SON DAKİKA
reklam
reklam

Stres nedir, nasıl karşı koymak gerekir?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 12 Temmuz 2020, Pazar - 10:02   Okunma Sayısı:

Stres her hastalığın başı olarak gösterilir ve stresten uzak kalınması tavsiye edilir. Büyük şehirlerde stressiz yaşamamak mümkün mü? Evet, strese girmemek için aklımıza gelenleri abuk sabuk şekilde ele alalım. Çoğumuz şu deyimi çok sıkıntılı bir zamanımızda söylemişizdir.

 

“Kan beynime sıçradı”

Kanı beynine sıçramak: Çok sinirlenmek, öfkelenmek, hiddetlenmek, kontrolü yitirmek…

Kanı beyne sıçratacak deyimler arasında “Kısa devre yapmak” ve “Kapak atmak” gibi tabirler de vardır.

   Televizyon seyrediyoruz. Stresin insan vücudunda yarattığı tahribattan söz ediliyor ve her hastalığın başı olarak gösteriliyor ve stresten uzak kalınması tavsiye ediliyor. Büyük şehirlerde stressiz yaşamamak mümkün mü?

 

Sinirlenmek yok

   Millet olarak kahvehaneden ülkeyi yönetmeye bayılır, yöneticileri, amirleri, başka kişi ve devletleri küçük görürüz. Olaylar karşısında “saman alevi gibi parlamak” ve “lafla peynir gemisi yürütmek”  de sadece bize vergidir.

   Saymaya çalıştığım konuların devlet çarkıyla pek ilgisi yok. Neredeyse tamamı günlük yaşantımızda ve hepimizin karşısına çıkabilecek türden; ama hepimizin saçlarını da havaya kaldıracak cinsten… Şimdi onlardan örneklere göz atalım, okurken de strese girmeyelim lütfen!

 

Nasıl strese girmezsin?

   Her yağmurda yolun hep aynı kesimleri göl oluyor ve insanlar birbirlerinin kucağında veya sırtında yolun karşısına geçiyorsa, bu manzara her yağmurda tekrarlanıyorsa, iş kazalarında ve inşaat facialarında hayatlarını kaybediyorsa, ulaşım aksaklıklarına maruz kalıyorsa stresi nasıl def edeceğiz?

   Her ihmalde, kazada, arızada veya olumsuzlukta yöneticiler nutuk atıyor: “Hesabı sorulacak!” Aslında hesap daha o dakikada kapanıyor. Devletin büyüklüğü, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının yüceliği bir kenara itilerek her zaman en alttaki gariban suçlu olarak ilan ediliyorsa?

 

Genel yerlerde 

   Banliyö treni, belediye otobüsü ve vapurlarda kulağında bir sürü kablo ile müzik dinlerken sadece kendisinin dinlediğini zannedenler çevresini hiç umursamıyor ve karşısındakine saygı göstermiyor,

   Müzik sesini aracından taşıranlar, motorunu bağırttırarak hızlı kalkışla lastikleri ciyaklattıranlar, ibadethane, hastane ve eğitim kurumları önünde kornaya basanlar hız kesmiyor,

   Otobüs, metro, vapur ve trenlerde cep telefonuyla yapacağı konuşmayı bütün insanlara duyurmak zahmetine katlananlar (!) kendilerine çeki düzen vermiyor ve gürültü kirliliğine neden oluyor.

 

Abuk sabuk konulara devam

Efendim işin yarattığı strese değinmeden günlük yaşamımızda sinir sistemimizi tahrip etmeye yetecek olayları abuk sabuk şekilde dile getirelim isterseniz: Ciddi şekilde ele alırsak, kanser başta olmak üzere diğer hastalıklara davetiye çıkarmış oluruz...

    Türbanın faziletini tartışırken kürtajın kadın vücudunda yaratacağı etkileri düşünemiyorsak; töre cinayetlerini, aile içi şiddeti ve geçimsizliğin neden olduğu ölümleri önleyemiyor ama kadın haklarından söz ediyorsak? 

    Spor sahalarında insanlarımız birbirlerini dövüyor, şike iddiaları ayyuka çıkıyor ama biz dünya kupalarına katılmaya çalışıyorsak? Sporda başarıdan ve centilmenlikten söz ederken sporcularımız aldıkları paraların karşılığında hem iyi oyun sergileyemiyor, hem de sigorta ödemelerini en alt seviyeden yaptırıyorsa?

 

Örnekleri çoğaltabiliriz.

  Ağaç dikimi yapmadan çam, sedir, meşe, kayın gibi ağaçları keserek gelecek nesillere yeterli bir bitki örtüsü ve iklim bırakamıyoruz.

    Mevcut iş yerlerini kapatarak tüketime ve ithalâta dayalı marketler açıyor, sadece ekmek parası için satış yapan küçük esnafı zabıtanın dayağına maruz bırakıyoruz.

    Plastik su şişesinin suyu bitince çöp bidonuna kadar yürüme zahmetine katlanamıyor ve sahil, park ve otobüs duraklarını sigara izmariti üretim merkezi haline getiriyoruz.

   Piknik yaptığımız yeşil alanlarda genç ağaçlara salıncak kuruyor, rüzgâr yönünü hesaplamadan yaktığımız ateşin dumanının ağaca zarar verdiğini düşünemiyoruz.

 

Yorumlama

İşin garibi, bunları hem tenkit ve şikâyet ederiz hem de fırsatını bulunca yaparız. Stresin karşıtını destres olarak da ele almaya kalkmayın sakın!

Destres, Farsça bir kelime olup “Ulaşma, elde etme” demektir.

Destres olmak: Ulaşmak, elde etmek. (Farsça)

Destres olunmak: Ulaşılmak. (Farsça)

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam