SON DAKİKA
reklam
reklam

Lozan Antlaşması

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Ağustos 2020, Cuma - 09:09   Okunma Sayısı:

   9 Ağustos 2020 Pazar akşamı Habertürk kanalda Lozan Antlaşması ile ilgili bir program vardı. Biliyorsunuz Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde Cumhuriyet’in kuruluşunun hemen öncesinde imzalanmıştır. Anlatılanları ilgiyle dinledim, notlar aldım ve önceki notlarımla karşılaştırdım.

 

   Harp Okulu yıllarımızda harp tarihi derslerinde de antlaşmayla ilgili hususların altlarını çize çize okumuş, Taha Akyol’un “Lozan” isimli kitabını da satır satır hatmetmiştim. Ayrıca İsmet İnönü’nün hatıra, demeç ve röportajlarını da inceledim. Konu hakkında detaylı bilgiler vardır.

 

   Umarım büyük çoğunluk bu programı dinlemiştir. Artık Lozan’ın gizli maddelerinden, Ege Adalarının elden çıkarıldığından, Musul’un sebepsiz yere İngilizlere bırakıldığından kimse söz etmez.

 

Konferans günleri

   Lozan Konferansı 20 Kasım 1922’de başlamıştır. Bir tarafta İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya devletleri yer alırken diğer tarafta Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti yer alıyordu. Boğazlara yönelik işlerin müzakeresine Karadeniz’de kıyıları olması dolayısıyla Rus ve Bulgar hükümetleri de iştirak etmişlerdir.

 

   İsmet Paşa’nın karşılaştığı diplomatlar birinci sınıf devlet adamlarıdır. İsmet Paşa bu husumet dünyasına karşı göğüs germiştir. Birinci Dünya Harbi’nin galip devletlerinin Hariciye Nazırlarına yani dünyanın ünlü diplomatlarına karşı genç bir Türk generali mücadele vermiştir.

Lord Kürzon, Türkiye’deki azınlıkların himaye edilmesine lüzum göstermişti.

 

İsmet Paşa’nın konuşmalarından

 

“… Sekiz senedir Türkiye’de yalnız şu veya bu azınlık değil, bütün halk ıstırap çekmiştir. Silahı elinden alınan Türkler son dört yıl zarfında her tarafta tecavüze uğramışlardır. Türk ahali kendi vatandaşları aleyhine ve bütün Kara Kuvvetleri bu ülkenin aydınları aleyhine tahrik edilmişlerdir.

 

   Yunanların Anadolu’da 27 şehir, 1.400 köy, 98.000 ev yıktıkları sabit olunmuştur. Harbin uzamasıdır ki, bu ıstıraplara sebep olmuştur. Sulhü yapınız bu ıstıraplar diner…”

 

   Kapitülasyonlar konusunda da İsmet Paşa’nın tavrı sert olmuştur. “… Bir daha söylüyorum. Türkiye kapitülasyonlar yerine hiçbir şekilde kayıt ve imtiyaz kabul edemez, etmeyecektir…”

 

   Curzon, 14 Aralık 1922’de Londra’dan eşine yazdığı mektupta, “… Türkler sanki dünyanın fatihleriymiş gibi her noktaya karşı çıkıyorlar…” derken İsmet Paşa’ya da, “… Yunanistan’ı yendiniz, ama müttefikleri yenmiş değilsiniz.” demiştir.

 

   Yine İsmet Paşa hatıralarında, “… Birinci Dünya Savaşı’nı müttefiklerimizle beraber kaybettik. Türkiye dört sene daha savaşa devam etti ve 1922’de kesin bir neticeyle zafere ulaştı. Sırası geldikçe Lord Curzon bana Mondros Mütarekesi’ni hatırlatırken ben de ona Lozan’a Mudanya’dan geldiğimi söylerdim…” demektedir.

 

   Bu konuşma ve sataşmalar Lozan’daki Türk heyetini ne kadar küçük gördüklerini, yeri geldiğinde tahkir etmeye kadar gittiklerini söyleyebiliriz.

   Lozan Konferansı’nın 4 Şubat’ta kesintiye uğrayan I. Döneminde İsmet Paşa’nın İngiltere ile olan sorunlarda, bilhassa Boğazlar ve Musul sorunlarında Curzon’la uzlaştığını, II. Dönemde kapitülasyonlar ve iktisadi konularda Fransa ile çatıştığını görüyoruz.

 

   Vatan sevgisi son derece yüksek olan İsmet Paşa’nın, İngilizlerin kendisine yaptığı dayatmaları, çekirdekten yetişme siyasetçi gibi diplomatik manevralarla nasıl savuşturduğunu, kesin kararlılığını ve Cumhurbaşkanı Atatürk ile yürüttüğü diyaloğu görmek lâzımdır…

 

   Bu vesileyle Milli Mücadele kahramanlarını başta Atatürk olmak üzere bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam