ABD’de ırkçı cinayete karşı öfke patlaması
Dört polisin savunmasız bir insanı yere yatırarak ve inlemesine aldırmaksızın boğazına bastırarak ölümüne neden olmasını insanın aklı kabul etmiyor. Bu nasıl demokrasi? Veya Amerikalıların kullandığı tabirle “Bu nasıl orantısız güç kullanmak?”
Bir Siyahi’nin acımasızca öldürülmesi sonucu ABD’de meydana gelen sokak olayları durulmuyor. Protestocular Minneapolis’te karakol ele geçiriliyor, araçlara yakılıyor, binalar hasara uğratılıyor ve dükkânlar yağmalanıyor.
Tepkilerin giderek şiddetlendiği bu eyalette Ulusal Muhafızlar kente inebilirlermiş. Eğer askerler kentte görev alırlarsa halka karşı daha fazla şiddet uygulayabilirler. Olayların ABD’nin başka eyaletlerine de sıçramasını önlemek için Kara Şahinler hazır bekletiliyormuş.
Başka ülkelerde ayırımcılığı teşvik eden, terör örgütlerine kol kanat geren, her sokak olayını başka adlar altında bol resim ve video görüntüleriyle halkına ve dünyaya sunan ABD, siyahlara karşı polisin uyguladığı tutum nedeniyle zor durumlar yaşamaktadır.
Yorumlama
Şiddet hareketlerinin gün gelecek ABD’yi de vuracağı kaçınılmaz olacaktı. Zengin ve güçlü görünen bu ülkenin yoksul bir yaşam süren halk kitleleri, aslında başkaldırı provaları yapıyordu. Kendisini demokrasinin beşiği gören, dünyanın birçok yerindeki liderleri devirerek demokrasi götürdüğünü sanan ABD, dön bir de kendine bak!
Bir kere kanın aktığı yerde huzur bozulmuş demektir. Rusya ve Çin’in istihbarat örgütleri bu olayı işleyeceklerdir. Zaten önemli oranda yoksul bir kitle vardır, onlardan müteharrik unsurları seçip kullanacaklardır.
ABD lideri dünyanın hedef tahtasındadır. Yabancı istihbarat örgütleri lidere güveni daha da sarsıcı propaganda ve eylemleri teşvik edecek, El kaide ve benzeri örgütleri, dışarıdaki Amerikan güçlerine kullanmayı ve hatta onları Amerika içine de çekmeyi bile deneyeceklerdir. Parlamentoda ise Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasındaki ayırım daha net ve katı biçimde görülecektir.
İsrail’de durum
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun seçilmesi
1949 doğumlu Netenyahu, 26 Mayıs 1996’da yapılan seçimlerde Likud partisinin adayı olmuş ve seçilmişti. İsrail’de doğmuş en genç başbakan olan Netanyahu, 1999’da başbakanlık koltuğundan uzaklaşmıştı.
2002’de İsrail İşçi Partisinin koalisyondan ayrılmasının ardından dış işleri bakanlığı koltuğu boşaldı ve Başbakan Şaron, Netanyahu’yu dış işleri bakanı olarak atamıştı. 2003 İsrail meclis seçimlerinden sonra birçok kimseye sürpriz gelse de Sharon, Netanyahu’ya bu kez Ekonomi Bakanlığını teklif etmiş, Netanyahu ise bağımsız kararlar alabilmesi koşuluyla bu görevi kabul etmişti.
2005 Ağustos’unda ise İsrail kabinesi Gazze’den çekilme planını onayladıktan kısa bir süre önce istifasını vermiş, 2009 Şubat’ında yapılan meclis seçimlerinde Likud’un başbakan adayı olmuştur. Mart 2009 seçimleriyle birlikte bugüne kadar Başbakanlık görevini yürütmektedir.
Netanyahu’nun yargılanması
Bir iki hafta önce beşinci kez İsrail Başbakanı seçilen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, görevdeyken bir ceza davasında zanlı olarak hâkim karşısına çıkan ilk İsrailli lider olma vasfına sahiptir. İsrail Başbakanı mahkemeye gelmek yerine sadece avukatlarının yargıç karşısına çıkmasını istemiş olsa da mahkeme bu isteği reddetmiştir.
Hakkında rüşvet, yolsuzluk, güveni kötüye kullanma suçlarından soruşturma açılan sağ görüşlü Likud partisinin lideri Netanyahu’nun davası geçtiğimiz kasım ayında açılmış ve davaya konu olan iddialar üç yıl süren araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştı.
İsrail Başbakanı'nın milyoner iş adamlarından hediyeler aldığı ve medya patronlarının yararına, kendisi hakkında iyi haberler yapmaları karşılığında, kanuni düzenlemeler çıkardığı iddia edilmektedir. Mevcut yasalar yargılanmasına rağmen Netanyahu’nun istifasına cevaz vermiyor.
İsrail Başbakanı'nın milyoner iş adamlarından hediyeler aldığı ve medya patronlarının yararına, kendisi hakkında iyi haberler yapmaları karşılığında, kanuni düzenlemeler çıkardığı iddia ediliyor.
Muhalefet, Netanyahu ülkeyi iç savaşa sürüklemeye çalışıyor
Netanyahu ve müttefikleri aylardır süren dava sebebi ile ülkedeki adalet sistemini hedef alırken İsrail, Başbakan hakkındaki iddialar konusunda ikiye bölünmüş durumdadır. Muhalefet lideri Yair Lapid ise iktidarı yargıçları etki altına almaya çalışmakla ve ülkede şiddeti körüklemekle suçluyor.
İsrail Yüksek Mahkemesi, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Mavi-Beyaz İttifakı lideri Benny Gantz'ın koalisyon hükümeti anlaşmasının "yasalara aykırı" olduğu gerekçesiyle yapılan başvuruyu görüşmüştür. Muhalefetteki partilerin "Netanyahu-Gantz koalisyon anlaşmasının devam eden yolsuzluk davası nedeniyle yasalara aykırı olduğu" gerekçesiyle yaptığı başvurunun duruşması, Batı Kudüs'teki Yüksek Mahkeme binasında yapılmış, duruşmaya Yüksek Mahkemenin 11 hâkiminin yanı sıra Netanyahu’nun ve başvuruyu yapan grupların avukatları katılmıştır.
Sonuç
Korku ve şiddet üzerine kurulan hükümetler, eninde sonunda yıkılmaya, liderler ise yargılanmaya mahkûmdurlar. Netanyahu, sadece ekmek ve yurt kaygısıyla çırpınan Filistinli yoksul ve güçsüz insanların karşısına uçak, tank ve toplarıyla çıkmış; suçsuz günahsız birçok insanın âhını almış, hayatını ve istikbalini söndürmüştür.
O insanlar “geçim” derdindeyken Netanyahu, güvenlik kisvesi altında “toprak” derdine düşmüştür. Halkına yakın olamayan, uygulamalarıyla protestoların hedefi durumuna geçen ve Filistinli garibanların âhını alan Netanyahu’nun iktidarda kalmak ve yeniden seçilmek uğruna yaptıklarına bakar mısınız? Üç yıl süren araştırmaların sonucunda kim bilir daha başka neler vardı?
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar…