O, ‘Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur’ demişti. 8 asırdır, İslam ve İnsanlık dünyasını görüş ve fikirleriyle aydınlatan Hacı Bektaş-ı Veli ölümünün 749.Yıldönümünde bir kez daha saygı,sevgi,rahmet ve minnetle anlıyor.
Horasan Melametîliğinin önde gelen temsilcilerinden Yusuf Hemedani'nin öğrencisi olan, Hoca Ahmed Yesevi tarafından kurulmuş olan Yesevîlik tarikâtının Anadolu'daki en faal uygulayıcısı konumunda 13. yüzyıl Anadolu'sunun İslâmlaşma sürecine önemli katkılarda bulunarak adını “Horasan Erenleri” olarak anılan şahsiyetler arasına yazdıran, 16. yüzyılda ise Balım Sultan önderliğinde 14. ile 15. yüzyıl Azerbaycan ve Anadolu'sunda yaygınlaşmış olan Hurûfîlik akımının etkisi altında kalınmak suretiyle ibahilik, teslis (üçleme), tenasüh ve hülul anlayışlarını da bünyesine alarak kurumsallaşan Bektaşîlik tarikatının isim babası olan Hacı Bektaş-ı Veli 1209’da bugün İran sınırları içinde olan Nişabur’da doğar. İlk bilgilerini Ahmet Yesevi’nin halifelerinden olan Şeyh Lokman-ı Perende’den alır. Cengiz Han istilası nedeniyle kardeşi Menteş’le birlikte Horasan’dan gelerek Anadolu’da önce Amasya, Kırşehir ve Kayseri’ye, sonra da Sulucahöyük (Hacıbektaş)’e yerleşir. Kaynaklar ışığında diğer önemli Türkmen şeyhleri gibi Hacı Bektaş’ın da kendisine bağlı bir aşiretle birlikte Yesevilik ve Kalenderilik’in karışımından oluşan Haydarilik tarikatının bir mensubu olarak Anadolu’ya geldiği düşünülmektedir.
Aslen Horasanlı olan ve Nişâbur şehrinde doğduğu bilinen Hacı Bektaş Veli şeyhinin dergâhında üç yıl hizmet ettikten sonra, şeyhinden emanetleri ve icazeti alır. Şeyhinin, "Müjdeler olsun ki Kutb'ul aktâblık" senindir; kırk yıl hükmün vardır. Şimdiye dek bizimdi, bundan sonra senindir. Biz bu yokluk yurdunda çok eğlenmeyiz, âhirete gideriz. Var, seni Rum'a saldık. Sulucakarahöyük'ü sana yurt verdik. Rûm abdallarına seni baş yaptık, demesiyle, Hacı Bektaş, Anadolu'ya gelmek için yola çıkar. Velayetnamedeki bu kayıt, tarihî kaynaklarca da doğrulanmaktadır.
Hacı Bektaş'ın Amasya, Kayseri, Sivas şehirlerine gittiği daha sonra Karacahöyük'e yerleştiği de Aşıkpaşazâde tarafından nakledilmektedir. Değişik kaynaklarda Hacı Bektaş'ın önce Necef, Kerbelâ, Bağdat ve bazı imamların makamlarını ziyaret ettiği; Şanı Kudüs, Halep, Gaziantep, Elbistan, Tarsus, Bozhöyük, Muğla Kalesi gibi birtakım yerleri de dolaştığı kaydedilmektedir.
Hacı Bektaş-ı Veli hakkında; Sulucakarahöyük’teki toplumun içinde bir Türkmen şeyhi olarak mürşitlik (yol göstericilik) görevini sürdürdüğü, zaman zaman, bugün bir ziyaret yeri olan mağarada inzivaya çekilen, kimi kez ise köyün hayvanlarını otlatmak gibi günlük işlerle uğraşan biri olduğu yolunda menkıbeler çoktur. “Vilayetname”ye göre de Ürgüp yöresindeki Hıristiyanlarla sıkı ilişkiler geliştirerek onların İslâmiyet’i kabul etmelerine zemin hazırladı. Şamanist olan Moğolların Müslüman olmaları için de halifelerini Anadolu’nun her köşesine gönderirdi. Anadolu’daki Müslüman ve gayrimüslim topluluklar arasında bir yakınlaşma ortamının doğmasına önemli katkılarda bulundu.
Bu sırada Anadolu’da dinsel, ekonomik, askeri ve toplumsal bir kuruluş olan ve kendisinin de bağlı olduğu Ahilik ile büyük hizmetler yapan Hacı Bektaş-ı Veli ve öğrencileri, Osmanlı sultanları tarafından da sevildi ve saygı gördü. O sıralarda kuruluş döneminde olan Osmanlı Devleti’nin sağlam temeller üzerine oturmasında büyük hizmetleri olduğu kimi kaynaklarda belirtilir. Sultan Orhan zamanında oluşturulan “Yeniçeri Ordusu”na dua ederek, askerlerin sırtlarını sıvazlardı. Böylece Hacı Bektaş-ı Veli’yi kendilerine manevi pir olarak kabul eden Yeniçeri Ordusu, manevi yaşamını ve disiplinini ona bağladı. Hacı Bektaş-ı Veli, yüzyıllarca Yeniçeriliğin piri, üstadı ve manevi koruyucusu olarak bilindi. Bu bağlılık ve yakınlık, Yeniçerilerin barış zamanındaki talimleri ve savaşlardaki gayret ve kahramanlıklarında çok olumlu sonuçlar verdi. Bütün bunlar, halk ile Yeniçeriler arasındaki yakınlığı kuvvetlendirdi. Yeniçerilerin, dervişler gibi cihat arzusuyla dolu ve görülmemiş derecede kahraman ve fedakâr oluşlarında, bu durum olumlu etkiler gösterdi.
Horasan erlerinden Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri'ni, İslamî ilimlerde otorite olacak derecede âlim bir mutasavvıf, İslam'ın sevilmesine vesile olan biri veli, bir Allah dostu olduğunda şüphe yoktur. Ahi Evran Hazretleri'nin esnafı teşkilatlandırması gibi, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri de konargöçer Türkmen aşiretlerini teşkilatlandırmıştır. Ehli Sünnet inancının yayılmasına hizmet ettiği şüphesizdir. Mevlana ve Yunus Emr’nin dönemdaşı olarak kabul edilir.