermann Nietzsche Atölyesi’nde yüksek lisansını tamamladıktan sonra Almanya’da Video Art ve sinema üzerine çeşitli çalışmalar yaptıktan sonra, 2006’dan itibaren Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalışmalarını sürdürdü.  Benim de hocamızla tanışmam 2011’in ılık bir sonbahar günü olmuştu. Mehmet hocam, dönem arkadaşım Tunç Tultay Gözpınar’ın ilkokuldan (Özel Doğuş İlkokulu)  da resim öğretmeniydi ve öğrencisini görünce heyecanını hiç gizlememişti.

Mehmet Özen,  yaşamı boyunca sair ve bestecilerin her döneme ışık tuttuğuna inandığı eserlerini resimleyerek, şiirlere ve şarkılara görsel olarak ulaşma yolları aradı.  Hocamıza göre fikir; gündelik hayattan, sosyal ve kültürel atmosferden gelip, farklı sanat disiplinleriyle bir araya gelerek bambaşka bir biçime dönüşebilmeli. Yazılmış romanlar, şiirler, besteler, müzik ve dans renkler aracılığı ile başka bir forma, düzenlemeye(Enstalasyon) ya da izleyicinin önünde herhangi bir sahnenin bağlamına da dönüşebilmeliydi.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam