SON DAKİKA
reklam
reklam

Suriye’yi cezalandırma

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Ağustos 2020, Pazartesi - 09:13   Okunma Sayısı:

ABD dayanamadı ve sonunda Suriye’ye karşı yeni ekonomik yaptırımları uygulamaya başladı. İşin garibi yaptırım uygulananların başında Besar Esad’ın eşi Esma Esad yer alıyor. Bayan Esad’la birlikte 39 kişinin daha –tabii varsa- ABD’deki mal varlıklarının dondurulacağı da açıklanmıştır.

 

Sivillere saldırılar

Aslında Beşar Esad yönetimini cezalandırmanın arkasında "sivillere yönelik saldırıları durdurmaması" yatmaktadır. Ayrıca Suriye hapishanelerindeki işkenceleri yansıtan 52 bin civarındaki fotoğraf da belge olarak kabul edilmektedir.

Suriye, Rusya ve İran hükümetleri adına Suriye'de askeri faaliyet yürüten ya da mali, maddi ve teknolojik destek sağlayan kişiler de çıkarılan yasa kapsamına alınmıştır. Bu destekler;

 

  1. Suriye hükümetinin petrol ve doğal gaz üretimine,
  2. Askeri uçak alımı ve bakımına,
  3. Büyük proje ve tesisleri ayağa kaldıracak mal ve teknoloji temini, bunların alımı ve

satışına dair haller…

 

Yaptırım uygulama

Bu koşullar ABD Başkanı’na gerekli yabancı kişilere de yaptırım uygulama yetkisi veriyor. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise, yaptığı yazılı açıklamada, “Esma Esad’ın Suriye’nin en ünlü savaş vurguncularından biri haline geldiğini" belirtmesi çok önemli bir husustur.

Bu tarzın, Suriyeli yöneticilere kızarak Suriye halkını cezalandırmak olacağını söylemek doğru olacaktır sanırım. Yıllarca süren amaçsız ve sonuçsuz savaştan yorgun düşmüş Suriye halkının durumu giderek kötüleşecektir. Suriye Lirası giderek büyük değer kaybına uğramakta, gıda, ilaç ve tarım ürünlerinin fiyatları artmaktadır.

İç savaş süresince 400 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği, 10 milyondan fazla insanın göç etmek zorunda kaldığı belirtilmektedir. Bütün bu sıkıntılara rağmen Esad yönetimi canını dişine takmış, halkını umursamaz şekilde ülkenin büyük kısmında kontrolü ele geçirmiş ve icraatına devam etmektedir.

Rusya ve İran’ın Suriye’yi destekleyen politikaları sonucu bu kör döğüşünün devam edeceği bilinen bir gerçektir. Bu grup kendisini mazlumun yanında ve savunucusu görürken ABD, yöneticileri cezalandırma ve ülkeye demokrasi getirme havasındadır. Avrupa ise bu olaya daha başka bir gözlükle bakmaktadır.

 

Değişik yerlerde operasyonlar

 

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak'ın kuzeyindeki Haftanin bölgesine "Pençe-Kaplan Operasyonu" adıyla yeni bir harekât başlatmıştı. Bu harekâta Hava Kuvvetleri, ateş destek vasıtaları, ATAK helikopterleri, İHA ve SİHA’larla desteklenen komandolar katılmıştı.

Fırtına obüsleri ile ÇNRA’ların da kullanıldığı atışlarda 150’den fazla hedefin vurulduğu öğrenilirken, atışlarla bölgenin yumuşatılması sonrasında yapılan hava hücum harekâtında belirlenen bölgelere komandolar karadan ve havadan sızma harekâtı icra ettiği açıklanmıştı.

Şu âna kadar tam bir başarı elde edilmiştir. Harekât, başarılarla öne çıkarken bir cepheden farklı görüşler çıkmıştır ortaya…

 

 

 

 

Karayılan’ın itirafları

TSK’nın MİT’ten aldığı bilgilerle yaptığı operasyonların yankıları devam ediyor. Bu yankıların başında gücünü yitiren PKK/KCK’nın çaresizliği görülüyor şüphesiz.

 

Bakın neler demiş:

  1. Türkiye, PKK’ya karşı yürüttüğü operasyonlarda ileri düzeyde teknoloji, askeri ve

sivil istihbarat çalışmaları ve savaş teknikleri uygulamaktadır.

  1. PKK ve örgütün unsurları istihbarat konusunda eksik ve yetersiz kalmaktadır.

Dolayısıyla örgüt hareket tarzlarını belirleyememiş ve uygulayamamıştır.

  1. Türkiye, saha istihbaratını İHA’lardan elde ettiği görüntü ve bilgilerle daha güçlü hale

getirmektedir.

  1. Kürt halkı örgüte desteğini azaltmış hatta kesme durumuna gelmiştir. Ayrıca Kürt halkı

Türk istihbaratına para uğruna bilgi satmaktadır. Kürt gençleri ajanlaştırılmaktadır.

 

Gafil muhbir, bilmeden uluorta konuşarak kendisini ele veren kişi demektir. Karayılan Hazretleri (!) şüphesiz bir gafil muhbirdir. İnsan kendisini veya örgütünü küçük düşürecek bir demeç verir mi? Karayılan, Kürt halkına dil uzatmış, onları ajanlıkla itham ederek küçümsemiştir. Kendi tabiriyle düşmanı (tabii ki T.C’yi) yüceltmiş, örgütü pasif ve beceriksiz duruma düşürmüştür. Ayrıca kendi istihbarat bilgilerinin düşük kapasitede olduğunu da vurgulamıştır.

Burada bir disiplin zafiyeti vardır ve “Mağara Mahkemeleri” bunun gereğini yapacaktır (!). Ağababaları olan Amerikan, Rus ve İsrail istihbarat örgütleri de “Terör örgütüne bu ne biçim önderlik yav?” diyorlardır…

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam