Çanakkale’den karşı sahile bakıldığında Kilitbahir Kalesi’yle Eceabat arasındaki tepede “Dur yolcu!” diye başlayan ve ”…bir devrin battığı yerdir.” şeklinde biten anlamlı sözler görülür. Bir devrin kapandığı bu toprakların az kuzeyindeki Bolayır sırtlarında da Çimpe[i] Kalesi bulunmaktadır.
Çimpe Kalesi’nin tarihçesi
Bazı kaynaklarda 1349 yılında Sırpların Selanik’i ele geçirmek üzere bulundukları sırada Türk kuvvetleriyle ittifak eden Bizans kuvvetlerinin şehri kurtardıkları belirtilmiştir. Daha sonra İmparator Kantakuzen, Edirne’nin muhasarası sırasında Orhan Gazi’den yardım görmüş ve oğlu Mateos’un Sırp ve Bulgarların eline geçmesini bu şekilde önleyebilmiştir.
Türk kuvvetlerinin başında bulunan Orhan Bey’in büyük oğlu Süleyman Paşa, Anadolu’ya dönerken Kantakuzen’in Türklerin yardımına karşılık Gelibolu Yarımadası’nda vermiş olduğu Çimbi veya Çimpe Kalesi’nde 1353 yılında bir miktar asker bırakmıştır.[ii]
Osmanlı Beyliği’nin Süleyman Paşa komutasındaki kuvvetleri, 1354 yılında tekrar Rumeli’ye ayak basarak Bizans’a karşı batıdan gelecek bir tehdit unsuru olmaya başlamıştır. Osmanlı Beyliği’nin fetihlere girişmesi ise imparatorluğa geçiş süreci demektir. Böylece yeni bir devir, yeni bir çığır açılmıştır. Aynı yıl Türkler, Gelibolu ve Bolayır’ı fethetmişlerdir.
Bu arada şiddetli bir deprem[iii] yaşanmasıyla buradaki beldelerde bulunan kalelerin bazı yerleri yıkılmış ve Türkler kaleleri fethederek Trakya’yı ele geçirmişlerdir. Tabii her çarpışmanın doğal yasası gereği bazı insanlar hayatlarını kaybetmişlerdir.
Kalenin konsepti
Canlar pahasına alınan topraklardaki ata yadigârı bu eski Bizans kalesinin planı, hem Saros’a hem de Boğaz’a hâkimiyetiyle o günün savunma konseptine uygundur. Bugün için Türklerin Rumeli’ye geçişlerine simge oluşturur. Bir çığır açılmasına neden olmuştur. Hal böyleyken o güzelim kaleyi gezmeye kalktığınızda bazı eksiklikler ve uygunsuzluklar görürsünüz.
Bu kalenin iç mekânları şarapçılara mesken olmuştur. Bira kutularını, şişeleri, yemek artıklarını ve gazeteye sarılıp atılmış şeyleri her tarafta görmek mümkündür. İnsanlar tek başına gitmeye cesaret bile edemezler. Her taraf pislik yuvası olmuş, sur içindeki sahayı otlar bürümüştür. Özellikle turistlerin bu olumsuz görüntülerle karşılaşmaları kabul edilemez.
Kaleye ilgi gösterilmesi
Çimpe Kalesi’nin acilen ele alınması gerekiyor. Güneyli beldesi Martı Otel sahibi Sn. Suat Bekyar’ın kale ile ilgili faaliyetlere katkısı olduğunu öğrendim.
Başta Kültür Bakanlığı olmak üzere Bolayır’daki yerel yönetimin ve STK’ların buraya karşı ilgisini biraz arttırması gerekiyor. Büyük masraf ve zaman gerektirmesi bakımından belki restorasyon işlemi daha sonrası için düşünülebilir. Belki Çanakkale ve Tekirdağ üniversitelerinden destek alınıyor hatta hazırlanmakta olan bir proje üzerinde çalışılıyor da olabilir.
Yapılacak işler
Öncelikle yapılacak iş, kuru ot ve dikenlerle mücadele edilmesi, bayrak direğinin yaptırılması, iç mekânlardaki pisliklerin temizletilmesi ve bir sorumlu kişinin tayin edilmesi olmalıdır.
Girişteki tabelanın sökülerek Çanakkale şehitliklerindeki gibi mermer blok üzerine yazı yazdırılmasının daha uygun olacağını düşünüyorum. Ayrıca giriş için küçük bir ücret alınabilir. Aksi takdirde diğer bir kıtaya geçişte çığır açılmasına neden olan Çimpe Kalesi’nin “…bir devrin battığı yer…” olarak anılmasına hiç şüphe kalmayacaktır.
[i] Hayrullah Efendi tarihinde Çimbicik adıyla zikredilir.
[ii] Uzunçarşılı, İsmail, Hakkı, Büyük Osmanlı Tarihi, c: 1, Ba: 7, s: 136, 137
[iii] İnalcık, Halil, Devlet-i Aliye, Türkiye İş Bankası Kültür Ya. Baskı: 17, İstanbul, 2009, s: 51