SON DAKİKA
reklam
reklam

Orta Doğu’nun son 30 yılı -II-

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Haziran 2017, Cuma - 10:00   Okunma Sayısı:

II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en geniş çaplı askeri koalisyon gücü, havadan yumuşatmaların ardından Irak topraklarına orantılı güçlerle (!) çıkmıştı. Savaşın 60 milyar ABD doları civarındaki maliyetinin 36 milyarlık kısmını tek başına Suudi Arabistan karşılamıştı. ABD, savaşın kalan maliyetini de Katar, Bahreyn, Umman, Japonya ve Almanya’ya yüklemişti. 
Her iki Körfez Savaşı’nın gösterdiği sonuç, Arap ülkelerinin birleşmesi fikrinin darbe yemiş olmasına rağmen Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde köktenci akımların güçlenmiş olmasıydı. Araplar, Körfez Savaşı’nda Batı’nın çıkarlarını korumak için savaştıklarını sonradan anlayacaklardı. 
Evet, Irak zayıflamış; ama İran güçlenmiş ve bölgedeki ağırlığı artmıştı. İsrail, Irak’ın yenilmesiyle biraz rahatlamıştı. Orta Doğu topraklarında kontrollü güçler olmasının önüne geçilmişti. Bu gelişmeler de BOP’un ikinci ayağı olmalıydı.
Afrika rüzgârları / Arap baharı
BOP’un diğer ayağı 21’inci yüzyılın Arap dünyasında halkların demokrasi, özgürlük ve insan hakları talepleri olarak ortaya çıkan büyük bir hareketti. Tunus’ta başlayan olaylar, Cezayir, Libya ve Mısır üzerinden Suriye, Bahreyn, Ürdün ve Yemen’e sıçramış, iktidarları sallamış, bazı hükümetleri yerinden etmişti. Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta ise küçük çapta olaylar görülmüş; ancak küresel bir nitelik kazanmıştı. 
Olaylar, Suriye’de biraz daha farklı şekilde gelişmişti. 15 Mart 2011 günü Dera’da başlayan Beşar Esad karşıtı hareket, mensuplarının silahlanmasıyla topyekün çatışmaya dönüşmüştü. Baskıcı Esad rejimini devirmek ve Özgür Suriye devletini kurmak amacıyla silahlanan güçlere dışarıdan askeri ve ekonomik destek sağlanmaktaydı. 
Günümüzde Suriye’deki kontrolün tam anlamıyla Beşar Esad’ın elinde olduğundan söz edilemez.  Arap ülkeleri yine Suriye’nin karşısına dikilmişler; sağladıkları sermaye, silah, asker ve harp vasıtaları desteğiyle Müslüman kanının dökülmesine aracılık etmişlerdi... Bir de fazladan IŞİD belâsının ortaya çıkmasını sağlamışlardı.
Dünya basınında Irak
Dünya basınında Irak ile ilgili haberlere hâlâ geniş yer veriliyor. Özellikle Kuzey Irak’ta önemli gelişmeler var. Belki Saddam’ın devrilmesinden sonra en güvenli bölge olarak Irak’ın kuzeyi görülüyordu. 
Ne yazık ki, Iraklı liderlerin pervasız demeçler vermeleri, Irak halkını oluşturan unsurları görmezden gelmeleri, Türkiye’ye karşı PKK’yı kollamaları, Kerkük’te nüfus yapısının bozulmasına yönelik çalışmalar yapmaları ve petrolün paylaşımı konusunda bencil davranmaları Irak’ın kuzeyinin ateş çemberine dönmesine neden olmuştur.
3 veya 4 yıl öncesiyle Irak’ta çıkarılan 2 milyon varil civarındaki günlük petrolün 200-300 bin varilinin kayıp olduğu haberlerini yabancı basından öğrenmiştik. Bu çok ciddi rakam basında çıkabiliyorsa küresel büyük güçlerin istihbarat örgütlerinin kayıtlarında mutlaka vardır. Ancak ne hikmetse hiçbir tedbir alındığını veya yaptırım uygulandığını da görmedik, duymadık. Sadece yanı başımızda IŞİD diye bir terör örgütünün peydah olduğunu gördük. 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam