SON DAKİKA
reklam
reklam

Irak anayasası

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Haziran 2017, Salı - 10:00   Okunma Sayısı:

ABD-IŞİD ve PKK/PYD ilişkilerini anlamak, nominal değerini, özgül ağırlığını veya direnç katsayını bilmek çok zordur. Bileşenler sürekli değişkenlik arz eder, bir formülde kullanılamaz. Birtakım kavramlar -Stratejik ortak, NATO’nun müttefiki vb- ayakları yere basan edimlerle kendini göstermediği sürece boşluk içerir. 
Bu gitgeller birbirinden menfaat umanlar arasında hırs, arzu ve bazı emeller uyandırabiliyor. Mesut Barzanî bunlardan birisidir. 
1992 öncesi hazırlanan 
Bölgesel Kürt Anayasası 
Irak’ta uygulanan 1992 Anayasası, 2004’te başlatılan yeni anayasa çalışmaları ve hazırlanan Geçici Anayasa ile yürürlükten kaldırılmış ve 15 Ekim 2005 tarihinde yapılan referandumla yeni anayasa yürürlüğe konulmuştur.  Anayasa Md: 1’e göre Irak, yönetim şekli cumhuriyet ve parlamenter demokrasi olan federal bir devlettir. Federal sistem, başkent, bölgeler, âdemimerkeziyete sahip vilâyetler ve yerel idarelerden oluşmaktadır (Md. 11). 
Bu çerçevede anayasa, 1992 tarihli Kürt Bölgesi ve anayasasını da Md: 113/1 ile meşrulaştırmıştır. Anayasada öngörülen federalizm, asimetrik federalizm olarak nitelendirilmiştir. Anayasa, Kürtlere kendi anayasalarına ve bölgelerine sahip olma haklarını tanımıştır. 
Kürt Bölgesi Anayasasına göre, bu bölgenin halkı, Kürtler ve Türkmen, Asurî, Keldanî ve Arap ulusal azınlıklardan oluşmaktadır. Buna rağmen Kürtler nüfusları ile orantılı olmayan bir şekilde bütün Irak’ta (sadece Kürt bölgesinde değil) Arapçanın yanında Kürtçeyi de resmî dil olarak kabul ettirmişlerdir.
Federal devlete tanınanlar
Federal devlet, kendi içyapısı itibariyle federe birimlerinin coğrafî, ekonomik ve diğer faktörlere bağlı olarak farklı yetkilerine ve farklı statülerine izin verip varlıklarını kabul etmiştir.
Barzani, Kürt Bölgesel Anayasasına atıflar yaparak bugün bile birtakım haklardan bahsetmektedir. Oysa bu anayasa, 1992 yılında kabul edilen anayasadan önce kabul edilmiş ve Kerkük’ün statüsü tartışmaya açık bırakılarak sürecin de 2007 yılı sonunda tamamlanacağı kararlaştırılmıştır. 
Dolayısıyla Bölgesel Kürt Yönetimi Anayasasında var olan bazı hükümlerin yeni yapılan 2005 Anayasasına aykırı olmasının mümkün görülmediği değerlendirilmiştir.
Petrol kaynaklarının bütün Irak’a ait olduğu ilke olarak anayasada belirtilmekle birlikte, gerek uygulamaya dönük maddeler gerekse mevcut ve potansiyel kaynaklar hakkındaki muğlâk ifadeler, ciddi soru işaretlerine sebep olmuştur.
Irak’ın geleceği konusunda
Yazılarımdan birinde fiilen olmasa bile din ve siyaset ağırlıklı olarak Irak’ın üçe bölüneceğini belirtmiştim. Güneyde Şiiler, ortada Sünni Araplar ve kuzeyde Kürtler... Kuzey hep sancılı olmuştur; yine de öyle olacaktır. Liderliğini Barzani’nin yaptığı kuzeydeki Kürt Bölgesel Yönetiminin kendi anayasa taslağını yeniden hazırlamaktadır. Taslak Md: 2’de,
“Kürdistan Bölgesi, 1970 öncesindeki sınırlarıyla Kerkük, Süleymaniye ve Erbil vilâyetlerinden, Duhok vilâyetinden ve yanı sıra Aqra, Şeikhan (Şexan), Sincar bölgelerinden, Ninova vilâyetindeki Zimar alt bölgesinden, Diyala vilâyetindeki Xanıqın ve Mandalı bölgelerinden ve El-Wasit vilâyetindeki Badra bölgesinden oluşur.” ibaresiyle Kürt Yönetimi’nin sınırları yeniden çizdiği görülmektedir.  Kürdistan Bölgesinin gelirlerinin zikredildiği Md: 70’te ise,
“Kürdistan Bölgesi’nin doğal kaynak, özellikle de petrol gelirlerinden aldığı pay, petrol ürünlerinin ülke içinde ve dışında satılmasından elde edilen gelirlerden, Irak Federe Cumhuriyeti’ne verilen hibe, yardım, yurtdışı krediden, bölgenin nüfusunun Irak’ın toplam nüfusuna oranı ölçüsünde alınan pay.” şeklinde yerini almıştır. Irak Merkezi Yönetimi bu gelişmelere sıcak bakmamaktadır.    
Taraf olmak
Barzanî; ABD,  Irak merkezi yönetimi ve Türkiye arasında taraf tutmak veya karşı durmak şeklindeki seçeneklerle uğraşmaktadır. Kürt Bölgesel Yönetimi, merkezi hükümete karşı zaman zaman Türkiye’nin yanında yer almış, Türkiye’ye karşı bozuk olduğu zamanlarda da ABD’nin eteklerinden tutunmaya kalkmıştır. Eğer ABD, Kürt Yönetimi’nin sırtını sıvazlamış ve Türkiye’ye karşı dolduruşa getirmişse Barzani Hazretleri, Türkiye’ye posta koymaktan da geri kalmamış...
Barzani yönetimi, PKP terör örgütünün Türkiye tarafından kovalanması gündeme gelince tedirginlik yaşamış, Kandil’deki bölücübaşı yedeklerinin Kürt Bölgesel Yönetimine üfürmesi karşısında Türkiye’ye el açmıştır. Ne yapsın, kendi çöplüğünde eşelenip duruyor işte! İktidarını devam ettirmek için de Türkiye’ye gelip gidiyor. Saltanatının daim olmayacağı kaygısına kapıldı galiba?

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam